Gümüşhane’de deneme amaçlı dikilen fil otunun bölgeye uyumu test edilecek
EKONOMİ
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
14.10.2026 - 16:01, Güncelleme:
14.10.2026 - 15:22
Gümüşhane’de deneme amaçlı dikilen fil otunun bölgeye uyumu test edilecek
Gümüşhane’de deneme amaçlı dikilen fil otunun bölgeye uyumu test edilecek
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde yetiştirilen fil otu, yüksek verimi ve uzun ömürlü yapısıyla hayvancılıkta kaba yem açığının giderilmesi için alternatif olarak değerlendiriliyor. Afrika kökenli bitkinin bölge iklimine ve özellikle kış aylarındaki soğuklara dayanıklılığı araştırılıyor.Gümüşhane Üniversitesinin tarımsal üretime katkı amacıyla yürüttüğü çalışma kapsamında, fil otunun Kelkit’in iklim şartlarına uyumu gözlemleniyor. Uygun koşullarda 10 ila 20 yıl yaşayabilen bitki, kuru ot verimi ve protein oranıyla öne çıkıyor.Mısıra göre kuraklığa daha dayanıklı olabilen ve daha az sulama gerektirebilen fil otu, bölge şartlarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebiliyor. Uygun koşullarda dekara 3 ila 6 ton kuru madde verimi sağlayabilen bitkinin, mısıra kıyasla yaklaşık iki kat verime ulaşabildiği belirtiliyor.Bir kez ekildikten sonra uzun yıllar biçilebilmesi ve yüksek miktarda bitkisel kütle oluşturması, fil otunu hayvancılık açısından alternatif yem kaynakları arasında öne çıkarıyor. Bitkinin Kelkit’in kış şartlarına dayanıklılığı ve ilkbaharda yeniden gelişimi, bölgedeki yetiştiricilik potansiyelinin belirlenmesi açısından önem taşıyor.Çalışmadan elde edilecek sonuçlarla fil otunun bölgede yetiştirilmeye uygunluğunun belirlenmesi ve kaba yem üretiminin artırılmasına katkı sağlayabilecek alternatiflerin değerlendirilmesi hedefleniyor."Fil otu hayvancılıkta alternatif bir besin kaynağı olabilir"Fil otu hasadını yerinde inceleyen Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Geçtiğimiz yıl bölgemizde hayvancılığa nasıl destek olabiliriz, yeni besin kaynaklarını nasıl bulabiliriz diye düşünürken fil otu adı verilen bitkiyle ilgili bir deneme yapmaya karar verdik. Üniversitemizdeki hocalarımızdan destek istedik. Bitkinin çeliklerini temin ederek Doğan Besi İşletmesinin arazisine diktik ve yetiştirilmesi için kendilerine emanet ettik. Sağ olsunlar, bitkilere çok iyi baktılar. Bugün 3 metreyi aşan boya ulaşan fil otlarını hasat aşamasına getirdik. Bu çalışma bir Ar-Ge araştırması. Fil otunu, yılda üç kez verim alınabilen mısıra alternatif bir kaba yem kaynağı olarak değerlendiriyoruz. Bitkinin bölgemizin kış şartlarını atlatarak yeniden gelişim göstermesi ve özellikle süt sığırcılığında yem olarak kullanılabilmesi hâlinde, çiftçilerimiz için alternatif bir ürün olmasını arzu ediyoruz. Şu ana kadar elde ettiğimiz sonuçlar gayet güzel. Hasat sonrasında bitkinin su, lif, nişasta, protein ve şeker içerikleri incelenecek. Doğan Besi İşletmesinde süt sığırcılığına yönelik besleme denemeleri de yapılacak. İlerleyen süreçte olumlu sonuçlar elde edersek fil otunun bölgemizde hayvancılıkta alternatif bir besin kaynağı olarak kullanılmasının önünü açmış olacağız. Ümit ediyoruz ki güzel sonuçlar alırız" dedi."Süt sığırcılığında yem maliyetlerini düşürecek bir ürün"Yapılan çalışma hakkında bilgi veren Gümüşhane Üniversitesi Kelkit Meslek Yüksekokulu Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Yolcu, "Bölgemizde fil otu bitkisini deneme amacıyla yetiştirdik. Afrika’nın tropikal ve subtropikal bölgeleri kökenli olan bu bitki, zamanla Güney Amerika, Malezya ve Endonezya gibi bölgelere yayılmıştır. Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerinde fil otu üzerine çalışmalar yürütülürken biz bitkiyi daha soğuk bir iklime taşıyarak geçiş iklimi koşullarında nasıl bir performans göstereceğini araştırıyoruz. Fil otunu, bölgemizde yaklaşık 20 yıldır yetiştirilen silajlık mısırla karşılaştırdığımızda önemli farklılıklar görüyoruz. Silajlık mısır her yıl yeniden ekilirken fil otu bir kez dikildikten sonra 10 ila 20 yıl boyunca canlılığını koruyabiliyor. Bölge koşullarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebiliyor. Kuru madde verimi bakımından silajlık mısırın yaklaşık iki katına ulaşabilen bitkiden, uygun koşullarda dekara 3 ila 6 ton kuru madde elde edilebiliyor. Küresel ısınmayla birlikte su kaynaklarının giderek önem kazandığı günümüzde fil otunun su ihtiyacının mısıra göre daha düşük olması da önemli bir avantaj. Yüksek verimi, su kısıtlılığına dayanıklılığı ve marjinal alanlarda yetişebilme potansiyeli sayesinde fil otu, bölgemizde yonca ve silajlık mısıra ilave bir kaba yem kaynağı olabilir. Protein oranı silajlık mısıra göre daha yüksek olsa da enerji değeri mısırdan biraz daha düşüktür. Bu nedenle fil otunu mısırın veya yoncanın doğrudan alternatifi olarak değil, mevcut yem kaynaklarını tamamlayacak ve üretim maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayabilecek bir ürün olarak değerlendiriyoruz. Çalışmamızdaki en önemli konu, fil otunun bölgemizin geçiş ikliminde kış şartlarından zarar görüp görmeyeceğidir. İlkbaharda diktiğimiz bitkileri şimdi biçeceğiz ve kış mevsiminin ardından gelişimlerini gözlemleyeceğiz. Beklediğimiz sonuçları elde etmemiz hâlinde araştırma sonuçlarını bölge çiftçilerimizle paylaşarak fil otu yetiştiriciliğinin yaygınlaşmasına öncülük etmeyi hedefliyoruz. Böylece özellikle süt sığırcılığında yem maliyetlerinin azaltılmasına katkı sunabileceğimizi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
Gümüşhane’de deneme amaçlı dikilen fil otunun bölgeye uyumu test edilecek
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde yetiştirilen fil otu, yüksek verimi ve uzun ömürlü yapısıyla hayvancılıkta kaba yem açığının giderilmesi için alternatif olarak değerlendiriliyor. Afrika kökenli bitkinin bölge iklimine ve özellikle kış aylarındaki soğuklara dayanıklılığı araştırılıyor.
Gümüşhane Üniversitesinin tarımsal üretime katkı amacıyla yürüttüğü çalışma kapsamında, fil otunun Kelkit’in iklim şartlarına uyumu gözlemleniyor. Uygun koşullarda 10 ila 20 yıl yaşayabilen bitki, kuru ot verimi ve protein oranıyla öne çıkıyor.
Mısıra göre kuraklığa daha dayanıklı olabilen ve daha az sulama gerektirebilen fil otu, bölge şartlarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebiliyor. Uygun koşullarda dekara 3 ila 6 ton kuru madde verimi sağlayabilen bitkinin, mısıra kıyasla yaklaşık iki kat verime ulaşabildiği belirtiliyor.
Bir kez ekildikten sonra uzun yıllar biçilebilmesi ve yüksek miktarda bitkisel kütle oluşturması, fil otunu hayvancılık açısından alternatif yem kaynakları arasında öne çıkarıyor. Bitkinin Kelkit’in kış şartlarına dayanıklılığı ve ilkbaharda yeniden gelişimi, bölgedeki yetiştiricilik potansiyelinin belirlenmesi açısından önem taşıyor.
Çalışmadan elde edilecek sonuçlarla fil otunun bölgede yetiştirilmeye uygunluğunun belirlenmesi ve kaba yem üretiminin artırılmasına katkı sağlayabilecek alternatiflerin değerlendirilmesi hedefleniyor.
"Fil otu hayvancılıkta alternatif bir besin kaynağı olabilir"
Fil otu hasadını yerinde inceleyen Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Geçtiğimiz yıl bölgemizde hayvancılığa nasıl destek olabiliriz, yeni besin kaynaklarını nasıl bulabiliriz diye düşünürken fil otu adı verilen bitkiyle ilgili bir deneme yapmaya karar verdik. Üniversitemizdeki hocalarımızdan destek istedik. Bitkinin çeliklerini temin ederek Doğan Besi İşletmesinin arazisine diktik ve yetiştirilmesi için kendilerine emanet ettik. Sağ olsunlar, bitkilere çok iyi baktılar. Bugün 3 metreyi aşan boya ulaşan fil otlarını hasat aşamasına getirdik. Bu çalışma bir Ar-Ge araştırması. Fil otunu, yılda üç kez verim alınabilen mısıra alternatif bir kaba yem kaynağı olarak değerlendiriyoruz. Bitkinin bölgemizin kış şartlarını atlatarak yeniden gelişim göstermesi ve özellikle süt sığırcılığında yem olarak kullanılabilmesi hâlinde, çiftçilerimiz için alternatif bir ürün olmasını arzu ediyoruz. Şu ana kadar elde ettiğimiz sonuçlar gayet güzel. Hasat sonrasında bitkinin su, lif, nişasta, protein ve şeker içerikleri incelenecek. Doğan Besi İşletmesinde süt sığırcılığına yönelik besleme denemeleri de yapılacak. İlerleyen süreçte olumlu sonuçlar elde edersek fil otunun bölgemizde hayvancılıkta alternatif bir besin kaynağı olarak kullanılmasının önünü açmış olacağız. Ümit ediyoruz ki güzel sonuçlar alırız" dedi.
"Süt sığırcılığında yem maliyetlerini düşürecek bir ürün"
Yapılan çalışma hakkında bilgi veren Gümüşhane Üniversitesi Kelkit Meslek Yüksekokulu Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Yolcu, "Bölgemizde fil otu bitkisini deneme amacıyla yetiştirdik. Afrika’nın tropikal ve subtropikal bölgeleri kökenli olan bu bitki, zamanla Güney Amerika, Malezya ve Endonezya gibi bölgelere yayılmıştır. Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerinde fil otu üzerine çalışmalar yürütülürken biz bitkiyi daha soğuk bir iklime taşıyarak geçiş iklimi koşullarında nasıl bir performans göstereceğini araştırıyoruz. Fil otunu, bölgemizde yaklaşık 20 yıldır yetiştirilen silajlık mısırla karşılaştırdığımızda önemli farklılıklar görüyoruz. Silajlık mısır her yıl yeniden ekilirken fil otu bir kez dikildikten sonra 10 ila 20 yıl boyunca canlılığını koruyabiliyor. Bölge koşullarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebiliyor. Kuru madde verimi bakımından silajlık mısırın yaklaşık iki katına ulaşabilen bitkiden, uygun koşullarda dekara 3 ila 6 ton kuru madde elde edilebiliyor. Küresel ısınmayla birlikte su kaynaklarının giderek önem kazandığı günümüzde fil otunun su ihtiyacının mısıra göre daha düşük olması da önemli bir avantaj. Yüksek verimi, su kısıtlılığına dayanıklılığı ve marjinal alanlarda yetişebilme potansiyeli sayesinde fil otu, bölgemizde yonca ve silajlık mısıra ilave bir kaba yem kaynağı olabilir. Protein oranı silajlık mısıra göre daha yüksek olsa da enerji değeri mısırdan biraz daha düşüktür. Bu nedenle fil otunu mısırın veya yoncanın doğrudan alternatifi olarak değil, mevcut yem kaynaklarını tamamlayacak ve üretim maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayabilecek bir ürün olarak değerlendiriyoruz. Çalışmamızdaki en önemli konu, fil otunun bölgemizin geçiş ikliminde kış şartlarından zarar görüp görmeyeceğidir. İlkbaharda diktiğimiz bitkileri şimdi biçeceğiz ve kış mevsiminin ardından gelişimlerini gözlemleyeceğiz. Beklediğimiz sonuçları elde etmemiz hâlinde araştırma sonuçlarını bölge çiftçilerimizle paylaşarak fil otu yetiştiriciliğinin yaygınlaşmasına öncülük etmeyi hedefliyoruz. Böylece özellikle süt sığırcılığında yem maliyetlerinin azaltılmasına katkı sunabileceğimizi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
Gümüşhane Üniversitesinin tarımsal üretime katkı amacıyla yürüttüğü çalışma kapsamında, fil otunun Kelkit’in iklim şartlarına uyumu gözlemleniyor. Uygun koşullarda 10 ila 20 yıl yaşayabilen bitki, kuru ot verimi ve protein oranıyla öne çıkıyor.
Mısıra göre kuraklığa daha dayanıklı olabilen ve daha az sulama gerektirebilen fil otu, bölge şartlarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebiliyor. Uygun koşullarda dekara 3 ila 6 ton kuru madde verimi sağlayabilen bitkinin, mısıra kıyasla yaklaşık iki kat verime ulaşabildiği belirtiliyor.
Bir kez ekildikten sonra uzun yıllar biçilebilmesi ve yüksek miktarda bitkisel kütle oluşturması, fil otunu hayvancılık açısından alternatif yem kaynakları arasında öne çıkarıyor. Bitkinin Kelkit’in kış şartlarına dayanıklılığı ve ilkbaharda yeniden gelişimi, bölgedeki yetiştiricilik potansiyelinin belirlenmesi açısından önem taşıyor.
Çalışmadan elde edilecek sonuçlarla fil otunun bölgede yetiştirilmeye uygunluğunun belirlenmesi ve kaba yem üretiminin artırılmasına katkı sağlayabilecek alternatiflerin değerlendirilmesi hedefleniyor.
"Fil otu hayvancılıkta alternatif bir besin kaynağı olabilir"
Fil otu hasadını yerinde inceleyen Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Geçtiğimiz yıl bölgemizde hayvancılığa nasıl destek olabiliriz, yeni besin kaynaklarını nasıl bulabiliriz diye düşünürken fil otu adı verilen bitkiyle ilgili bir deneme yapmaya karar verdik. Üniversitemizdeki hocalarımızdan destek istedik. Bitkinin çeliklerini temin ederek Doğan Besi İşletmesinin arazisine diktik ve yetiştirilmesi için kendilerine emanet ettik. Sağ olsunlar, bitkilere çok iyi baktılar. Bugün 3 metreyi aşan boya ulaşan fil otlarını hasat aşamasına getirdik. Bu çalışma bir Ar-Ge araştırması. Fil otunu, yılda üç kez verim alınabilen mısıra alternatif bir kaba yem kaynağı olarak değerlendiriyoruz. Bitkinin bölgemizin kış şartlarını atlatarak yeniden gelişim göstermesi ve özellikle süt sığırcılığında yem olarak kullanılabilmesi hâlinde, çiftçilerimiz için alternatif bir ürün olmasını arzu ediyoruz. Şu ana kadar elde ettiğimiz sonuçlar gayet güzel. Hasat sonrasında bitkinin su, lif, nişasta, protein ve şeker içerikleri incelenecek. Doğan Besi İşletmesinde süt sığırcılığına yönelik besleme denemeleri de yapılacak. İlerleyen süreçte olumlu sonuçlar elde edersek fil otunun bölgemizde hayvancılıkta alternatif bir besin kaynağı olarak kullanılmasının önünü açmış olacağız. Ümit ediyoruz ki güzel sonuçlar alırız" dedi.
"Süt sığırcılığında yem maliyetlerini düşürecek bir ürün"
Yapılan çalışma hakkında bilgi veren Gümüşhane Üniversitesi Kelkit Meslek Yüksekokulu Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Yolcu, "Bölgemizde fil otu bitkisini deneme amacıyla yetiştirdik. Afrika’nın tropikal ve subtropikal bölgeleri kökenli olan bu bitki, zamanla Güney Amerika, Malezya ve Endonezya gibi bölgelere yayılmıştır. Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerinde fil otu üzerine çalışmalar yürütülürken biz bitkiyi daha soğuk bir iklime taşıyarak geçiş iklimi koşullarında nasıl bir performans göstereceğini araştırıyoruz. Fil otunu, bölgemizde yaklaşık 20 yıldır yetiştirilen silajlık mısırla karşılaştırdığımızda önemli farklılıklar görüyoruz. Silajlık mısır her yıl yeniden ekilirken fil otu bir kez dikildikten sonra 10 ila 20 yıl boyunca canlılığını koruyabiliyor. Bölge koşullarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebiliyor. Kuru madde verimi bakımından silajlık mısırın yaklaşık iki katına ulaşabilen bitkiden, uygun koşullarda dekara 3 ila 6 ton kuru madde elde edilebiliyor. Küresel ısınmayla birlikte su kaynaklarının giderek önem kazandığı günümüzde fil otunun su ihtiyacının mısıra göre daha düşük olması da önemli bir avantaj. Yüksek verimi, su kısıtlılığına dayanıklılığı ve marjinal alanlarda yetişebilme potansiyeli sayesinde fil otu, bölgemizde yonca ve silajlık mısıra ilave bir kaba yem kaynağı olabilir. Protein oranı silajlık mısıra göre daha yüksek olsa da enerji değeri mısırdan biraz daha düşüktür. Bu nedenle fil otunu mısırın veya yoncanın doğrudan alternatifi olarak değil, mevcut yem kaynaklarını tamamlayacak ve üretim maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayabilecek bir ürün olarak değerlendiriyoruz. Çalışmamızdaki en önemli konu, fil otunun bölgemizin geçiş ikliminde kış şartlarından zarar görüp görmeyeceğidir. İlkbaharda diktiğimiz bitkileri şimdi biçeceğiz ve kış mevsiminin ardından gelişimlerini gözlemleyeceğiz. Beklediğimiz sonuçları elde etmemiz hâlinde araştırma sonuçlarını bölge çiftçilerimizle paylaşarak fil otu yetiştiriciliğinin yaygınlaşmasına öncülük etmeyi hedefliyoruz. Böylece özellikle süt sığırcılığında yem maliyetlerinin azaltılmasına katkı sunabileceğimizi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
Gümüşhane HABERİ
www.ehaber.tv.tr
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

