Bakan Şimşek: "Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır"
EKONOMİ
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
18.09.2026 - 13:00, Güncelleme:
18.09.2026 - 12:47
Bakan Şimşek: "Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır"
Bakan Şimşek: "Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var. Buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin bir şekilde işlettiği 131 fon, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tasfiye sürecine konulmuştur" dedi.Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, sermaye piyasalarında yaşanan son gelişmeler ve alınan tedbirlerin yanı sıra enflasyon, cari açık, akaryakıt fiyatları, eşel mobil uygulaması, 2027 bütçesi ve ekonomi programındaki yapısal dönüşüm başlıklarını ele aldı. Burada konuşan Şimşek, Finansal İstikrar Komitesi’nin dün gerçekleştirdiği toplantıda piyasalardaki gelişmelerin değerlendirildiğini belirterek, yaşananların sınırlı sayıdaki fondaki kredi ve likidite probleminden kaynaklandığını ifade etti. Türkiye’de 2 bin 38 fon bulunduğunu ve sorun yaşanan fon sayısının 131 olduğunu ifade eden Şimşek şunları söyledi:"Piyasalarda dün itibarıyla yaşananlar, yani önceki haftada yaşananlar, esas itibarıyla sınırlı sayıda fondaki kredi ve likidite problemi. Yani genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Yani borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok. Ama serbest fon dediğimiz bir alan var. Bu alan bütün dünyada nispeten serbest bir alan. Nitelikli yatırımcıların yatırım yaptığı bir alan. Dışarıda biz bunlara daha çok hedge fon diyebiliriz. Nispeten oradaki regülasyon daha esnek. 2006 yılında Türkiye’de mevzuata girmiş. 2008 yılında ilk o anlamda fonlar oluşmaya başlamış. Uzun bir süre bu nispeten sınırlı bir alan olmuş. 2019’dan itibaren TEFAS’ta, bu Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu, yani sonuçta bir pazar yeri burası, borsanın altında. Orada işlem görmeye başlayınca bu alan biraz büyüyor. Şimdi tekrar altını çizmek istiyorum. Sınırlı sayıdaki fondan bahsediyoruz. Yanlış atmıyorsam son rakam 2 bin 38 tane fon var Türkiye’de. Bunların 131’inden bahsediyoruz."Şimşek, SPK’nın düzenleme ve denetleme konusunda yetkili kuruluş olduğunu belirterek, 2025’in sonlarında Finansal İstikrar Komitesi’nde muhtemel risklere karşı gerekli düzenleme ve tedbirlerin alınması yönünde karar alındığını ifade etti. Serbest fon alanına ilişkin ağustos sonunda dünyadaki uygulamalara göre daha katı kurallar içeren bir rehber yayımlandığını kaydeden Şimşek, piyasanın uyum sağlaması için bazı konularda geçiş süreçlerinin öngörüldüğünü söyledi. Şimşek ayrıca, teminat yapısının güçlendirildiğini ve teminatlara ilişkin daha önce de bazı düzenlemeler yapıldığını ifade etti."Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır"Piyasada dün itibarıyla yaşanan süreçte sistemik bir riskin bulunmadığının da altını çizen Şimşek, "Şimdi bunu serbest fonlar için de bir geçiş dönemini öngörüyoruz, uygulamaya koyacağız. Özetle şunu anlatmaya çalışıyorum, çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var. Buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin bir şekilde işlettiği 131 fon, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tasfiye sürecine konulmuştur. Bu tasfiye sürecine ilişkin de sorular çok geliyor. Ona ilişkin de Sermaye Piyasası Kurulumuz dün akşam kapsamlı bir yol haritası ortaya koydu. Şimdi sistemik risk yok derken şunu söylemeye çalışıyorum: Yani 2 bin 38 tane fon var sayı olarak. Bunun 131’ine ilişkin adım atılmış, orada sorun görülmüş. Tabii ki SPK bu değerlendirmeyi yapıyor. Bir kısmı temerrüde düşmüş, bir kısmında da yapısal sıkıntılar olabileceği yönündeki riski dikkate almışlar ve adım atmışlar. Yani fon piyasasının yüzde 90’ı sağlıklı işlemeye devam etmiş. Yani buradaki sorun sistemik değil derken bu fonların tamamına bakarsanız, yani fon birikimi olarak bakarsanız en son yapılan müdahalelerle yaklaşık olarak konuşuyorum, yüzde 10-11 civarı bir rakam" ifadelerine yer verdi."Bu riskin yayılmaması için çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek"Şimşek, tasfiye sürecinin borsayı baskı altına alacak bir çerçeve oluşturmayacağını vurgulayarak, alınan adımların yatırımcıların haklarını korumaya yönelik olduğunu söyledi. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan riskin piyasaya yayılmasını önlemek amacıyla güçlü tedbirlerin devreye alındığını hatırlatan Şimşek, "Buradaki tasfiye süreci, borsayı bundan sonraki süreçte baskı altına alacak bir çerçeve de olmayacak. Çünkü nitelikli yatırımcı olsalar dahi, profesyonel yatırımcı olsalar dahi, aslında bu atılan adımlar onların haklarını korumaya yöneliktir. Dolayısıyla burada bir yoğunlaşma oluşmuş. Bu yoğunlaşmanın bulaşıcı olmaması için, yani sınırlı sayıda fonda bir risk ortaya çıkmış. Bu riskin yayılmaması için piyasanın tamamına dün çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek. Dolayısıyla alınan tedbirler yeterli mi diye sordunuz, evet, şu aşamada yeterli" değerlendirmesinde bulundu."Tasarruf finansman şirketlerine ilişkin daha katı kurallara ihtiyacımız var"Şimşek, banka dışı finans sektörünün son yıllarda hızlı büyüdüğünün altını çizerek, bu alana ilişkin ilave tedbir çalışmalarının yapılacağını söyledi. Tasarruf finansman şirketlerinin bankacılık benzeri bir alan olduğunu ifade eden Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti:"Orada bankalar gibi daha katı kurallara ihtiyacımız olduğu net. Dünya bunu söylüyor, sadece Türkiye için söylemiyorum. Birtakım adımlar attık. Tabii bu arada da sorumlu kuruluş, yetkili kuruluş Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu. Yani piyasaya ilişkin, fonlara ilişkin SPK, diğer alanlara ilişkin BDDK. Dediğim gibi gerekeni yaptık. O alanı, sorumlu alanı karantinaya aldık tabiri caizse. Tasfiye süreci yapılacak. Yatırımcıların oradaki birikimleri belli bir sürece yayılarak tabii ki korunacak. Korunacaktan kastım; oradaki varlıklardan bahsediyorum. Ama tasarruf finansman şirketi kapsamındaki alan ise farklı. Orası bankacılık benzeri bir alan. Orada çok daha tabii ki farklı bir süreç işler. Orada da zaten bir portföy yönetim şirketiyle ilişkili bir iki kuruluş var. Dün Emlak Katılım biliyorsunuz, konut konusunda uzman bankamız, konut finansmanı konusunda. Zaten Katılımevim, Birevim de bu alanda biliyorsunuz faaliyet gösteriyor. O nedenle Emlak Katılım dün itibarıyla bir süreç başlattı. Süreç tabii ki oradaki yatırımcıları korumaya yönelik."Bakan Şimşek, fon rehberiyle serbest fon alanındaki düzenleme sürecinin büyük oranda tamamlandığını belirterek, alanın dünyadaki uygulamalara kıyasla daha katı kurallara bağlandığını ifade etti. Serbest fonlarda yeniden benzer bir hareketlilik yaşanması riskinin düşük olduğunu belirten Şimşek, nitelikli yatırımcı tanımındaki 10 milyon liralık sınırın yeniden düzenlenebileceğini ve vatandaşların yatırım tercihlerine saygı duyduklarını söyledi."Milli Eğitim Bakanlığımızla milyonlarca kişiye erişip, finansal okuryazarlığa yatırım yapıyoruz"Yatırımcıların tercihlerine saygı duyduklarını ancak finansal okuryazarlığın geliştirilmesine yönelik çalışmalara da önem verdiklerinin altını çizen Şimşek, "Biz yatırımcının tercihine saygılıyız ama uyarılarda da bulunduk. Finansal okuryazarlığa çok güçlü yatırım yaptık. Sermaye Piyasası Kurulumuzun çok gerçekten muazzam, zengin bir platformu var. O platformdan Milli Eğitim Bakanlığımızla milyonlarca kişiye erişip, finansal okuryazarlığa yatırım yapıyoruz. Finansal okuryazarlık çok kritiktir. Bence temel okuryazarlık kadar değerlidir. Yani teknolojik okuryazarlık kadar değerlidir. Sağlık okuryazarlığı kadar değerlidir. Dolayısıyla finansal okuryazarlık bizim için önemli bir alan. O konuya yatırım yapmaya devam edeceğiz" dedi."Katılımevim ve Birevim’deki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak"Banka dışı finans sektöründe hızlı büyümenin yakından izlenmesi ve özellikle sıradan vatandaşların yer aldığı alanlarda korumanın güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Şimşek, "Banka dışı finans sektöründe şu anda bir sorun yok. Fakat o alan hızlı büyüyor. Hızlı büyüyen alanların mutlaka daha yakından izlenmesi ve o kaynakların doğru alanlarda tutulması ve özellikle sıradan vatandaşların rağbet gösterdiği alanlarda korumanın daha güçlü olması bizim için esastır. Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim’le ilgili bir açıklaması var. Dolayısıyla oradaki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak. Çünkü bunlar profesyonel yatırımcı değil, nitelikli yatırımcı değil. Onlara bizim muamelemiz farklı olacak. Tabiri caizse orta-uzun vadede aslında onu bankalar gibi düşünmek lazım. Çünkü orada da TMSF gibi yani Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu gibi bir yapı, fon havuzu, artı bir teminat havuzu gibi bir yapı var. Kaynakların nerede kullanılacağına ilişkin düzenleme zaten temmuz ayı sonunda yapıldı. Bir geçiş dönemi öngörüldü. Dolayısıyla o alanla ilgili olarak da tedbir aldık, adımlar attık. Ama o alanla ilgili ilave çalışmalar devam ediyor" dedi."Piyasanın yüzde 90’ında bir sorun zaten yoktu, sorunlu dar bir alan vardı ve onu ayırdık"Bakan Şimşek, alınan tedbirlerin ardından piyasalarda güvenin devam ettiğini yineleyerek, "Dün tabii bir dizi tedbir açıkladık. Bir kısmı da açıklamadık. Sistemik bir risk ihtimali düşük olmakla birlikte biz tedbirliydik. Her zaman bizim bu tür senaryolara karşı sadece A değil, B, C planlarımız var. Aslında dün düşündüğümüz tedbirlerin çoğuna ihtiyaç kalmadı. Merkez Bankamız, gereken likiditeyi sağlayacağını söyledi. O en kritik şey. Bu tür durumlarda likidite çok önemli. BDDK da bankaların kendi hisselerini alması halinde çekirdek sermayeden bunu düşürmeyeceğine dair bir adım attı. SPK zaten gereken hızda sorunlu alanı, sınırlı sayıdaki fonu karantinaya aldı ve tasfiye süresini açıkladı. Piyasada güven devam ediyor. Piyasanın yüzde 90’ında bir sorun zaten yoktu. Sorunlu alan dar bir alan ve onu ayırdık. Piyasanın geneline bakarsanız fon piyasası, para piyasası fonları, normal geleneksel fonlar ve diğer serbest fonların tamamı normal bir işleyiş içerisinde ve güvende, sorun yok. Sistemik olarak bir risk yok" dedi.Şimşek, bankacılık sisteminde sermaye yeterliliği, likidite ve varlık kalitesi açısından sorun bulunmadığını, piyasalardaki risk algısının da CDS verilerine yansımadığını belirtti. Şimşek, CDS’in yükselmek yerine sınırlı da olsa gerilediğini ve genel olarak piyasalarda pozitif bir havanın hakim olduğunu ifade etti."Hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak"Fonlarda yaşanan riskin tahvil piyasasında oluşturduğu stresin alınan tedbirlerle ortadan kalktığını aktaran Şimşek, piyasaların normal işleyişine döndüğünü ifade etti. Sistemik risk bulunmadığını ve piyasa bozucu eylemlere ilişkin Sermaye Piyasası Kurulunun gerekli adımları attığını, bundan sonraki sürecin adli makamların konusu olduğunu söyleyen Bakan Şimşek, "Sermaye Piyasası Kurulu lisans iptalinden suç duyurularına kadar, o tasfiye kararından diğer bütün gerekli adımları attı. Bundan sonraki süreç piyasa bozucu faaliyetlerde bulunanların, yatırımcının birikimlerini tehlikeye atanların tabii ki bundan sonraki süreci adli bir süreç. Yargının konusu. Bizim kurumlarımız bu süreçte üzerlerine düşeni yapıyorlar. Yapmaya devam edecekler. Burada çok net olarak altını çizmek istiyorum hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak" dedi.Bakan Şimşek, mevcut savaşların çoklu bir arz şoku oluşturduğunu ve enerji fiyatları üzerindeki baskının sürdüğünü belirterek, petrol fiyatlarının geçen yılki OVP varsayımı olan 65 doların üzerine çıkarak ortalama 90 dolar seviyesine geldiğini ifade etti. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’te yaşanan sorunların yanı sıra Suudi Arabistan’daki Doğu-Batı petrol boru hattı ile rafineri altyapılarına yönelik saldırılara da dikkati çeken Şimşek, söz konusu olayların arz risklerini artırdığını söyledi."Savaş olmasaydı enflasyon en az 7 puan daha aşağıda olurdu"Şimşek, söz konusu savaşların mazot başta olmak üzere petrol ürünlerinin fiyatlarına olumsuz yansıdığını ifade ederek, "Burada rekabet gücünden tutun enflasyona kadar ciddi etkileri olan bir alan var. Biz eşel mobille bu baskıyı yönetmeye çalıştık ama gerçekçi olalım, onun bir sınırı var. Merkez Bankamızın yaptığı çalışmaya göre, ki onu bizimle paylaştı, bu savaş olmasaydı çok büyük ihtimalle bugün enflasyon en az 7 puan, şu anda 31,5 ya, en az 7 puan daha aşağıda olurdu. 24,5 puan olurdu. Belki yılı 21-22 gibi, o civarlarda kapatırdık. Ama şimdi öyle görünüyor ki yılı 28-29 gibi bir alanda kapatacağız. Piyasa öyle düşünüyor. Şimdi bu tabii bizim için bir sorun ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu program olmasaydı, gereken tedbirleri almasaydık, enflasyon 31,5’te kalmazdı, çok daha yukarıda olurdu. Neden? Çünkü karşı karşıya olduğumuz şok tek boyutlu değil. Yani olay sadece enerji, emtia fiyatları değil. Diğer emtia fiyatlarında da dolar bazında dramatik artışlar var" dedi.Sürdürülebilir cari açığın büyüme ve dış borç yükü gibi göstergelere bağlı olduğunu kaydeden Şimşek, program kapsamında yüzde 2 ve altındaki cari açığı hedeflediklerini söyledi. Şimşek, enerji fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle cari açığın bu yıl yüzde 2,6-2,7 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini ve bunun yönetilebilir olduğunu ifade etti."Eşel mobil uygulamasıyla 400 milyar liralık bir gelirden vazgeçtik"Eşel mobil uygulamasının yıl sonuna kadar özellikle motorinde kısmi sübvansiyon şeklinde devam edeceğini ifade eden Şimşek, "Mazotta yıl sonuna kadar da kısmi sübvansiyon, yani ÖTV kaybı devam edecek. Yani ÖTV’den kısmen vazgeçmeye devam edeceğiz. Diğer ürünlerde biz rekabet gücünü önceliklendiriyoruz. Tarımı önceliklendiriyoruz. Mazot o anlamda biraz daha önemli. Bizim tahminimiz yaklaşık bir 400 milyar liralık bir gelirden vazgeçtik. Tabii bu geliri elde etmemiş olmak demek, aynı zamanda bizim faiz dışı fazlayı da bir miktar aşağı çekiyor. Borçlanma ihtiyacını ortaya koyuyor. Finansman maliyeti falan bakarsanız aslında yarım trilyona yakın bir büyüklük. Bu ciddi bir rakam. 10 milyar dolar ve üzerinden bahsediyoruz. Ama dediğimiz gibi vatandaşa bu şokların, yani küresel, bölgesel savaş şokunun etkisini sınırlamak için biz bütçe imkânı elverdiği için adım attık. Bütçe dengelerinde bir sorun ben görmüyorum" dedi."Eşel mobil olmasa bütçe açığı belki 2,5’a yakın seyredecekti"Şimşek, 2026 yılı için petrol fiyatlarının ortalama 90 dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini belirterek, 2027 yılı OVP’sinde petrol fiyatı varsayımının 76 dolar olarak belirlendiğini ifade etti. Şimşek, piyasa beklentisinin de mevcut durumda 77 dolar civarında olduğunu söyledi.Bütçe açığının milli gelire oranının 2025’te benzer ülkelere kıyasla daha düşük gerçekleştiğini aktaran Bakan Şimşek, 2026 yılı için yüzde 3,1 olarak öngörülen bütçe açığının yüzde 3,5 olan hedefin altında kalmasının beklendiğini söyledi. Şimşek, "Eşel mobil olmasa büyük ihtimalle açık belki 2,5’a yakın seyredecekti. Ki yani gerçekten böyle bir performans çok nadirdir" dedi.Savunma harcamaları yüzde 229 artacakGelecek yıl savunma harcamalarını yüzde 229 artıracaklarını bildiren Şimşek, değişen küresel güvenlik ortamı nedeniyle savunma alanının bütçede birinci öncelik haline geldiğini ifade etti. Şimşek, 2027 bütçesinde sosyal konut, sulama, içme suyu ve sanayi altyapısı gibi alanların önceliklendirildiğini belirterek, 750 bin sosyal konut projesinin bütçeden destekleneceğini ve sosyal konut bütçesinin yüzde 150 artırıldığını ifade etti.Petrol fiyatlarının gerilemesi halinde eşel mobil uygulamasına ihtiyaç kalmayacakGelecek yılın bütçesindeki gelir hedefinin kurallara dayalı olarak belirlendiğini de kaydeden Şimşek, petrol fiyatlarının 76-77 dolar seviyelerine gerilemesi halinde gelecek yıl eşel mobil uygulamasına ihtiyaç kalmayacağını ifade etti.
Bakan Şimşek: "Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var. Buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin bir şekilde işlettiği 131 fon, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tasfiye sürecine konulmuştur" dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, sermaye piyasalarında yaşanan son gelişmeler ve alınan tedbirlerin yanı sıra enflasyon, cari açık, akaryakıt fiyatları, eşel mobil uygulaması, 2027 bütçesi ve ekonomi programındaki yapısal dönüşüm başlıklarını ele aldı. Burada konuşan Şimşek, Finansal İstikrar Komitesi’nin dün gerçekleştirdiği toplantıda piyasalardaki gelişmelerin değerlendirildiğini belirterek, yaşananların sınırlı sayıdaki fondaki kredi ve likidite probleminden kaynaklandığını ifade etti. Türkiye’de 2 bin 38 fon bulunduğunu ve sorun yaşanan fon sayısının 131 olduğunu ifade eden Şimşek şunları söyledi:
"Piyasalarda dün itibarıyla yaşananlar, yani önceki haftada yaşananlar, esas itibarıyla sınırlı sayıda fondaki kredi ve likidite problemi. Yani genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Yani borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok. Ama serbest fon dediğimiz bir alan var. Bu alan bütün dünyada nispeten serbest bir alan. Nitelikli yatırımcıların yatırım yaptığı bir alan. Dışarıda biz bunlara daha çok hedge fon diyebiliriz. Nispeten oradaki regülasyon daha esnek. 2006 yılında Türkiye’de mevzuata girmiş. 2008 yılında ilk o anlamda fonlar oluşmaya başlamış. Uzun bir süre bu nispeten sınırlı bir alan olmuş. 2019’dan itibaren TEFAS’ta, bu Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu, yani sonuçta bir pazar yeri burası, borsanın altında. Orada işlem görmeye başlayınca bu alan biraz büyüyor. Şimdi tekrar altını çizmek istiyorum. Sınırlı sayıdaki fondan bahsediyoruz. Yanlış atmıyorsam son rakam 2 bin 38 tane fon var Türkiye’de. Bunların 131’inden bahsediyoruz."
Şimşek, SPK’nın düzenleme ve denetleme konusunda yetkili kuruluş olduğunu belirterek, 2025’in sonlarında Finansal İstikrar Komitesi’nde muhtemel risklere karşı gerekli düzenleme ve tedbirlerin alınması yönünde karar alındığını ifade etti. Serbest fon alanına ilişkin ağustos sonunda dünyadaki uygulamalara göre daha katı kurallar içeren bir rehber yayımlandığını kaydeden Şimşek, piyasanın uyum sağlaması için bazı konularda geçiş süreçlerinin öngörüldüğünü söyledi. Şimşek ayrıca, teminat yapısının güçlendirildiğini ve teminatlara ilişkin daha önce de bazı düzenlemeler yapıldığını ifade etti.
"Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır"
Piyasada dün itibarıyla yaşanan süreçte sistemik bir riskin bulunmadığının da altını çizen Şimşek, "Şimdi bunu serbest fonlar için de bir geçiş dönemini öngörüyoruz, uygulamaya koyacağız. Özetle şunu anlatmaya çalışıyorum, çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var. Buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin bir şekilde işlettiği 131 fon, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tasfiye sürecine konulmuştur. Bu tasfiye sürecine ilişkin de sorular çok geliyor. Ona ilişkin de Sermaye Piyasası Kurulumuz dün akşam kapsamlı bir yol haritası ortaya koydu. Şimdi sistemik risk yok derken şunu söylemeye çalışıyorum: Yani 2 bin 38 tane fon var sayı olarak. Bunun 131’ine ilişkin adım atılmış, orada sorun görülmüş. Tabii ki SPK bu değerlendirmeyi yapıyor. Bir kısmı temerrüde düşmüş, bir kısmında da yapısal sıkıntılar olabileceği yönündeki riski dikkate almışlar ve adım atmışlar. Yani fon piyasasının yüzde 90’ı sağlıklı işlemeye devam etmiş. Yani buradaki sorun sistemik değil derken bu fonların tamamına bakarsanız, yani fon birikimi olarak bakarsanız en son yapılan müdahalelerle yaklaşık olarak konuşuyorum, yüzde 10-11 civarı bir rakam" ifadelerine yer verdi.
"Bu riskin yayılmaması için çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek"
Şimşek, tasfiye sürecinin borsayı baskı altına alacak bir çerçeve oluşturmayacağını vurgulayarak, alınan adımların yatırımcıların haklarını korumaya yönelik olduğunu söyledi. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan riskin piyasaya yayılmasını önlemek amacıyla güçlü tedbirlerin devreye alındığını hatırlatan Şimşek, "Buradaki tasfiye süreci, borsayı bundan sonraki süreçte baskı altına alacak bir çerçeve de olmayacak. Çünkü nitelikli yatırımcı olsalar dahi, profesyonel yatırımcı olsalar dahi, aslında bu atılan adımlar onların haklarını korumaya yöneliktir. Dolayısıyla burada bir yoğunlaşma oluşmuş. Bu yoğunlaşmanın bulaşıcı olmaması için, yani sınırlı sayıda fonda bir risk ortaya çıkmış. Bu riskin yayılmaması için piyasanın tamamına dün çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek. Dolayısıyla alınan tedbirler yeterli mi diye sordunuz, evet, şu aşamada yeterli" değerlendirmesinde bulundu.
"Tasarruf finansman şirketlerine ilişkin daha katı kurallara ihtiyacımız var"
Şimşek, banka dışı finans sektörünün son yıllarda hızlı büyüdüğünün altını çizerek, bu alana ilişkin ilave tedbir çalışmalarının yapılacağını söyledi. Tasarruf finansman şirketlerinin bankacılık benzeri bir alan olduğunu ifade eden Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Orada bankalar gibi daha katı kurallara ihtiyacımız olduğu net. Dünya bunu söylüyor, sadece Türkiye için söylemiyorum. Birtakım adımlar attık. Tabii bu arada da sorumlu kuruluş, yetkili kuruluş Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu. Yani piyasaya ilişkin, fonlara ilişkin SPK, diğer alanlara ilişkin BDDK. Dediğim gibi gerekeni yaptık. O alanı, sorumlu alanı karantinaya aldık tabiri caizse. Tasfiye süreci yapılacak. Yatırımcıların oradaki birikimleri belli bir sürece yayılarak tabii ki korunacak. Korunacaktan kastım; oradaki varlıklardan bahsediyorum. Ama tasarruf finansman şirketi kapsamındaki alan ise farklı. Orası bankacılık benzeri bir alan. Orada çok daha tabii ki farklı bir süreç işler. Orada da zaten bir portföy yönetim şirketiyle ilişkili bir iki kuruluş var. Dün Emlak Katılım biliyorsunuz, konut konusunda uzman bankamız, konut finansmanı konusunda. Zaten Katılımevim, Birevim de bu alanda biliyorsunuz faaliyet gösteriyor. O nedenle Emlak Katılım dün itibarıyla bir süreç başlattı. Süreç tabii ki oradaki yatırımcıları korumaya yönelik."
Bakan Şimşek, fon rehberiyle serbest fon alanındaki düzenleme sürecinin büyük oranda tamamlandığını belirterek, alanın dünyadaki uygulamalara kıyasla daha katı kurallara bağlandığını ifade etti. Serbest fonlarda yeniden benzer bir hareketlilik yaşanması riskinin düşük olduğunu belirten Şimşek, nitelikli yatırımcı tanımındaki 10 milyon liralık sınırın yeniden düzenlenebileceğini ve vatandaşların yatırım tercihlerine saygı duyduklarını söyledi.
"Milli Eğitim Bakanlığımızla milyonlarca kişiye erişip, finansal okuryazarlığa yatırım yapıyoruz"
Yatırımcıların tercihlerine saygı duyduklarını ancak finansal okuryazarlığın geliştirilmesine yönelik çalışmalara da önem verdiklerinin altını çizen Şimşek, "Biz yatırımcının tercihine saygılıyız ama uyarılarda da bulunduk. Finansal okuryazarlığa çok güçlü yatırım yaptık. Sermaye Piyasası Kurulumuzun çok gerçekten muazzam, zengin bir platformu var. O platformdan Milli Eğitim Bakanlığımızla milyonlarca kişiye erişip, finansal okuryazarlığa yatırım yapıyoruz. Finansal okuryazarlık çok kritiktir. Bence temel okuryazarlık kadar değerlidir. Yani teknolojik okuryazarlık kadar değerlidir. Sağlık okuryazarlığı kadar değerlidir. Dolayısıyla finansal okuryazarlık bizim için önemli bir alan. O konuya yatırım yapmaya devam edeceğiz" dedi.
"Katılımevim ve Birevim’deki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak"
Banka dışı finans sektöründe hızlı büyümenin yakından izlenmesi ve özellikle sıradan vatandaşların yer aldığı alanlarda korumanın güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Şimşek, "Banka dışı finans sektöründe şu anda bir sorun yok. Fakat o alan hızlı büyüyor. Hızlı büyüyen alanların mutlaka daha yakından izlenmesi ve o kaynakların doğru alanlarda tutulması ve özellikle sıradan vatandaşların rağbet gösterdiği alanlarda korumanın daha güçlü olması bizim için esastır. Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim’le ilgili bir açıklaması var. Dolayısıyla oradaki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak. Çünkü bunlar profesyonel yatırımcı değil, nitelikli yatırımcı değil. Onlara bizim muamelemiz farklı olacak. Tabiri caizse orta-uzun vadede aslında onu bankalar gibi düşünmek lazım. Çünkü orada da TMSF gibi yani Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu gibi bir yapı, fon havuzu, artı bir teminat havuzu gibi bir yapı var. Kaynakların nerede kullanılacağına ilişkin düzenleme zaten temmuz ayı sonunda yapıldı. Bir geçiş dönemi öngörüldü. Dolayısıyla o alanla ilgili olarak da tedbir aldık, adımlar attık. Ama o alanla ilgili ilave çalışmalar devam ediyor" dedi.
"Piyasanın yüzde 90’ında bir sorun zaten yoktu, sorunlu dar bir alan vardı ve onu ayırdık"
Bakan Şimşek, alınan tedbirlerin ardından piyasalarda güvenin devam ettiğini yineleyerek, "Dün tabii bir dizi tedbir açıkladık. Bir kısmı da açıklamadık. Sistemik bir risk ihtimali düşük olmakla birlikte biz tedbirliydik. Her zaman bizim bu tür senaryolara karşı sadece A değil, B, C planlarımız var. Aslında dün düşündüğümüz tedbirlerin çoğuna ihtiyaç kalmadı. Merkez Bankamız, gereken likiditeyi sağlayacağını söyledi. O en kritik şey. Bu tür durumlarda likidite çok önemli. BDDK da bankaların kendi hisselerini alması halinde çekirdek sermayeden bunu düşürmeyeceğine dair bir adım attı. SPK zaten gereken hızda sorunlu alanı, sınırlı sayıdaki fonu karantinaya aldı ve tasfiye süresini açıkladı. Piyasada güven devam ediyor. Piyasanın yüzde 90’ında bir sorun zaten yoktu. Sorunlu alan dar bir alan ve onu ayırdık. Piyasanın geneline bakarsanız fon piyasası, para piyasası fonları, normal geleneksel fonlar ve diğer serbest fonların tamamı normal bir işleyiş içerisinde ve güvende, sorun yok. Sistemik olarak bir risk yok" dedi.
Şimşek, bankacılık sisteminde sermaye yeterliliği, likidite ve varlık kalitesi açısından sorun bulunmadığını, piyasalardaki risk algısının da CDS verilerine yansımadığını belirtti. Şimşek, CDS’in yükselmek yerine sınırlı da olsa gerilediğini ve genel olarak piyasalarda pozitif bir havanın hakim olduğunu ifade etti.
"Hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak"
Fonlarda yaşanan riskin tahvil piyasasında oluşturduğu stresin alınan tedbirlerle ortadan kalktığını aktaran Şimşek, piyasaların normal işleyişine döndüğünü ifade etti. Sistemik risk bulunmadığını ve piyasa bozucu eylemlere ilişkin Sermaye Piyasası Kurulunun gerekli adımları attığını, bundan sonraki sürecin adli makamların konusu olduğunu söyleyen Bakan Şimşek, "Sermaye Piyasası Kurulu lisans iptalinden suç duyurularına kadar, o tasfiye kararından diğer bütün gerekli adımları attı. Bundan sonraki süreç piyasa bozucu faaliyetlerde bulunanların, yatırımcının birikimlerini tehlikeye atanların tabii ki bundan sonraki süreci adli bir süreç. Yargının konusu. Bizim kurumlarımız bu süreçte üzerlerine düşeni yapıyorlar. Yapmaya devam edecekler. Burada çok net olarak altını çizmek istiyorum hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak" dedi.
Bakan Şimşek, mevcut savaşların çoklu bir arz şoku oluşturduğunu ve enerji fiyatları üzerindeki baskının sürdüğünü belirterek, petrol fiyatlarının geçen yılki OVP varsayımı olan 65 doların üzerine çıkarak ortalama 90 dolar seviyesine geldiğini ifade etti. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’te yaşanan sorunların yanı sıra Suudi Arabistan’daki Doğu-Batı petrol boru hattı ile rafineri altyapılarına yönelik saldırılara da dikkati çeken Şimşek, söz konusu olayların arz risklerini artırdığını söyledi.
"Savaş olmasaydı enflasyon en az 7 puan daha aşağıda olurdu"
Şimşek, söz konusu savaşların mazot başta olmak üzere petrol ürünlerinin fiyatlarına olumsuz yansıdığını ifade ederek, "Burada rekabet gücünden tutun enflasyona kadar ciddi etkileri olan bir alan var. Biz eşel mobille bu baskıyı yönetmeye çalıştık ama gerçekçi olalım, onun bir sınırı var. Merkez Bankamızın yaptığı çalışmaya göre, ki onu bizimle paylaştı, bu savaş olmasaydı çok büyük ihtimalle bugün enflasyon en az 7 puan, şu anda 31,5 ya, en az 7 puan daha aşağıda olurdu. 24,5 puan olurdu. Belki yılı 21-22 gibi, o civarlarda kapatırdık. Ama şimdi öyle görünüyor ki yılı 28-29 gibi bir alanda kapatacağız. Piyasa öyle düşünüyor. Şimdi bu tabii bizim için bir sorun ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu program olmasaydı, gereken tedbirleri almasaydık, enflasyon 31,5’te kalmazdı, çok daha yukarıda olurdu. Neden? Çünkü karşı karşıya olduğumuz şok tek boyutlu değil. Yani olay sadece enerji, emtia fiyatları değil. Diğer emtia fiyatlarında da dolar bazında dramatik artışlar var" dedi.
Sürdürülebilir cari açığın büyüme ve dış borç yükü gibi göstergelere bağlı olduğunu kaydeden Şimşek, program kapsamında yüzde 2 ve altındaki cari açığı hedeflediklerini söyledi. Şimşek, enerji fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle cari açığın bu yıl yüzde 2,6-2,7 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini ve bunun yönetilebilir olduğunu ifade etti.
"Eşel mobil uygulamasıyla 400 milyar liralık bir gelirden vazgeçtik"
Eşel mobil uygulamasının yıl sonuna kadar özellikle motorinde kısmi sübvansiyon şeklinde devam edeceğini ifade eden Şimşek, "Mazotta yıl sonuna kadar da kısmi sübvansiyon, yani ÖTV kaybı devam edecek. Yani ÖTV’den kısmen vazgeçmeye devam edeceğiz. Diğer ürünlerde biz rekabet gücünü önceliklendiriyoruz. Tarımı önceliklendiriyoruz. Mazot o anlamda biraz daha önemli. Bizim tahminimiz yaklaşık bir 400 milyar liralık bir gelirden vazgeçtik. Tabii bu geliri elde etmemiş olmak demek, aynı zamanda bizim faiz dışı fazlayı da bir miktar aşağı çekiyor. Borçlanma ihtiyacını ortaya koyuyor. Finansman maliyeti falan bakarsanız aslında yarım trilyona yakın bir büyüklük. Bu ciddi bir rakam. 10 milyar dolar ve üzerinden bahsediyoruz. Ama dediğimiz gibi vatandaşa bu şokların, yani küresel, bölgesel savaş şokunun etkisini sınırlamak için biz bütçe imkânı elverdiği için adım attık. Bütçe dengelerinde bir sorun ben görmüyorum" dedi.
"Eşel mobil olmasa bütçe açığı belki 2,5’a yakın seyredecekti"
Şimşek, 2026 yılı için petrol fiyatlarının ortalama 90 dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini belirterek, 2027 yılı OVP’sinde petrol fiyatı varsayımının 76 dolar olarak belirlendiğini ifade etti. Şimşek, piyasa beklentisinin de mevcut durumda 77 dolar civarında olduğunu söyledi.
Bütçe açığının milli gelire oranının 2025’te benzer ülkelere kıyasla daha düşük gerçekleştiğini aktaran Bakan Şimşek, 2026 yılı için yüzde 3,1 olarak öngörülen bütçe açığının yüzde 3,5 olan hedefin altında kalmasının beklendiğini söyledi. Şimşek, "Eşel mobil olmasa büyük ihtimalle açık belki 2,5’a yakın seyredecekti. Ki yani gerçekten böyle bir performans çok nadirdir" dedi.
Savunma harcamaları yüzde 229 artacak
Gelecek yıl savunma harcamalarını yüzde 229 artıracaklarını bildiren Şimşek, değişen küresel güvenlik ortamı nedeniyle savunma alanının bütçede birinci öncelik haline geldiğini ifade etti. Şimşek, 2027 bütçesinde sosyal konut, sulama, içme suyu ve sanayi altyapısı gibi alanların önceliklendirildiğini belirterek, 750 bin sosyal konut projesinin bütçeden destekleneceğini ve sosyal konut bütçesinin yüzde 150 artırıldığını ifade etti.
Petrol fiyatlarının gerilemesi halinde eşel mobil uygulamasına ihtiyaç kalmayacak
Gelecek yılın bütçesindeki gelir hedefinin kurallara dayalı olarak belirlendiğini de kaydeden Şimşek, petrol fiyatlarının 76-77 dolar seviyelerine gerilemesi halinde gelecek yıl eşel mobil uygulamasına ihtiyaç kalmayacağını ifade etti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, sermaye piyasalarında yaşanan son gelişmeler ve alınan tedbirlerin yanı sıra enflasyon, cari açık, akaryakıt fiyatları, eşel mobil uygulaması, 2027 bütçesi ve ekonomi programındaki yapısal dönüşüm başlıklarını ele aldı. Burada konuşan Şimşek, Finansal İstikrar Komitesi’nin dün gerçekleştirdiği toplantıda piyasalardaki gelişmelerin değerlendirildiğini belirterek, yaşananların sınırlı sayıdaki fondaki kredi ve likidite probleminden kaynaklandığını ifade etti. Türkiye’de 2 bin 38 fon bulunduğunu ve sorun yaşanan fon sayısının 131 olduğunu ifade eden Şimşek şunları söyledi:
"Piyasalarda dün itibarıyla yaşananlar, yani önceki haftada yaşananlar, esas itibarıyla sınırlı sayıda fondaki kredi ve likidite problemi. Yani genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Yani borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok. Ama serbest fon dediğimiz bir alan var. Bu alan bütün dünyada nispeten serbest bir alan. Nitelikli yatırımcıların yatırım yaptığı bir alan. Dışarıda biz bunlara daha çok hedge fon diyebiliriz. Nispeten oradaki regülasyon daha esnek. 2006 yılında Türkiye’de mevzuata girmiş. 2008 yılında ilk o anlamda fonlar oluşmaya başlamış. Uzun bir süre bu nispeten sınırlı bir alan olmuş. 2019’dan itibaren TEFAS’ta, bu Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu, yani sonuçta bir pazar yeri burası, borsanın altında. Orada işlem görmeye başlayınca bu alan biraz büyüyor. Şimdi tekrar altını çizmek istiyorum. Sınırlı sayıdaki fondan bahsediyoruz. Yanlış atmıyorsam son rakam 2 bin 38 tane fon var Türkiye’de. Bunların 131’inden bahsediyoruz."
Şimşek, SPK’nın düzenleme ve denetleme konusunda yetkili kuruluş olduğunu belirterek, 2025’in sonlarında Finansal İstikrar Komitesi’nde muhtemel risklere karşı gerekli düzenleme ve tedbirlerin alınması yönünde karar alındığını ifade etti. Serbest fon alanına ilişkin ağustos sonunda dünyadaki uygulamalara göre daha katı kurallar içeren bir rehber yayımlandığını kaydeden Şimşek, piyasanın uyum sağlaması için bazı konularda geçiş süreçlerinin öngörüldüğünü söyledi. Şimşek ayrıca, teminat yapısının güçlendirildiğini ve teminatlara ilişkin daha önce de bazı düzenlemeler yapıldığını ifade etti.
"Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır"
Piyasada dün itibarıyla yaşanan süreçte sistemik bir riskin bulunmadığının da altını çizen Şimşek, "Şimdi bunu serbest fonlar için de bir geçiş dönemini öngörüyoruz, uygulamaya koyacağız. Özetle şunu anlatmaya çalışıyorum, çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var. Buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin bir şekilde işlettiği 131 fon, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tasfiye sürecine konulmuştur. Bu tasfiye sürecine ilişkin de sorular çok geliyor. Ona ilişkin de Sermaye Piyasası Kurulumuz dün akşam kapsamlı bir yol haritası ortaya koydu. Şimdi sistemik risk yok derken şunu söylemeye çalışıyorum: Yani 2 bin 38 tane fon var sayı olarak. Bunun 131’ine ilişkin adım atılmış, orada sorun görülmüş. Tabii ki SPK bu değerlendirmeyi yapıyor. Bir kısmı temerrüde düşmüş, bir kısmında da yapısal sıkıntılar olabileceği yönündeki riski dikkate almışlar ve adım atmışlar. Yani fon piyasasının yüzde 90’ı sağlıklı işlemeye devam etmiş. Yani buradaki sorun sistemik değil derken bu fonların tamamına bakarsanız, yani fon birikimi olarak bakarsanız en son yapılan müdahalelerle yaklaşık olarak konuşuyorum, yüzde 10-11 civarı bir rakam" ifadelerine yer verdi.
"Bu riskin yayılmaması için çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek"
Şimşek, tasfiye sürecinin borsayı baskı altına alacak bir çerçeve oluşturmayacağını vurgulayarak, alınan adımların yatırımcıların haklarını korumaya yönelik olduğunu söyledi. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan riskin piyasaya yayılmasını önlemek amacıyla güçlü tedbirlerin devreye alındığını hatırlatan Şimşek, "Buradaki tasfiye süreci, borsayı bundan sonraki süreçte baskı altına alacak bir çerçeve de olmayacak. Çünkü nitelikli yatırımcı olsalar dahi, profesyonel yatırımcı olsalar dahi, aslında bu atılan adımlar onların haklarını korumaya yöneliktir. Dolayısıyla burada bir yoğunlaşma oluşmuş. Bu yoğunlaşmanın bulaşıcı olmaması için, yani sınırlı sayıda fonda bir risk ortaya çıkmış. Bu riskin yayılmaması için piyasanın tamamına dün çok güçlü tedbirler devreye alındı ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecek. Dolayısıyla alınan tedbirler yeterli mi diye sordunuz, evet, şu aşamada yeterli" değerlendirmesinde bulundu.
"Tasarruf finansman şirketlerine ilişkin daha katı kurallara ihtiyacımız var"
Şimşek, banka dışı finans sektörünün son yıllarda hızlı büyüdüğünün altını çizerek, bu alana ilişkin ilave tedbir çalışmalarının yapılacağını söyledi. Tasarruf finansman şirketlerinin bankacılık benzeri bir alan olduğunu ifade eden Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Orada bankalar gibi daha katı kurallara ihtiyacımız olduğu net. Dünya bunu söylüyor, sadece Türkiye için söylemiyorum. Birtakım adımlar attık. Tabii bu arada da sorumlu kuruluş, yetkili kuruluş Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu. Yani piyasaya ilişkin, fonlara ilişkin SPK, diğer alanlara ilişkin BDDK. Dediğim gibi gerekeni yaptık. O alanı, sorumlu alanı karantinaya aldık tabiri caizse. Tasfiye süreci yapılacak. Yatırımcıların oradaki birikimleri belli bir sürece yayılarak tabii ki korunacak. Korunacaktan kastım; oradaki varlıklardan bahsediyorum. Ama tasarruf finansman şirketi kapsamındaki alan ise farklı. Orası bankacılık benzeri bir alan. Orada çok daha tabii ki farklı bir süreç işler. Orada da zaten bir portföy yönetim şirketiyle ilişkili bir iki kuruluş var. Dün Emlak Katılım biliyorsunuz, konut konusunda uzman bankamız, konut finansmanı konusunda. Zaten Katılımevim, Birevim de bu alanda biliyorsunuz faaliyet gösteriyor. O nedenle Emlak Katılım dün itibarıyla bir süreç başlattı. Süreç tabii ki oradaki yatırımcıları korumaya yönelik."
Bakan Şimşek, fon rehberiyle serbest fon alanındaki düzenleme sürecinin büyük oranda tamamlandığını belirterek, alanın dünyadaki uygulamalara kıyasla daha katı kurallara bağlandığını ifade etti. Serbest fonlarda yeniden benzer bir hareketlilik yaşanması riskinin düşük olduğunu belirten Şimşek, nitelikli yatırımcı tanımındaki 10 milyon liralık sınırın yeniden düzenlenebileceğini ve vatandaşların yatırım tercihlerine saygı duyduklarını söyledi.
"Milli Eğitim Bakanlığımızla milyonlarca kişiye erişip, finansal okuryazarlığa yatırım yapıyoruz"
Yatırımcıların tercihlerine saygı duyduklarını ancak finansal okuryazarlığın geliştirilmesine yönelik çalışmalara da önem verdiklerinin altını çizen Şimşek, "Biz yatırımcının tercihine saygılıyız ama uyarılarda da bulunduk. Finansal okuryazarlığa çok güçlü yatırım yaptık. Sermaye Piyasası Kurulumuzun çok gerçekten muazzam, zengin bir platformu var. O platformdan Milli Eğitim Bakanlığımızla milyonlarca kişiye erişip, finansal okuryazarlığa yatırım yapıyoruz. Finansal okuryazarlık çok kritiktir. Bence temel okuryazarlık kadar değerlidir. Yani teknolojik okuryazarlık kadar değerlidir. Sağlık okuryazarlığı kadar değerlidir. Dolayısıyla finansal okuryazarlık bizim için önemli bir alan. O konuya yatırım yapmaya devam edeceğiz" dedi.
"Katılımevim ve Birevim’deki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak"
Banka dışı finans sektöründe hızlı büyümenin yakından izlenmesi ve özellikle sıradan vatandaşların yer aldığı alanlarda korumanın güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Şimşek, "Banka dışı finans sektöründe şu anda bir sorun yok. Fakat o alan hızlı büyüyor. Hızlı büyüyen alanların mutlaka daha yakından izlenmesi ve o kaynakların doğru alanlarda tutulması ve özellikle sıradan vatandaşların rağbet gösterdiği alanlarda korumanın daha güçlü olması bizim için esastır. Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim’le ilgili bir açıklaması var. Dolayısıyla oradaki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak. Çünkü bunlar profesyonel yatırımcı değil, nitelikli yatırımcı değil. Onlara bizim muamelemiz farklı olacak. Tabiri caizse orta-uzun vadede aslında onu bankalar gibi düşünmek lazım. Çünkü orada da TMSF gibi yani Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu gibi bir yapı, fon havuzu, artı bir teminat havuzu gibi bir yapı var. Kaynakların nerede kullanılacağına ilişkin düzenleme zaten temmuz ayı sonunda yapıldı. Bir geçiş dönemi öngörüldü. Dolayısıyla o alanla ilgili olarak da tedbir aldık, adımlar attık. Ama o alanla ilgili ilave çalışmalar devam ediyor" dedi.
"Piyasanın yüzde 90’ında bir sorun zaten yoktu, sorunlu dar bir alan vardı ve onu ayırdık"
Bakan Şimşek, alınan tedbirlerin ardından piyasalarda güvenin devam ettiğini yineleyerek, "Dün tabii bir dizi tedbir açıkladık. Bir kısmı da açıklamadık. Sistemik bir risk ihtimali düşük olmakla birlikte biz tedbirliydik. Her zaman bizim bu tür senaryolara karşı sadece A değil, B, C planlarımız var. Aslında dün düşündüğümüz tedbirlerin çoğuna ihtiyaç kalmadı. Merkez Bankamız, gereken likiditeyi sağlayacağını söyledi. O en kritik şey. Bu tür durumlarda likidite çok önemli. BDDK da bankaların kendi hisselerini alması halinde çekirdek sermayeden bunu düşürmeyeceğine dair bir adım attı. SPK zaten gereken hızda sorunlu alanı, sınırlı sayıdaki fonu karantinaya aldı ve tasfiye süresini açıkladı. Piyasada güven devam ediyor. Piyasanın yüzde 90’ında bir sorun zaten yoktu. Sorunlu alan dar bir alan ve onu ayırdık. Piyasanın geneline bakarsanız fon piyasası, para piyasası fonları, normal geleneksel fonlar ve diğer serbest fonların tamamı normal bir işleyiş içerisinde ve güvende, sorun yok. Sistemik olarak bir risk yok" dedi.
Şimşek, bankacılık sisteminde sermaye yeterliliği, likidite ve varlık kalitesi açısından sorun bulunmadığını, piyasalardaki risk algısının da CDS verilerine yansımadığını belirtti. Şimşek, CDS’in yükselmek yerine sınırlı da olsa gerilediğini ve genel olarak piyasalarda pozitif bir havanın hakim olduğunu ifade etti.
"Hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak"
Fonlarda yaşanan riskin tahvil piyasasında oluşturduğu stresin alınan tedbirlerle ortadan kalktığını aktaran Şimşek, piyasaların normal işleyişine döndüğünü ifade etti. Sistemik risk bulunmadığını ve piyasa bozucu eylemlere ilişkin Sermaye Piyasası Kurulunun gerekli adımları attığını, bundan sonraki sürecin adli makamların konusu olduğunu söyleyen Bakan Şimşek, "Sermaye Piyasası Kurulu lisans iptalinden suç duyurularına kadar, o tasfiye kararından diğer bütün gerekli adımları attı. Bundan sonraki süreç piyasa bozucu faaliyetlerde bulunanların, yatırımcının birikimlerini tehlikeye atanların tabii ki bundan sonraki süreci adli bir süreç. Yargının konusu. Bizim kurumlarımız bu süreçte üzerlerine düşeni yapıyorlar. Yapmaya devam edecekler. Burada çok net olarak altını çizmek istiyorum hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak" dedi.
Bakan Şimşek, mevcut savaşların çoklu bir arz şoku oluşturduğunu ve enerji fiyatları üzerindeki baskının sürdüğünü belirterek, petrol fiyatlarının geçen yılki OVP varsayımı olan 65 doların üzerine çıkarak ortalama 90 dolar seviyesine geldiğini ifade etti. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’te yaşanan sorunların yanı sıra Suudi Arabistan’daki Doğu-Batı petrol boru hattı ile rafineri altyapılarına yönelik saldırılara da dikkati çeken Şimşek, söz konusu olayların arz risklerini artırdığını söyledi.
"Savaş olmasaydı enflasyon en az 7 puan daha aşağıda olurdu"
Şimşek, söz konusu savaşların mazot başta olmak üzere petrol ürünlerinin fiyatlarına olumsuz yansıdığını ifade ederek, "Burada rekabet gücünden tutun enflasyona kadar ciddi etkileri olan bir alan var. Biz eşel mobille bu baskıyı yönetmeye çalıştık ama gerçekçi olalım, onun bir sınırı var. Merkez Bankamızın yaptığı çalışmaya göre, ki onu bizimle paylaştı, bu savaş olmasaydı çok büyük ihtimalle bugün enflasyon en az 7 puan, şu anda 31,5 ya, en az 7 puan daha aşağıda olurdu. 24,5 puan olurdu. Belki yılı 21-22 gibi, o civarlarda kapatırdık. Ama şimdi öyle görünüyor ki yılı 28-29 gibi bir alanda kapatacağız. Piyasa öyle düşünüyor. Şimdi bu tabii bizim için bir sorun ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu program olmasaydı, gereken tedbirleri almasaydık, enflasyon 31,5’te kalmazdı, çok daha yukarıda olurdu. Neden? Çünkü karşı karşıya olduğumuz şok tek boyutlu değil. Yani olay sadece enerji, emtia fiyatları değil. Diğer emtia fiyatlarında da dolar bazında dramatik artışlar var" dedi.
Sürdürülebilir cari açığın büyüme ve dış borç yükü gibi göstergelere bağlı olduğunu kaydeden Şimşek, program kapsamında yüzde 2 ve altındaki cari açığı hedeflediklerini söyledi. Şimşek, enerji fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle cari açığın bu yıl yüzde 2,6-2,7 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini ve bunun yönetilebilir olduğunu ifade etti.
"Eşel mobil uygulamasıyla 400 milyar liralık bir gelirden vazgeçtik"
Eşel mobil uygulamasının yıl sonuna kadar özellikle motorinde kısmi sübvansiyon şeklinde devam edeceğini ifade eden Şimşek, "Mazotta yıl sonuna kadar da kısmi sübvansiyon, yani ÖTV kaybı devam edecek. Yani ÖTV’den kısmen vazgeçmeye devam edeceğiz. Diğer ürünlerde biz rekabet gücünü önceliklendiriyoruz. Tarımı önceliklendiriyoruz. Mazot o anlamda biraz daha önemli. Bizim tahminimiz yaklaşık bir 400 milyar liralık bir gelirden vazgeçtik. Tabii bu geliri elde etmemiş olmak demek, aynı zamanda bizim faiz dışı fazlayı da bir miktar aşağı çekiyor. Borçlanma ihtiyacını ortaya koyuyor. Finansman maliyeti falan bakarsanız aslında yarım trilyona yakın bir büyüklük. Bu ciddi bir rakam. 10 milyar dolar ve üzerinden bahsediyoruz. Ama dediğimiz gibi vatandaşa bu şokların, yani küresel, bölgesel savaş şokunun etkisini sınırlamak için biz bütçe imkânı elverdiği için adım attık. Bütçe dengelerinde bir sorun ben görmüyorum" dedi.
"Eşel mobil olmasa bütçe açığı belki 2,5’a yakın seyredecekti"
Şimşek, 2026 yılı için petrol fiyatlarının ortalama 90 dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini belirterek, 2027 yılı OVP’sinde petrol fiyatı varsayımının 76 dolar olarak belirlendiğini ifade etti. Şimşek, piyasa beklentisinin de mevcut durumda 77 dolar civarında olduğunu söyledi.
Bütçe açığının milli gelire oranının 2025’te benzer ülkelere kıyasla daha düşük gerçekleştiğini aktaran Bakan Şimşek, 2026 yılı için yüzde 3,1 olarak öngörülen bütçe açığının yüzde 3,5 olan hedefin altında kalmasının beklendiğini söyledi. Şimşek, "Eşel mobil olmasa büyük ihtimalle açık belki 2,5’a yakın seyredecekti. Ki yani gerçekten böyle bir performans çok nadirdir" dedi.
Savunma harcamaları yüzde 229 artacak
Gelecek yıl savunma harcamalarını yüzde 229 artıracaklarını bildiren Şimşek, değişen küresel güvenlik ortamı nedeniyle savunma alanının bütçede birinci öncelik haline geldiğini ifade etti. Şimşek, 2027 bütçesinde sosyal konut, sulama, içme suyu ve sanayi altyapısı gibi alanların önceliklendirildiğini belirterek, 750 bin sosyal konut projesinin bütçeden destekleneceğini ve sosyal konut bütçesinin yüzde 150 artırıldığını ifade etti.
Petrol fiyatlarının gerilemesi halinde eşel mobil uygulamasına ihtiyaç kalmayacak
Gelecek yılın bütçesindeki gelir hedefinin kurallara dayalı olarak belirlendiğini de kaydeden Şimşek, petrol fiyatlarının 76-77 dolar seviyelerine gerilemesi halinde gelecek yıl eşel mobil uygulamasına ihtiyaç kalmayacağını ifade etti.
Ankara HABERİ
www.ehaber.tv.tr
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

