Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ’’Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum’’

POLİTİKA (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 10.04.2026 - 19:30, Güncelleme: 10.04.2026 - 19:22
 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ’’Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum’’

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ’’Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum’’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da katıldığı iş dünyası toplantısında yaptığı konuşmada, ‘’Demokratik standartlarının gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz. Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim’’ dedi.Bir otelde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Mehmet Sait Yaz, Suna Kepolu Atanman, kamu kurum müdürleri, STK temsilcileri ve davetliler katıldı. Toplantıda konuşan Yılmaz, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini söyledi. Yılmaz, "Dünyayı anlamadan Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi tartışmak eksik kalacaktır. Eski kurumların, kuralların zayıfladığı, aşındığı, yer yer ortadan kalktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu, ekonomide böyle olduğu gibi siyasette de böyle. Ekonomik tarafına baktığınız zaman tarife savaşlarının tartışıldığı, korumacılık eğilimlerinin yükseldiği, ticaretteki, ekonomideki eski şartların dönüştüğü bir dönemdeyiz. Siyasi olarak baktığımızda da yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. Güç siyasetinin ön plana çıktığı, hukukun, insan haklarının, demokratik kavramların zayıfladığı, adalet ve merhamet gibi kavramların neredeyse hiç akla gelmediği bir dönemden geçiyoruz. Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim, her istediğimi yapabilirim gibi bir anlayışın hakim hale geldiğini görüyoruz maalesef. Bu tür dönemler çok riskli dönemlerdir ama aynı zamanda böyle dönemlerde sağlam duruş sergileyenler orta ve uzun vadede mutlaka kazançlı çıkacaklardır. Ben şuna yürekten inanıyorum, bu yaşanan süreç bir gün sona erecek. İnsanlık diye bir kavram var. Bir dip dalga mutlaka gelecektir. Yeni bir küresel, bölgesel düzen mutlaka oluşacaktır. Bu süreç içinde bizim ülke, toplum ve millet olarak sağlam, sağlıklı bir duruş gerçekleştirmemiz son derece kıymetlidir" diye konuştu.‘’Orta Doğu’daki savaş nedeni ile ekonomik büyümede sorunlar yaşanacak’’Orta Doğu’daki savaşı nedeniyle ekonomik büyümede sorunlar yaşanacağını aktaran Yılmaz, ‘’Bir taraftan gerçeklerin farkında olacağız, ayaklarımız yere basacak, gözümüzü gerçeklere kapatmayacağız. Ama bir taraftan da orta ve uzun vadede gitmek istediğimiz yeri de hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz. Bu ikisini aynı anda yapmamız gereken bir dönemdeyiz. Bu dönemin ekonomik yansımasına bakacak olursanız, dünyada büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında seyrettiği bir dönemdeyiz. O eski yüksek büyümeler, büyümeyi aşan liberal, küresel düzen ortada yok. Geçen yıl işte yüzde 3 civarında büyüdü dünya ekonomisi. Bu yıl da aşağı yukarı aynı oranda büyümesi bekleniyordu. Muhtemelen bu yaşadığımız savaş, bunun etkileriyle daha aşağıda bile gelme ihtimali var. Ticaret eskiden büyümenin hep önünde giderdi. Büyüme 3 ise ticaret 4-5 olurdu, büyüme hızı olarak söylüyorum. Son dönemlerde ticaretteki büyüme ekonomik büyümenin de altına düşmeye başladı. Çünkü ülkeler kapanıyorlar, korumacılık ön plana çıkıyor, tarife savaşları yaşanıyor. Bu, liberal ekonomik düzenin dönüştüğünü gösteren en önemli göstergelerden biri de bu. Ticaretin büyümenin altında kalması. Böyle bir ortamdayız. Bir taraftan salgınlar yaşadı dünyamız, pandemi diye bir hadise yaşadık. Son yıllara yine damgasını vuran bir hadise oldu. Savaşlar yaşıyoruz. Bölgesel, jeopolitik gerilimler yaşıyoruz. Bunların her biri ekonomik yapıyı da dönüştürücü etki yapıyor. Bu hadiseler yaşanırken siyasette, ekonomide yeni bir tabiri caizse güç dağılımı ve mücadelesi yaşanırken dünya ölçeğinde, Çin ve Uzakdoğu’nun yükselişinin tetiklediği bir güç mücadelesi yaşanırken bir taraftan da teknoloji dönüşüyor. Teknolojide de çok ciddi dönüşümlerin olduğu bir dönemdeyiz. Dijitalleşme dediğimiz hadise, yapay zeka, yeni üretim biçimleri ortaya çıkarıyor. Bazı mesleklerin artık tamamen ortadan kalkacağı söyleniyor. Kalkmasa bile mesleklerin icra ediliş biçiminin değişeceği ifade ediliyor. Dolayısıyla bir taraftan da büyük bir teknolojik dönüşüm yaşıyoruz’’ şeklinde konuştu.‘’Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettik’’Sadece ekonomiyi değil, sosyal hayatı, eğitimi, tarımı, hangi alan aklınıza gelirse gelsin, her tarafı değiştiren dijital ve yeşil dönüşüm denilen bir sürecin olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle dedi:‘’İklim tartışmalarıyla da birlikte karbon salınımı azalmış, enerjiyi çok daha verimli kullanan, dijital imkanları değerlendiren, yapay zekayla bütün işlemleri farklı bir hızla, farklı bir nitelikle gerçekleştiren yeni bir dünyadan bahsediyoruz. Bu ikisi yan yana gidiyor. Bir taraftan çekişmeler, savaşlar bir taraftan teknolojik dönüşümler. İşte bunun için de kendimize bir yol çizmek durumundayız. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettiğimize inanıyoruz. Pandemiyle 2025 dönemi alacak olursak yani 2020-2025 dönemi, 6 yıl. Bu altı yılda dünya ekonomisi sadece 100’ken 118’e gelebilmiş. Yani birikimli büyüme, kümülatif büyümesi pandeminin olduğu yıl 100 kabul edin öncesini. Geçen yıl sonu itibariyle dünyanın ekonomisinin geldiği yer 118. Türkiye ekonomisi aynı dönemde 100’ken 135 olmuş. Yani reel tarafta dünyanın neredeyse iki katı kadar bir büyüme gerçekleştirmişiz. Bunu yaparken finansal dengelerimizde bazı sorunlar, sıkıntılar ortaya çıkmış. Dolayısıyla şimdi de bu finansal dengelere yoğunlaşmış durumdayız. Makro finansal istikrar dediğimiz istikrarı sağlamaya, enflasyonu daha aşağı seviyelere çekmeye gayret ediyoruz. Bunu yaparken bir taraftan da bu büyümüş, kapasitesi artmış ekonomimizi olabildiğince korumaya ve geliştirmeye de gayret ediyoruz. Bu çerçevede dengeli büyüme dediğimiz bir kavram var. Yani sadece tüketim üzerinden büyümeyen, yatırımla, üretimle, ihracatla büyüyebilen, sadece iç taleple büyümeyen, dış taleple de büyüyen bir anlayış içinde gidiyoruz. Çünkü, böyle bir büyümeyle enflasyonu daha aşağıya çekeceğimize inanıyoruz. Bunlar kolay sorunlar değil gerçekten. Enflasyonu düşürürken büyümeyi belli bir seviyede tutabilmek belli bir çaba gerektiriyor. Kolay bir iş değil ama biz son 3 yıldır bunu başarıyoruz. Belli düzeyde ve dünya ortalamasının üstünde bir büyümeyi devam ettirirken, yatırımlarımızı, ihracatımızı arttırırken, işsizliğimizi tek haneli seviyelerde tutarken bir taraftan da enflasyon oranını düşürüyoruz.’’‘’Türkiye olarak savaş çıkmasın diye çok büyük gayret gösterdik’’Dünya piyasalarında petrol fiyatlarını hep birlikte takip ettiklerini vurgulayan Yılmaz, ‘’ Yapılan günlük açıklamalara göre piyasaların hareket ettiği maalesef günler yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu savaşta savaş çıkmasın diye öncelikle çok büyük gayret ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, Dışişleri Bakanımız, bütün kurumlarımız savaş başlamasın diye çok büyük gayretler ortaya koydu, çaba sarf edildi. Ama maalesef İsrail’in kışkırtmasıyla ABD, İsrail, İran saldırılarıyla birlikte savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran’la bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve iyice karmaşıklaşan bir tam boyuyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle bu savaş bir an önce sona ersin diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz. Savaş ne kadar uzarsa maliyeti de o kadar artacak ve derinleşecek. Gerek İran’da gerek diğer birtakım çevrelerde özellikle İsrail’e karşı olmak üzere etnik kimlik üzerinden mezhepler üzerinden bölgedeki insanları kışkırtmaya birbirine düşürmeye çalışan güçler olduğunu da görüyoruz. Bizim bu noktada da tavrımız çok net. Biz İran’ın toprak bütünlüğünden, egemenliğinden ve İran’ı oluşturan tüm etnik yapılarına, mezheplerle sağlam bir şekilde bilinci gösteren bölgede yaşayan tüm halklara, tüm inanç gruplarına da şükranlarımızı sunuyoruz. Bu süreçte çok daha uyanık davrandığını gördük. Çeşitli kimliklerin, toplulukların. Bu da gerçekten takdire şayan epey bir tecrübe yaşamış bir bölgedeyiz bu anlamda. Emperyal birtakım güçlerin belli kavramlar üzerinden insanları kullandıkları, toplulukları kullandıkları, sonra da çıkarları değiştirilen hemen politika değiştirebildiği bir bölgedeyiz. Bunu da defalarca görmüş, tecrübe etmiş bir bölgeyiz. Ama bu sebep çok şükür bu tuzaklara düşünmediğini görüyoruz ve bundan dolayı da takdir ediyoruz gerçekten" dedi.‘’İyi ki terörsüz Türkiye süreci başladı’’‘’İyi ki Terörsüz Türkiye süreci başladı’’ siyen Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:‘’İyi ki bu süreç belli bir aşamaya gelmiş. Bölgemizde yaşananlar sürecin ne kadar anlamlı ve öngörülü bir süreç olduğunu inanıyorum ki hepimize göstermiştir. Terörsüz Türkiye demişken o konuda da birkaç şey söylemek isterim. Türkiye Cumhuriyeti olarak cumhuriyetin artık ikinci yüzyılındayız. Cumhurbaşkanımız bu ikinci yüzyılı Türkiye yüzyılı vizyonuyla anlamlandırıyor. Böyle çerçeve ortaya koyduk. Bu Türkiye yüzyılı vizyonunun en önemli unsurlarından biri de bu yüzyılın huzuru kardeşliğin yüzyılı olacağı mesajdı. Ve bu çerçevede Devlet Bahçeli’nin tabiri caizse ezber bozan çıkışları ve aldığı çok cesur inisiyatifler yine terör örgütü kurucusunun kurduğu örgüte dönük ortaya koyduğu mesajlarla bu süreç gelişmeye başladı. Geldiğimiz noktada Meclis’te oluşturulan komisyon bu komisyona bütün partilerin bir grup hadisi olmak üzere destek vermesi ve orada gerçekten takdir edilecek bir durum. Keşke birçok konuda daha bunu yapabilse partilerimiz partilerin katkısıyla oluşan bir komisyon raporumuz var şu anda. Orada çizilen bir genel çerçeve ve yol haritası var. Bu kapsamda yeni bir aşamaya geldiğimizi rahatlıkla ifade edebilirim. Önce başka tartışmalara konu olabiliyordu mesele ama Suriye’deki meselelerin daha ne diyelim? Suhuletle bir çözüme gitmesi, İran’da da tahriklere gelinmeyen bir ortamda inanıyorum ki Terörsüz Türkiye süreci daha hızlı bir şekilde, etkili bir şekilde hayata geçecektir. Burada iki unsur var. Bu unsurlar arasındaki ilişkiyi de tabii ki yiyip kurgulamak, görmek durumundayız. Bir taraftan örgütün sahada kendini feshetme silahları bırakma sürecinin gerçekçi bir şekilde işlediğinin görülmesi, izlenmesi, raporlanması, bu mekanizmaların sağlıklı bir şekilde yansıtılması meselesi var. Diğer taraftan da tabii bu sürecin gerektirdiği düzenlemelerin yine sağlıklı, sonuç odaklı bir şekilde gerçekleştirilmesi meselesi var. Bu meseleyi de aşacak tecrübe birikimine anlayışa Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğuna ben yürekten inanıyorum. Ancak bu süreçte sabote etmeye çalışan, bozmaya çalışan, provoke etmeye çalışan çeşitli dezenformasyonlarla zehirlemeye çalışan veya bu kesinden insanlar olabilir, çevreler, güç odakları olabilir. Bunlara karşı da herkesin çok uyanık olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum. Bu süreçle birlikte hem demokrasi hem de kalkınma açısından yeni bir ortam atmosferin oluşması şeklinde düşünülmelidir. Yeni dönemde güvenlik endişelerinin kalıcı bir şekilde ortadan kalktığı bir ortamda hem Türkiye’nin genel kalkınma süreci hızlanacaktır. Hem de Doğu ve Güneydoğu’nun özellikle uzun yıllardır kullanılmamış potansiyeli çok daha hızlı bir şekilde harekete geçmiş olacaktır. Önümüzdeki dönem Doğu Güneydoğu’nun Türkiye ortalamasının üzerinde bir büyüme, ticaret ve gelişim perspektifi ortaya koyduğuna yürekten inanıyorum.’’‘’Demokratik standartlarımızın gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz’’Demokratik standartlarının gelişmesini herkesin arzu ettiğini ifade eden Yılmaz, ‘’Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartlı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim. Hele hele demokrasi, siyasi, siyaset yapma iddiasında olan partilerin DEM Parti dahil olmak üzere bu konuda çok net bir tavır sergilemeleri gerektiğine inanıyorum. Yani şunu da çok açık ifade edeyim. Sürekli bir şekilde kamu kurumlarına, devlete rol biçme ödev yükleme üslubundan çıkıp biz ne yapmalıyız sorusunu kendilerine biraz sormalarında büyük fayda olduğunu da samimiyetle ifade etmek istiyorum. Demokrasi gelişecekse hepimizin katkısıyla gelişecek. Vesayetlerden hepimizin kurtulması, uzaklaşması gerekiyor. Nasıl ki Türkiye bir dönem vesayetçi bir yapıdan daha normal bir demokratik yapıya geçtiyse partilerin de vesayet odaklarından uzaklaşıp demokratik siyaseti gerçek anlamda yapmalarının da çok önemli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ’’Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum’’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da katıldığı iş dünyası toplantısında yaptığı konuşmada, ‘’Demokratik standartlarının gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz. Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim’’ dedi.
Bir otelde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Mehmet Sait Yaz, Suna Kepolu Atanman, kamu kurum müdürleri, STK temsilcileri ve davetliler katıldı. Toplantıda konuşan Yılmaz, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini söyledi. Yılmaz, "Dünyayı anlamadan Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi tartışmak eksik kalacaktır. Eski kurumların, kuralların zayıfladığı, aşındığı, yer yer ortadan kalktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu, ekonomide böyle olduğu gibi siyasette de böyle. Ekonomik tarafına baktığınız zaman tarife savaşlarının tartışıldığı, korumacılık eğilimlerinin yükseldiği, ticaretteki, ekonomideki eski şartların dönüştüğü bir dönemdeyiz. Siyasi olarak baktığımızda da yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. Güç siyasetinin ön plana çıktığı, hukukun, insan haklarının, demokratik kavramların zayıfladığı, adalet ve merhamet gibi kavramların neredeyse hiç akla gelmediği bir dönemden geçiyoruz. Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim, her istediğimi yapabilirim gibi bir anlayışın hakim hale geldiğini görüyoruz maalesef. Bu tür dönemler çok riskli dönemlerdir ama aynı zamanda böyle dönemlerde sağlam duruş sergileyenler orta ve uzun vadede mutlaka kazançlı çıkacaklardır. Ben şuna yürekten inanıyorum, bu yaşanan süreç bir gün sona erecek. İnsanlık diye bir kavram var. Bir dip dalga mutlaka gelecektir. Yeni bir küresel, bölgesel düzen mutlaka oluşacaktır. Bu süreç içinde bizim ülke, toplum ve millet olarak sağlam, sağlıklı bir duruş gerçekleştirmemiz son derece kıymetlidir" diye konuştu.

‘’Orta Doğu’daki savaş nedeni ile ekonomik büyümede sorunlar yaşanacak’’
Orta Doğu’daki savaşı nedeniyle ekonomik büyümede sorunlar yaşanacağını aktaran Yılmaz, ‘’Bir taraftan gerçeklerin farkında olacağız, ayaklarımız yere basacak, gözümüzü gerçeklere kapatmayacağız. Ama bir taraftan da orta ve uzun vadede gitmek istediğimiz yeri de hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz. Bu ikisini aynı anda yapmamız gereken bir dönemdeyiz. Bu dönemin ekonomik yansımasına bakacak olursanız, dünyada büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında seyrettiği bir dönemdeyiz. O eski yüksek büyümeler, büyümeyi aşan liberal, küresel düzen ortada yok. Geçen yıl işte yüzde 3 civarında büyüdü dünya ekonomisi. Bu yıl da aşağı yukarı aynı oranda büyümesi bekleniyordu. Muhtemelen bu yaşadığımız savaş, bunun etkileriyle daha aşağıda bile gelme ihtimali var. Ticaret eskiden büyümenin hep önünde giderdi. Büyüme 3 ise ticaret 4-5 olurdu, büyüme hızı olarak söylüyorum. Son dönemlerde ticaretteki büyüme ekonomik büyümenin de altına düşmeye başladı. Çünkü ülkeler kapanıyorlar, korumacılık ön plana çıkıyor, tarife savaşları yaşanıyor. Bu, liberal ekonomik düzenin dönüştüğünü gösteren en önemli göstergelerden biri de bu. Ticaretin büyümenin altında kalması. Böyle bir ortamdayız. Bir taraftan salgınlar yaşadı dünyamız, pandemi diye bir hadise yaşadık. Son yıllara yine damgasını vuran bir hadise oldu. Savaşlar yaşıyoruz. Bölgesel, jeopolitik gerilimler yaşıyoruz. Bunların her biri ekonomik yapıyı da dönüştürücü etki yapıyor. Bu hadiseler yaşanırken siyasette, ekonomide yeni bir tabiri caizse güç dağılımı ve mücadelesi yaşanırken dünya ölçeğinde, Çin ve Uzakdoğu’nun yükselişinin tetiklediği bir güç mücadelesi yaşanırken bir taraftan da teknoloji dönüşüyor. Teknolojide de çok ciddi dönüşümlerin olduğu bir dönemdeyiz. Dijitalleşme dediğimiz hadise, yapay zeka, yeni üretim biçimleri ortaya çıkarıyor. Bazı mesleklerin artık tamamen ortadan kalkacağı söyleniyor. Kalkmasa bile mesleklerin icra ediliş biçiminin değişeceği ifade ediliyor. Dolayısıyla bir taraftan da büyük bir teknolojik dönüşüm yaşıyoruz’’ şeklinde konuştu.

‘’Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettik’’
Sadece ekonomiyi değil, sosyal hayatı, eğitimi, tarımı, hangi alan aklınıza gelirse gelsin, her tarafı değiştiren dijital ve yeşil dönüşüm denilen bir sürecin olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle dedi:
‘’İklim tartışmalarıyla da birlikte karbon salınımı azalmış, enerjiyi çok daha verimli kullanan, dijital imkanları değerlendiren, yapay zekayla bütün işlemleri farklı bir hızla, farklı bir nitelikle gerçekleştiren yeni bir dünyadan bahsediyoruz. Bu ikisi yan yana gidiyor. Bir taraftan çekişmeler, savaşlar bir taraftan teknolojik dönüşümler. İşte bunun için de kendimize bir yol çizmek durumundayız. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettiğimize inanıyoruz. Pandemiyle 2025 dönemi alacak olursak yani 2020-2025 dönemi, 6 yıl. Bu altı yılda dünya ekonomisi sadece 100’ken 118’e gelebilmiş. Yani birikimli büyüme, kümülatif büyümesi pandeminin olduğu yıl 100 kabul edin öncesini. Geçen yıl sonu itibariyle dünyanın ekonomisinin geldiği yer 118. Türkiye ekonomisi aynı dönemde 100’ken 135 olmuş. Yani reel tarafta dünyanın neredeyse iki katı kadar bir büyüme gerçekleştirmişiz. Bunu yaparken finansal dengelerimizde bazı sorunlar, sıkıntılar ortaya çıkmış. Dolayısıyla şimdi de bu finansal dengelere yoğunlaşmış durumdayız. Makro finansal istikrar dediğimiz istikrarı sağlamaya, enflasyonu daha aşağı seviyelere çekmeye gayret ediyoruz. Bunu yaparken bir taraftan da bu büyümüş, kapasitesi artmış ekonomimizi olabildiğince korumaya ve geliştirmeye de gayret ediyoruz. Bu çerçevede dengeli büyüme dediğimiz bir kavram var. Yani sadece tüketim üzerinden büyümeyen, yatırımla, üretimle, ihracatla büyüyebilen, sadece iç taleple büyümeyen, dış taleple de büyüyen bir anlayış içinde gidiyoruz. Çünkü, böyle bir büyümeyle enflasyonu daha aşağıya çekeceğimize inanıyoruz. Bunlar kolay sorunlar değil gerçekten. Enflasyonu düşürürken büyümeyi belli bir seviyede tutabilmek belli bir çaba gerektiriyor. Kolay bir iş değil ama biz son 3 yıldır bunu başarıyoruz. Belli düzeyde ve dünya ortalamasının üstünde bir büyümeyi devam ettirirken, yatırımlarımızı, ihracatımızı arttırırken, işsizliğimizi tek haneli seviyelerde tutarken bir taraftan da enflasyon oranını düşürüyoruz.’’

‘’Türkiye olarak savaş çıkmasın diye çok büyük gayret gösterdik’’
Dünya piyasalarında petrol fiyatlarını hep birlikte takip ettiklerini vurgulayan Yılmaz, ‘’ Yapılan günlük açıklamalara göre piyasaların hareket ettiği maalesef günler yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu savaşta savaş çıkmasın diye öncelikle çok büyük gayret ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, Dışişleri Bakanımız, bütün kurumlarımız savaş başlamasın diye çok büyük gayretler ortaya koydu, çaba sarf edildi. Ama maalesef İsrail’in kışkırtmasıyla ABD, İsrail, İran saldırılarıyla birlikte savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran’la bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve iyice karmaşıklaşan bir tam boyuyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle bu savaş bir an önce sona ersin diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz. Savaş ne kadar uzarsa maliyeti de o kadar artacak ve derinleşecek. Gerek İran’da gerek diğer birtakım çevrelerde özellikle İsrail’e karşı olmak üzere etnik kimlik üzerinden mezhepler üzerinden bölgedeki insanları kışkırtmaya birbirine düşürmeye çalışan güçler olduğunu da görüyoruz. Bizim bu noktada da tavrımız çok net. Biz İran’ın toprak bütünlüğünden, egemenliğinden ve İran’ı oluşturan tüm etnik yapılarına, mezheplerle sağlam bir şekilde bilinci gösteren bölgede yaşayan tüm halklara, tüm inanç gruplarına da şükranlarımızı sunuyoruz. Bu süreçte çok daha uyanık davrandığını gördük. Çeşitli kimliklerin, toplulukların. Bu da gerçekten takdire şayan epey bir tecrübe yaşamış bir bölgedeyiz bu anlamda. Emperyal birtakım güçlerin belli kavramlar üzerinden insanları kullandıkları, toplulukları kullandıkları, sonra da çıkarları değiştirilen hemen politika değiştirebildiği bir bölgedeyiz. Bunu da defalarca görmüş, tecrübe etmiş bir bölgeyiz. Ama bu sebep çok şükür bu tuzaklara düşünmediğini görüyoruz ve bundan dolayı da takdir ediyoruz gerçekten" dedi.

‘’İyi ki terörsüz Türkiye süreci başladı’’
‘’İyi ki Terörsüz Türkiye süreci başladı’’ siyen Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:
‘’İyi ki bu süreç belli bir aşamaya gelmiş. Bölgemizde yaşananlar sürecin ne kadar anlamlı ve öngörülü bir süreç olduğunu inanıyorum ki hepimize göstermiştir. Terörsüz Türkiye demişken o konuda da birkaç şey söylemek isterim. Türkiye Cumhuriyeti olarak cumhuriyetin artık ikinci yüzyılındayız. Cumhurbaşkanımız bu ikinci yüzyılı Türkiye yüzyılı vizyonuyla anlamlandırıyor. Böyle çerçeve ortaya koyduk. Bu Türkiye yüzyılı vizyonunun en önemli unsurlarından biri de bu yüzyılın huzuru kardeşliğin yüzyılı olacağı mesajdı. Ve bu çerçevede Devlet Bahçeli’nin tabiri caizse ezber bozan çıkışları ve aldığı çok cesur inisiyatifler yine terör örgütü kurucusunun kurduğu örgüte dönük ortaya koyduğu mesajlarla bu süreç gelişmeye başladı. Geldiğimiz noktada Meclis’te oluşturulan komisyon bu komisyona bütün partilerin bir grup hadisi olmak üzere destek vermesi ve orada gerçekten takdir edilecek bir durum. Keşke birçok konuda daha bunu yapabilse partilerimiz partilerin katkısıyla oluşan bir komisyon raporumuz var şu anda. Orada çizilen bir genel çerçeve ve yol haritası var. Bu kapsamda yeni bir aşamaya geldiğimizi rahatlıkla ifade edebilirim. Önce başka tartışmalara konu olabiliyordu mesele ama Suriye’deki meselelerin daha ne diyelim? Suhuletle bir çözüme gitmesi, İran’da da tahriklere gelinmeyen bir ortamda inanıyorum ki Terörsüz Türkiye süreci daha hızlı bir şekilde, etkili bir şekilde hayata geçecektir. Burada iki unsur var. Bu unsurlar arasındaki ilişkiyi de tabii ki yiyip kurgulamak, görmek durumundayız. Bir taraftan örgütün sahada kendini feshetme silahları bırakma sürecinin gerçekçi bir şekilde işlediğinin görülmesi, izlenmesi, raporlanması, bu mekanizmaların sağlıklı bir şekilde yansıtılması meselesi var. Diğer taraftan da tabii bu sürecin gerektirdiği düzenlemelerin yine sağlıklı, sonuç odaklı bir şekilde gerçekleştirilmesi meselesi var. Bu meseleyi de aşacak tecrübe birikimine anlayışa Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğuna ben yürekten inanıyorum. Ancak bu süreçte sabote etmeye çalışan, bozmaya çalışan, provoke etmeye çalışan çeşitli dezenformasyonlarla zehirlemeye çalışan veya bu kesinden insanlar olabilir, çevreler, güç odakları olabilir. Bunlara karşı da herkesin çok uyanık olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum. Bu süreçle birlikte hem demokrasi hem de kalkınma açısından yeni bir ortam atmosferin oluşması şeklinde düşünülmelidir. Yeni dönemde güvenlik endişelerinin kalıcı bir şekilde ortadan kalktığı bir ortamda hem Türkiye’nin genel kalkınma süreci hızlanacaktır. Hem de Doğu ve Güneydoğu’nun özellikle uzun yıllardır kullanılmamış potansiyeli çok daha hızlı bir şekilde harekete geçmiş olacaktır. Önümüzdeki dönem Doğu Güneydoğu’nun Türkiye ortalamasının üzerinde bir büyüme, ticaret ve gelişim perspektifi ortaya koyduğuna yürekten inanıyorum.’’

‘’Demokratik standartlarımızın gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz’’
Demokratik standartlarının gelişmesini herkesin arzu ettiğini ifade eden Yılmaz, ‘’Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartlı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim. Hele hele demokrasi, siyasi, siyaset yapma iddiasında olan partilerin DEM Parti dahil olmak üzere bu konuda çok net bir tavır sergilemeleri gerektiğine inanıyorum. Yani şunu da çok açık ifade edeyim. Sürekli bir şekilde kamu kurumlarına, devlete rol biçme ödev yükleme üslubundan çıkıp biz ne yapmalıyız sorusunu kendilerine biraz sormalarında büyük fayda olduğunu da samimiyetle ifade etmek istiyorum. Demokrasi gelişecekse hepimizin katkısıyla gelişecek. Vesayetlerden hepimizin kurtulması, uzaklaşması gerekiyor. Nasıl ki Türkiye bir dönem vesayetçi bir yapıdan daha normal bir demokratik yapıya geçtiyse partilerin de vesayet odaklarından uzaklaşıp demokratik siyaseti gerçek anlamda yapmalarının da çok önemli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı devam etti.

Diyarbakır HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ehaber.tv.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.