Bakan Göktaş: "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk"
POLİTİKA
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
02.06.2026 - 17:30, Güncelleme:
02.06.2026 - 16:43
Bakan Göktaş: "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk"
Bakan Göktaş: "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’deki aile yapısı hakkında, "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk. Böylece aile ve nüfus politikalarımızı, Türkiye’nin kalkınma ve gelecek vizyonunun ana akım unsurlarından biri haline getirdik" dedi.Bakan Göktaş, Ankara Hakimevi’nde düzenlenen "Veriden Vizyona: Üç Kuşak Bir Türkiye Araştırma Bulguları Paylaşım Programı’na katıldı. Bakan Göktaş, sosyal politika üretiminde veriye dayalı yaklaşımın önemine dikkat çekerek, aile yapısındaki dönüşümün çok boyutlu analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Düzenlenen programda konuşan Bakan Göktaş, aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik politikaların bilimsel veriler ışığında şekillendirildiğini belirterek, kuşaklar arası değişimin doğru okunmasının sosyal hizmet politikaları açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Bakan Göktaş, dijitalleşme, demografik dönüşüm ve toplumsal ilişkilerdeki değişimin aile yapısını etkilediğini, bu nedenle veriye dayalı analizlerin karar alma süreçlerinde belirleyici olduğunu söyledi. Söz konusu araştırmanın, Türkiye’de üç kuşağın aile yapısı, sosyal ilişkiler, değerler ve toplumsal dönüşüm ekseninde değerlendirilmesine katkı sunmasının hedeflendiği belirtilirken, elde edilen bulguların sosyal politika geliştirme süreçlerine ışık tutacağı kaydedildi."Bugün sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede aile yapıları değişiyor"Yaşlı nüfusun birçok ülkede artışa geçtiğini belirten Bakan Göktaş, "Çocuğun güven duygusu, bir gencin yön bulma arayışı, yaşlının huzurlu bir hayat sürmesi öncelikle aile içinde karşılık bulur. Genç ve dinamik nüfus, bu tablonun ayrılmaz parçasıdır. Dolayısıyla aileyi yalnızca bireysel tercihlerden ibaret, nüfusu da sadece sayısal artış veya azalış meselesi olarak ele alamayız. Çünkü bugün sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede aile yapıları değişiyor. Nüfus dengeleri dönüşüyor, kuşaklar arası ilişkiler farklılaşıyor. Evliliklerin azalması, gençlerin daha geç evlenmesi, çocuk sahibi olma kararının ertelenmesi ve doğurganlık hızının düşmesi artık geçici eğilimler olarak görülemez. Bu gelişmeler; çalışma hayatını, sosyal güvenlik sistemini, milli savunma gücünü, sağlık ve bakım hizmetlerini, üretim kapasitesini ve kuşaklar arası dayanışmayı doğrudan etkilemektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yıllar önce güçlü bir öngörüyle, aile ve dinamik nüfus yapısının karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çekmiştir. Geldiğimiz nokta, Sayın Cumhurbaşkanımızın, bu riskleri varoluşsal bir tehdit olarak görmesinin ne kadar isabetli olduğunu teyit etmekte. Biz bugün bu uyarıyı, devlet aklıyla ve kararlı bir iradeyle üstlenilmesi gereken tarihi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz" diye konuştu."Aile Yılı boyunca, 20 bine yakın etkinlik düzenledik"Aileyi ve toplumu güçlendirmeyi büyük bir sorumluluk olarak gördüklerini ve çalışmalarını bu yönde sürdüreceklerini ifade eden Bakan Göktaş, "Aileyi güçlendirmeyi, dinamik nüfusumuzu korumayı; milletimizin bekası ve devletimizin istikbaliyle doğrudan ilgili stratejik bir alan olarak görüyoruz. Bu doğrultuda çalışmalarımızı; sahip olduğumuz köklü tarihi birikim, bilimsel zeminde şekillenen politikalarımız ve insanı merkeze alan bir yönetim anlayışı üzerine kuruyoruz. Hiç şüphesiz, son yıllarda attığımız tüm adımlar, bu esaslar üzerinde yükselen, büyük medeniyet yürüyüşümüzün birbirini tamamlayan halkalarıdır. 2024 yılında yürürlüğe koyduğumuz, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik bir ilk olan ‘Vizyon Belgemiz ve Eylem Planımız’, politikalarımızda yeni bir dönemin kapısını araladı. Nüfus Politikaları Kurulumuz ile çalışmalarımızı kurumlar arası güçlü bir eşgüdüm zeminine taşıdık. Aile ve nüfus politikalarımızı sahayı doğrudan dikkate alan bir yaklaşımla şekillendirmek için Aile Enstitümüzü kurduk. 2025 Aile Yılı’nda, çalışmalarımıza güçlü bir ivme kazandırdık. Aile Yılı boyunca, 20 bine yakın etkinlik düzenledik. Hanelerimize dokunan projeler hayata geçirdik. Aile ve Gençlik Fonu ile, gençlerimizin kuracağı yuvaların huzuruna hizmet eden bereketli bir desteğe dönüştürdük" şeklinde konuştu."Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk"Türkiye’nin doğurganlık hızının gittikçe kritik noktalara kadar düştüğünü dile getiren Bakan Göktaş, "Doğum desteklerimizi yeniden yapılandırarak büyüyen ailelerimize destekler sunduk. TOKİ sosyal konutlarında, üç ve daha fazla çocuğa sahip ailelerimize özel kontenjanlar ayırdık. Memurlarımızın, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma hakkından yararlanmalarının önünü açtık. Kamu kurum ve kuruluşlarımızda kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için adımlar attık. Doğum sonrası annelik ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına öncülük ettik. Çocuklarımızı dijital mecraların zararlı etkilerinden korumak amacıyla kapsamlı bir hukuki düzenlemeyi hayata geçirdik. Geliştirdiğimiz özgün modeli, ‘aile diplomasisi’ ile bu alandaki tecrübemizi uluslararası düzeyde daha da görünür hale getirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak ilan etmesiyle, uzun soluklu bir dönüşümün ilk atılımlarını yaptık. ‘Aileyle köklenen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen Türkiye’ idealini yeni dönemin ana istikameti haline getirdik. Milli Aile Haftası ile; aile bağlarımızı ve nesiller arası dayanışmayı, ülkemizin geleceğine güç veren milli bir sahiplenmeye dönüştürdük. ‘Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi’ ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk. Böylece aile ve nüfus politikalarımızı, Türkiye’nin kalkınma ve gelecek vizyonunun ana akım unsurlarından biri haline getirdik" dedi."Bu anlayışla, aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik"‘Veriden Vizyona: Üç Kuşak Bir Türkiye’ araştırma sonuçlarına da değinen Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:"Bu anlayışla, aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz. Devletimizin çatısı ne kadar sağlam olursa o çatıyı ayakta tutacak olan güçlü ailelerdir. Bugün kamuoyuyla paylaştığımız araştırmamızın sonuçları, bu büyük vizyonun hanelere temas eden yüzüdür. Araştırmamızı, farklı bölgesel ve sosyoekonomik özelliklere sahip 12 ilde yürütüldü. 6 bin 530 haneye ulaştık, 10 bin 408 vatandaşımızla yüz yüze görüşmeler yaptık. Araştırmamızda; dört bölgesel tipolojiyi ve üç kuşağı birlikte ele aldık. Kadınların ve erkeklerin beklentileri birlikte değerlendirildi. Bu yönüyle çalışma, ülkemizde bu ölçekte yapılmış nadir araştırmalar arasına adını yazdırdı. Araştırmamız evlilik ve doğurganlık olgularını üç temel boyutta inceledi; deneyimler, algılar ve planlar. Yani sadece ‘ne oldu?’ sorusuna değil, ‘İnsanlar bunu nasıl değerlendiriyor, nasıl anlamlandırıyor ve gelecek için ne düşünüyor, ne istiyor?’ sorularına da cevap aradık. Bu çalışma bizlere yalnızca bugünün fotoğrafını sunmadı. Aynı zamanda, kuşaklar arası değişimi, bölgeler arasındaki farklılıkları ve toplumsal beklentileri bir arada resmeden dinamik bir Türkiye tablosunu ortaya koydu. Araştırmamız, şunu söylüyor. Evlilik kurumu, bu toplumun ana omurgası olmayı sürdürüyor. Evli bireylerin yüzde 96,28’inin hayatında tek evlilik yapması ve evlilik süresinin yaklaşık 20 yıl olması, evliliklerin büyük oranda kalıcı bir yapı taşıdığını gösteriyor. Bu tablo, toplumumuzun aileye ve evliliğe verdiği değerin, hala güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak aynı araştırma, üzerinde dikkatle durmamız gereken bazı uyarılar da veriyor. Özellikle doğurganlık konusunda, kuşaklar arasında belirgin bir değişim görüyoruz. Ortalama canlı doğum sayısının, birinci kuşaktan ikinci kuşağa neredeyse yarı yarıya gerilediğine dikkat çekiyor. Üstelik bu düşüş, ülke genelinde aynı seyirde izlemiyor. Bölgelerimiz arasında belirgin farklılıklar da gösteriyor.""İlk evlenme yaşları yükselmiş"Yapılan araştırma sonucunda son yıllarda Türkiye’de ve dünyada ilk evlenme yaşının arttığına dikkat çeken Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Mehmet Arabacı ise, "Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de evlilik davranışlarında önemli değişimler söz konusu. İlk evlenme yaşları yükselmiş. Evlilik kararları ertelenmiş ve aile yapısında da birtakım dönüşümler yıllar içerisinde kademe kademe ilerleyerek gelmiş. Bu değişimin arkasında yapılan araştırmalarda kimisinde eğitim seviyesindeki artış, kimisinde kentleşme, kimisinde ekonomik beklentiler, kimisinde yaşam tercihlerinin farklılaşması gibi birçok faktör olabilir. Bu tür faktörleri de TÜİK olarak düzenli bir şekilde izliyoruz" ifadelerine yer verdi.Programa Bakan Göktaş’ın yanı sıra TÜİK Başkanı Mehmet Arabacı, Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan ve akademisyenler katılım sağladı.
Bakan Göktaş: "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’deki aile yapısı hakkında, "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk. Böylece aile ve nüfus politikalarımızı, Türkiye’nin kalkınma ve gelecek vizyonunun ana akım unsurlarından biri haline getirdik" dedi.
Bakan Göktaş, Ankara Hakimevi’nde düzenlenen "Veriden Vizyona: Üç Kuşak Bir Türkiye Araştırma Bulguları Paylaşım Programı’na katıldı. Bakan Göktaş, sosyal politika üretiminde veriye dayalı yaklaşımın önemine dikkat çekerek, aile yapısındaki dönüşümün çok boyutlu analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Düzenlenen programda konuşan Bakan Göktaş, aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik politikaların bilimsel veriler ışığında şekillendirildiğini belirterek, kuşaklar arası değişimin doğru okunmasının sosyal hizmet politikaları açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Bakan Göktaş, dijitalleşme, demografik dönüşüm ve toplumsal ilişkilerdeki değişimin aile yapısını etkilediğini, bu nedenle veriye dayalı analizlerin karar alma süreçlerinde belirleyici olduğunu söyledi. Söz konusu araştırmanın, Türkiye’de üç kuşağın aile yapısı, sosyal ilişkiler, değerler ve toplumsal dönüşüm ekseninde değerlendirilmesine katkı sunmasının hedeflendiği belirtilirken, elde edilen bulguların sosyal politika geliştirme süreçlerine ışık tutacağı kaydedildi.
"Bugün sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede aile yapıları değişiyor"
Yaşlı nüfusun birçok ülkede artışa geçtiğini belirten Bakan Göktaş, "Çocuğun güven duygusu, bir gencin yön bulma arayışı, yaşlının huzurlu bir hayat sürmesi öncelikle aile içinde karşılık bulur. Genç ve dinamik nüfus, bu tablonun ayrılmaz parçasıdır. Dolayısıyla aileyi yalnızca bireysel tercihlerden ibaret, nüfusu da sadece sayısal artış veya azalış meselesi olarak ele alamayız. Çünkü bugün sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede aile yapıları değişiyor. Nüfus dengeleri dönüşüyor, kuşaklar arası ilişkiler farklılaşıyor. Evliliklerin azalması, gençlerin daha geç evlenmesi, çocuk sahibi olma kararının ertelenmesi ve doğurganlık hızının düşmesi artık geçici eğilimler olarak görülemez. Bu gelişmeler; çalışma hayatını, sosyal güvenlik sistemini, milli savunma gücünü, sağlık ve bakım hizmetlerini, üretim kapasitesini ve kuşaklar arası dayanışmayı doğrudan etkilemektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yıllar önce güçlü bir öngörüyle, aile ve dinamik nüfus yapısının karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çekmiştir. Geldiğimiz nokta, Sayın Cumhurbaşkanımızın, bu riskleri varoluşsal bir tehdit olarak görmesinin ne kadar isabetli olduğunu teyit etmekte. Biz bugün bu uyarıyı, devlet aklıyla ve kararlı bir iradeyle üstlenilmesi gereken tarihi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz" diye konuştu.
"Aile Yılı boyunca, 20 bine yakın etkinlik düzenledik"
Aileyi ve toplumu güçlendirmeyi büyük bir sorumluluk olarak gördüklerini ve çalışmalarını bu yönde sürdüreceklerini ifade eden Bakan Göktaş, "Aileyi güçlendirmeyi, dinamik nüfusumuzu korumayı; milletimizin bekası ve devletimizin istikbaliyle doğrudan ilgili stratejik bir alan olarak görüyoruz. Bu doğrultuda çalışmalarımızı; sahip olduğumuz köklü tarihi birikim, bilimsel zeminde şekillenen politikalarımız ve insanı merkeze alan bir yönetim anlayışı üzerine kuruyoruz. Hiç şüphesiz, son yıllarda attığımız tüm adımlar, bu esaslar üzerinde yükselen, büyük medeniyet yürüyüşümüzün birbirini tamamlayan halkalarıdır. 2024 yılında yürürlüğe koyduğumuz, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik bir ilk olan ‘Vizyon Belgemiz ve Eylem Planımız’, politikalarımızda yeni bir dönemin kapısını araladı. Nüfus Politikaları Kurulumuz ile çalışmalarımızı kurumlar arası güçlü bir eşgüdüm zeminine taşıdık. Aile ve nüfus politikalarımızı sahayı doğrudan dikkate alan bir yaklaşımla şekillendirmek için Aile Enstitümüzü kurduk. 2025 Aile Yılı’nda, çalışmalarımıza güçlü bir ivme kazandırdık. Aile Yılı boyunca, 20 bine yakın etkinlik düzenledik. Hanelerimize dokunan projeler hayata geçirdik. Aile ve Gençlik Fonu ile, gençlerimizin kuracağı yuvaların huzuruna hizmet eden bereketli bir desteğe dönüştürdük" şeklinde konuştu.
"Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk"
Türkiye’nin doğurganlık hızının gittikçe kritik noktalara kadar düştüğünü dile getiren Bakan Göktaş, "Doğum desteklerimizi yeniden yapılandırarak büyüyen ailelerimize destekler sunduk. TOKİ sosyal konutlarında, üç ve daha fazla çocuğa sahip ailelerimize özel kontenjanlar ayırdık. Memurlarımızın, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma hakkından yararlanmalarının önünü açtık. Kamu kurum ve kuruluşlarımızda kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için adımlar attık. Doğum sonrası annelik ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına öncülük ettik. Çocuklarımızı dijital mecraların zararlı etkilerinden korumak amacıyla kapsamlı bir hukuki düzenlemeyi hayata geçirdik. Geliştirdiğimiz özgün modeli, ‘aile diplomasisi’ ile bu alandaki tecrübemizi uluslararası düzeyde daha da görünür hale getirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak ilan etmesiyle, uzun soluklu bir dönüşümün ilk atılımlarını yaptık. ‘Aileyle köklenen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen Türkiye’ idealini yeni dönemin ana istikameti haline getirdik. Milli Aile Haftası ile; aile bağlarımızı ve nesiller arası dayanışmayı, ülkemizin geleceğine güç veren milli bir sahiplenmeye dönüştürdük. ‘Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi’ ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk. Böylece aile ve nüfus politikalarımızı, Türkiye’nin kalkınma ve gelecek vizyonunun ana akım unsurlarından biri haline getirdik" dedi.
"Bu anlayışla, aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik"
‘Veriden Vizyona: Üç Kuşak Bir Türkiye’ araştırma sonuçlarına da değinen Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu anlayışla, aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz. Devletimizin çatısı ne kadar sağlam olursa o çatıyı ayakta tutacak olan güçlü ailelerdir. Bugün kamuoyuyla paylaştığımız araştırmamızın sonuçları, bu büyük vizyonun hanelere temas eden yüzüdür. Araştırmamızı, farklı bölgesel ve sosyoekonomik özelliklere sahip 12 ilde yürütüldü. 6 bin 530 haneye ulaştık, 10 bin 408 vatandaşımızla yüz yüze görüşmeler yaptık. Araştırmamızda; dört bölgesel tipolojiyi ve üç kuşağı birlikte ele aldık. Kadınların ve erkeklerin beklentileri birlikte değerlendirildi. Bu yönüyle çalışma, ülkemizde bu ölçekte yapılmış nadir araştırmalar arasına adını yazdırdı. Araştırmamız evlilik ve doğurganlık olgularını üç temel boyutta inceledi; deneyimler, algılar ve planlar. Yani sadece ‘ne oldu?’ sorusuna değil, ‘İnsanlar bunu nasıl değerlendiriyor, nasıl anlamlandırıyor ve gelecek için ne düşünüyor, ne istiyor?’ sorularına da cevap aradık. Bu çalışma bizlere yalnızca bugünün fotoğrafını sunmadı. Aynı zamanda, kuşaklar arası değişimi, bölgeler arasındaki farklılıkları ve toplumsal beklentileri bir arada resmeden dinamik bir Türkiye tablosunu ortaya koydu. Araştırmamız, şunu söylüyor. Evlilik kurumu, bu toplumun ana omurgası olmayı sürdürüyor. Evli bireylerin yüzde 96,28’inin hayatında tek evlilik yapması ve evlilik süresinin yaklaşık 20 yıl olması, evliliklerin büyük oranda kalıcı bir yapı taşıdığını gösteriyor. Bu tablo, toplumumuzun aileye ve evliliğe verdiği değerin, hala güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak aynı araştırma, üzerinde dikkatle durmamız gereken bazı uyarılar da veriyor. Özellikle doğurganlık konusunda, kuşaklar arasında belirgin bir değişim görüyoruz. Ortalama canlı doğum sayısının, birinci kuşaktan ikinci kuşağa neredeyse yarı yarıya gerilediğine dikkat çekiyor. Üstelik bu düşüş, ülke genelinde aynı seyirde izlemiyor. Bölgelerimiz arasında belirgin farklılıklar da gösteriyor."
"İlk evlenme yaşları yükselmiş"
Yapılan araştırma sonucunda son yıllarda Türkiye’de ve dünyada ilk evlenme yaşının arttığına dikkat çeken Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Mehmet Arabacı ise, "Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de evlilik davranışlarında önemli değişimler söz konusu. İlk evlenme yaşları yükselmiş. Evlilik kararları ertelenmiş ve aile yapısında da birtakım dönüşümler yıllar içerisinde kademe kademe ilerleyerek gelmiş. Bu değişimin arkasında yapılan araştırmalarda kimisinde eğitim seviyesindeki artış, kimisinde kentleşme, kimisinde ekonomik beklentiler, kimisinde yaşam tercihlerinin farklılaşması gibi birçok faktör olabilir. Bu tür faktörleri de TÜİK olarak düzenli bir şekilde izliyoruz" ifadelerine yer verdi.
Programa Bakan Göktaş’ın yanı sıra TÜİK Başkanı Mehmet Arabacı, Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan ve akademisyenler katılım sağladı.
Bakan Göktaş, Ankara Hakimevi’nde düzenlenen "Veriden Vizyona: Üç Kuşak Bir Türkiye Araştırma Bulguları Paylaşım Programı’na katıldı. Bakan Göktaş, sosyal politika üretiminde veriye dayalı yaklaşımın önemine dikkat çekerek, aile yapısındaki dönüşümün çok boyutlu analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Düzenlenen programda konuşan Bakan Göktaş, aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik politikaların bilimsel veriler ışığında şekillendirildiğini belirterek, kuşaklar arası değişimin doğru okunmasının sosyal hizmet politikaları açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Bakan Göktaş, dijitalleşme, demografik dönüşüm ve toplumsal ilişkilerdeki değişimin aile yapısını etkilediğini, bu nedenle veriye dayalı analizlerin karar alma süreçlerinde belirleyici olduğunu söyledi. Söz konusu araştırmanın, Türkiye’de üç kuşağın aile yapısı, sosyal ilişkiler, değerler ve toplumsal dönüşüm ekseninde değerlendirilmesine katkı sunmasının hedeflendiği belirtilirken, elde edilen bulguların sosyal politika geliştirme süreçlerine ışık tutacağı kaydedildi.
"Bugün sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede aile yapıları değişiyor"
Yaşlı nüfusun birçok ülkede artışa geçtiğini belirten Bakan Göktaş, "Çocuğun güven duygusu, bir gencin yön bulma arayışı, yaşlının huzurlu bir hayat sürmesi öncelikle aile içinde karşılık bulur. Genç ve dinamik nüfus, bu tablonun ayrılmaz parçasıdır. Dolayısıyla aileyi yalnızca bireysel tercihlerden ibaret, nüfusu da sadece sayısal artış veya azalış meselesi olarak ele alamayız. Çünkü bugün sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede aile yapıları değişiyor. Nüfus dengeleri dönüşüyor, kuşaklar arası ilişkiler farklılaşıyor. Evliliklerin azalması, gençlerin daha geç evlenmesi, çocuk sahibi olma kararının ertelenmesi ve doğurganlık hızının düşmesi artık geçici eğilimler olarak görülemez. Bu gelişmeler; çalışma hayatını, sosyal güvenlik sistemini, milli savunma gücünü, sağlık ve bakım hizmetlerini, üretim kapasitesini ve kuşaklar arası dayanışmayı doğrudan etkilemektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yıllar önce güçlü bir öngörüyle, aile ve dinamik nüfus yapısının karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çekmiştir. Geldiğimiz nokta, Sayın Cumhurbaşkanımızın, bu riskleri varoluşsal bir tehdit olarak görmesinin ne kadar isabetli olduğunu teyit etmekte. Biz bugün bu uyarıyı, devlet aklıyla ve kararlı bir iradeyle üstlenilmesi gereken tarihi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz" diye konuştu.
"Aile Yılı boyunca, 20 bine yakın etkinlik düzenledik"
Aileyi ve toplumu güçlendirmeyi büyük bir sorumluluk olarak gördüklerini ve çalışmalarını bu yönde sürdüreceklerini ifade eden Bakan Göktaş, "Aileyi güçlendirmeyi, dinamik nüfusumuzu korumayı; milletimizin bekası ve devletimizin istikbaliyle doğrudan ilgili stratejik bir alan olarak görüyoruz. Bu doğrultuda çalışmalarımızı; sahip olduğumuz köklü tarihi birikim, bilimsel zeminde şekillenen politikalarımız ve insanı merkeze alan bir yönetim anlayışı üzerine kuruyoruz. Hiç şüphesiz, son yıllarda attığımız tüm adımlar, bu esaslar üzerinde yükselen, büyük medeniyet yürüyüşümüzün birbirini tamamlayan halkalarıdır. 2024 yılında yürürlüğe koyduğumuz, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik bir ilk olan ‘Vizyon Belgemiz ve Eylem Planımız’, politikalarımızda yeni bir dönemin kapısını araladı. Nüfus Politikaları Kurulumuz ile çalışmalarımızı kurumlar arası güçlü bir eşgüdüm zeminine taşıdık. Aile ve nüfus politikalarımızı sahayı doğrudan dikkate alan bir yaklaşımla şekillendirmek için Aile Enstitümüzü kurduk. 2025 Aile Yılı’nda, çalışmalarımıza güçlü bir ivme kazandırdık. Aile Yılı boyunca, 20 bine yakın etkinlik düzenledik. Hanelerimize dokunan projeler hayata geçirdik. Aile ve Gençlik Fonu ile, gençlerimizin kuracağı yuvaların huzuruna hizmet eden bereketli bir desteğe dönüştürdük" şeklinde konuştu.
"Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk"
Türkiye’nin doğurganlık hızının gittikçe kritik noktalara kadar düştüğünü dile getiren Bakan Göktaş, "Doğum desteklerimizi yeniden yapılandırarak büyüyen ailelerimize destekler sunduk. TOKİ sosyal konutlarında, üç ve daha fazla çocuğa sahip ailelerimize özel kontenjanlar ayırdık. Memurlarımızın, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma hakkından yararlanmalarının önünü açtık. Kamu kurum ve kuruluşlarımızda kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için adımlar attık. Doğum sonrası annelik ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına öncülük ettik. Çocuklarımızı dijital mecraların zararlı etkilerinden korumak amacıyla kapsamlı bir hukuki düzenlemeyi hayata geçirdik. Geliştirdiğimiz özgün modeli, ‘aile diplomasisi’ ile bu alandaki tecrübemizi uluslararası düzeyde daha da görünür hale getirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak ilan etmesiyle, uzun soluklu bir dönüşümün ilk atılımlarını yaptık. ‘Aileyle köklenen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen Türkiye’ idealini yeni dönemin ana istikameti haline getirdik. Milli Aile Haftası ile; aile bağlarımızı ve nesiller arası dayanışmayı, ülkemizin geleceğine güç veren milli bir sahiplenmeye dönüştürdük. ‘Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi’ ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı ortaya koyduk. Böylece aile ve nüfus politikalarımızı, Türkiye’nin kalkınma ve gelecek vizyonunun ana akım unsurlarından biri haline getirdik" dedi.
"Bu anlayışla, aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik"
‘Veriden Vizyona: Üç Kuşak Bir Türkiye’ araştırma sonuçlarına da değinen Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu anlayışla, aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz. Devletimizin çatısı ne kadar sağlam olursa o çatıyı ayakta tutacak olan güçlü ailelerdir. Bugün kamuoyuyla paylaştığımız araştırmamızın sonuçları, bu büyük vizyonun hanelere temas eden yüzüdür. Araştırmamızı, farklı bölgesel ve sosyoekonomik özelliklere sahip 12 ilde yürütüldü. 6 bin 530 haneye ulaştık, 10 bin 408 vatandaşımızla yüz yüze görüşmeler yaptık. Araştırmamızda; dört bölgesel tipolojiyi ve üç kuşağı birlikte ele aldık. Kadınların ve erkeklerin beklentileri birlikte değerlendirildi. Bu yönüyle çalışma, ülkemizde bu ölçekte yapılmış nadir araştırmalar arasına adını yazdırdı. Araştırmamız evlilik ve doğurganlık olgularını üç temel boyutta inceledi; deneyimler, algılar ve planlar. Yani sadece ‘ne oldu?’ sorusuna değil, ‘İnsanlar bunu nasıl değerlendiriyor, nasıl anlamlandırıyor ve gelecek için ne düşünüyor, ne istiyor?’ sorularına da cevap aradık. Bu çalışma bizlere yalnızca bugünün fotoğrafını sunmadı. Aynı zamanda, kuşaklar arası değişimi, bölgeler arasındaki farklılıkları ve toplumsal beklentileri bir arada resmeden dinamik bir Türkiye tablosunu ortaya koydu. Araştırmamız, şunu söylüyor. Evlilik kurumu, bu toplumun ana omurgası olmayı sürdürüyor. Evli bireylerin yüzde 96,28’inin hayatında tek evlilik yapması ve evlilik süresinin yaklaşık 20 yıl olması, evliliklerin büyük oranda kalıcı bir yapı taşıdığını gösteriyor. Bu tablo, toplumumuzun aileye ve evliliğe verdiği değerin, hala güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak aynı araştırma, üzerinde dikkatle durmamız gereken bazı uyarılar da veriyor. Özellikle doğurganlık konusunda, kuşaklar arasında belirgin bir değişim görüyoruz. Ortalama canlı doğum sayısının, birinci kuşaktan ikinci kuşağa neredeyse yarı yarıya gerilediğine dikkat çekiyor. Üstelik bu düşüş, ülke genelinde aynı seyirde izlemiyor. Bölgelerimiz arasında belirgin farklılıklar da gösteriyor."
"İlk evlenme yaşları yükselmiş"
Yapılan araştırma sonucunda son yıllarda Türkiye’de ve dünyada ilk evlenme yaşının arttığına dikkat çeken Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Mehmet Arabacı ise, "Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de evlilik davranışlarında önemli değişimler söz konusu. İlk evlenme yaşları yükselmiş. Evlilik kararları ertelenmiş ve aile yapısında da birtakım dönüşümler yıllar içerisinde kademe kademe ilerleyerek gelmiş. Bu değişimin arkasında yapılan araştırmalarda kimisinde eğitim seviyesindeki artış, kimisinde kentleşme, kimisinde ekonomik beklentiler, kimisinde yaşam tercihlerinin farklılaşması gibi birçok faktör olabilir. Bu tür faktörleri de TÜİK olarak düzenli bir şekilde izliyoruz" ifadelerine yer verdi.
Programa Bakan Göktaş’ın yanı sıra TÜİK Başkanı Mehmet Arabacı, Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan ve akademisyenler katılım sağladı.
Ankara HABERİ
www.ehaber.tv.tr
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

