Kalp krizi riskini azaltmak için belirtileri beklemeyin
SAĞLIK
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
30.09.2026 - 14:30, Güncelleme:
30.09.2026 - 14:11
Kalp krizi riskini azaltmak için belirtileri beklemeyin
Kalp krizi riskini azaltmak için belirtileri beklemeyin
Kalp sağlığının yalnızca şikâyet ortaya çıktığında değil, yaşamın erken dönemlerinden itibaren takip edilmesi gerektiğine dikkat çeken Medicana International Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt, "Kalp sağlığı için her gün hareket edeceğiz, daha az ve dengeli yiyeceğiz, sigara içmeyeceğiz; şeker hastalığımız, tansiyonumuz veya kolesterolümüz varsa bunları kontrol altında tutacağız ve aile öykümüzü bilip riskimize uygun aralıklarla kardiyoloji kontrollerimizi yaptıracağız" dedi.Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri’ne göre, ölüm nedenleri arasında dolaşım sistemi hastalıkları yüzde 34,7 ile ilk sırada yer aldı. Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 42,3’ünü ise iskemik kalp hastalıkları oluşturdu. Kalp hastalıklarının önemli bir bölümünde risk faktörlerinin erken dönemde belirlenebildiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt, kalp sağlığı açısından kontrollerin yalnızca çarpıntı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı gibi şikâyetlerin ortaya çıkmasıyla başlamaması gerektiğini vurguladı.Yaşamının ilk 30 yılı içerisinde en az bir kontrolÇocukluk ve özellikle yenidoğan döneminden itibaren kalp sağlığının değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Engin Bozkurt, "Doğuştan kalp hastalıkları varsa erken dönemde tespit edilmesi takip ve tedavi açısından hayati önem taşır. Erişkinlik döneminde ise özellikle ailesinde kalp krizi veya kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan kişilerin kardiyolojik değerlendirmelerini ihmal etmemesi gerekir. Birinci derece yakınlarında kalp hastalığı veya erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerin risk değerlendirmesi yaptırması önemli. Bunun yanı sıra aslında herkesin yaşamının ilk 30 yılı içerisinde en az bir kez kardiyoloji muayenesinden geçmesini öneriyoruz. Sonraki takip sıklığını ise kişinin tansiyon düzeyi, yaşı, cinsiyeti, sigara kullanımı, kolesterol değerleri, diyabet durumu ve aile öyküsü gibi risk faktörlerine göre belirliyoruz" dedi.Kolesterolü kontrol altında tutmak gerekirKolesterolün vücut için gerekli bir yapı taşı olduğunu ancak özellikle kandaki LDL kolesterol düzeyinin yükselmesinin damar sertliği ve kalp-damar hastalığı riskini artırabildiğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, kolesterol ilaçlarıyla ilgili toplumdaki yanlış inanışlara da şöyle dikkat çekti:"Kolesterol vücudumuzun kullandığı temel yapı taşlarından biri. Karaciğer tarafından üretiliyor ve vücudun farklı bölgelerine taşınıyor. Ancak genetik özelliklerimiz, beslenme düzenimiz ve yaşam tarzımız nedeniyle kandaki LDL kolesterol yükseldiğinde damar duvarında birikim başlayabiliyor. Zaman içerisinde plak oluşumu, damar daralması ve ilerleyen aşamalarda damar tıkanıklığı ortaya çıkabiliyor. HDL’yi akılda tutmak için ‘hayırlı kolesterol’ diyebiliriz. HDL’nin yüksek olması genel olarak olumlu bir durumdur. LDL’yi ise ‘lanetli kolesterol’ şeklinde kodlayabiliriz. LDL yükseldikçe damar hastalığı riski de artar. Ancak her hasta için tek bir LDL hedefi yoktur; kişinin toplam kalp-damar riski değerlendirilerek hedef belirlenir. Doktorunuz size kolesterol ilacı verdiyse bunu kendi kararınızla bırakmamalısınız. Kas ağrısı veya başka bir yan etki yaşarsanız ilacı kendiniz kesmek yerine mutlaka sizi takip eden hekime başvurmalısınız. Gerekirse doz veya tedavi yeniden düzenlenebilir."Sigara, tansiyon, diyabet ve hareketsizlik kalp krizi riskini birlikte artırıyorKalp krizi riskinin tek bir faktöre bağlı olmadığını kaydeden Prof. Dr. Engin Bozkurt, sigara kullanımı, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek LDL kolesterol, aile öyküsü, fazla kilo ve hareketsiz yaşamın bir arada değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:"Kalp krizi riskini artıran faktörler birbirinden bağımsız düşünülmemeli. Sigara kullanımı, diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, fazla kilo, hareketsiz yaşam ve aile öyküsü bir araya geldiğinde toplam risk artıyor. Özellikle tansiyon ve kolesterol yüksekliği uzun süre herhangi bir belirti vermeden damar yapısını etkileyebiliyor. Göz kapakları çevresinde veya diz gibi bölgelerde ortaya çıkan sarımsı yağ birikimlerinin de bazı kişilerde yüksek kolesterolün dışarıdan görülebilen bulguları arasında yer alabilir. Kendimize aynadan bakarken yalnızca kilomuzu değil, ne kadar hareket ettiğimizi de sorgulamalıyız. Her gün tempolu yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi aktiviteleri yaşamımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Bunun yanında daha az ve dengeli beslenmek, özellikle gece geç saatlerde ağır yemeklerden kaçınmak ve paketli gıdaları sınırlamak kalp sağlığı açısından önem taşıyor."Kalp krizinde en önemli faktör zamandırKalp krizinin temel bulgusunun göğüs ağrısı olduğunu belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, ağrının her zaman klasik şekilde ortaya çıkmadığını söyledi. Kalbi besleyen damarlardan birinin tıkanması sonucu kalp kasının yeterli oksijen alamadığını ve hasarın zaman içerisinde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, özellikle göğüs kafesinin ortasında baskı, sıkışma veya yanma hissi ile birlikte nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı veya ağrının kola, sırta, boyna ya da çeneye yayılması halinde kalp krizinden şüphe edilmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:"Kalp krizinde en önemli şey zamandır. Göğsün ortasında baskı veya sıkışma, nefes darlığı, terleme, bulantı gibi belirtiler varsa kişinin kendi aracıyla hastaneye gitmesini beklememek gerekir. 112 aranmalı ve ambulansla sağlık kuruluşuna ulaşılmalıdır. Çünkü damarın açılması ve kalp kasının yeniden kanlanması için geçen her dakika önemlidir. Kalp krizi açısından ‘zaman =kalp kası’ diyebiliriz."Kapak hastalıklarının tedavisinde kasıktan uygulanan yöntemler öne çıkıyorKalp hastalıklarında tedavi seçeneklerinin de son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, uygun hastalarda kasıktan girilerek uygulanan kapak tedavilerinin cerrahiye alternatif olabildiğini söyledi. Aort kapağında ileri derecede darlık bulunan ve uygun kriterleri taşıyan hastalarda TAVI olarak bilinen transkateter aort kapak implantasyonunun uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, "Geçmişte kalp kapağı ameliyatlarında göğüs açılıyor, kalp durdurularak cerrahi yöntemle kapak değiştiriliyordu. Günümüzde uygun hastalarda kasıktan girilerek, anjiyografiye benzer bir yöntemle yeni kapak yerleştirilebiliyor. Benzer şekilde bazı kapak kaçaklarında da uygun hastalarda kasıktan girilerek kapağın yaprakçıklarının birbirine yaklaştırılması mandallama ya da klip işlemi gibi girişimsel yöntemler uygulanabiliyor" değerlendirmesini yaptı.Kalp sağlığı için bugünden itibaren atılabilecek adımlar belliKalp sağlığını korumanın yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi aramaktan ibaret olmadığını kaydeden Prof. Dr. Engin Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı:"Kalp sağlığı için yapılabilecekler aslında çok net. Her gün hareket edeceğiz, daha az ve dengeli yiyeceğiz, sigara içmeyeceğiz. Şeker hastalığımız, tansiyonumuz veya kolesterolümüz varsa bunları kontrol altında tutacağız. Aile öykümüzü bileceğiz ve riskimize uygun aralıklarla kardiyoloji kontrollerimizi yaptıracağız. En önemlisi de kalbimizi yalnızca ağrıdığında hatırlamayacağız. Kalp sağlığı için yarından itibaren atacağımız her adım, gelecekteki riskimizi azaltmak açısından değerlidir."
Kalp krizi riskini azaltmak için belirtileri beklemeyin
Kalp sağlığının yalnızca şikâyet ortaya çıktığında değil, yaşamın erken dönemlerinden itibaren takip edilmesi gerektiğine dikkat çeken Medicana International Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt, "Kalp sağlığı için her gün hareket edeceğiz, daha az ve dengeli yiyeceğiz, sigara içmeyeceğiz; şeker hastalığımız, tansiyonumuz veya kolesterolümüz varsa bunları kontrol altında tutacağız ve aile öykümüzü bilip riskimize uygun aralıklarla kardiyoloji kontrollerimizi yaptıracağız" dedi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri’ne göre, ölüm nedenleri arasında dolaşım sistemi hastalıkları yüzde 34,7 ile ilk sırada yer aldı. Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 42,3’ünü ise iskemik kalp hastalıkları oluşturdu. Kalp hastalıklarının önemli bir bölümünde risk faktörlerinin erken dönemde belirlenebildiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt, kalp sağlığı açısından kontrollerin yalnızca çarpıntı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı gibi şikâyetlerin ortaya çıkmasıyla başlamaması gerektiğini vurguladı.
Yaşamının ilk 30 yılı içerisinde en az bir kontrol
Çocukluk ve özellikle yenidoğan döneminden itibaren kalp sağlığının değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Engin Bozkurt, "Doğuştan kalp hastalıkları varsa erken dönemde tespit edilmesi takip ve tedavi açısından hayati önem taşır. Erişkinlik döneminde ise özellikle ailesinde kalp krizi veya kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan kişilerin kardiyolojik değerlendirmelerini ihmal etmemesi gerekir. Birinci derece yakınlarında kalp hastalığı veya erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerin risk değerlendirmesi yaptırması önemli. Bunun yanı sıra aslında herkesin yaşamının ilk 30 yılı içerisinde en az bir kez kardiyoloji muayenesinden geçmesini öneriyoruz. Sonraki takip sıklığını ise kişinin tansiyon düzeyi, yaşı, cinsiyeti, sigara kullanımı, kolesterol değerleri, diyabet durumu ve aile öyküsü gibi risk faktörlerine göre belirliyoruz" dedi.
Kolesterolü kontrol altında tutmak gerekir
Kolesterolün vücut için gerekli bir yapı taşı olduğunu ancak özellikle kandaki LDL kolesterol düzeyinin yükselmesinin damar sertliği ve kalp-damar hastalığı riskini artırabildiğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, kolesterol ilaçlarıyla ilgili toplumdaki yanlış inanışlara da şöyle dikkat çekti:
"Kolesterol vücudumuzun kullandığı temel yapı taşlarından biri. Karaciğer tarafından üretiliyor ve vücudun farklı bölgelerine taşınıyor. Ancak genetik özelliklerimiz, beslenme düzenimiz ve yaşam tarzımız nedeniyle kandaki LDL kolesterol yükseldiğinde damar duvarında birikim başlayabiliyor. Zaman içerisinde plak oluşumu, damar daralması ve ilerleyen aşamalarda damar tıkanıklığı ortaya çıkabiliyor. HDL’yi akılda tutmak için ‘hayırlı kolesterol’ diyebiliriz. HDL’nin yüksek olması genel olarak olumlu bir durumdur. LDL’yi ise ‘lanetli kolesterol’ şeklinde kodlayabiliriz. LDL yükseldikçe damar hastalığı riski de artar. Ancak her hasta için tek bir LDL hedefi yoktur; kişinin toplam kalp-damar riski değerlendirilerek hedef belirlenir. Doktorunuz size kolesterol ilacı verdiyse bunu kendi kararınızla bırakmamalısınız. Kas ağrısı veya başka bir yan etki yaşarsanız ilacı kendiniz kesmek yerine mutlaka sizi takip eden hekime başvurmalısınız. Gerekirse doz veya tedavi yeniden düzenlenebilir."
Sigara, tansiyon, diyabet ve hareketsizlik kalp krizi riskini birlikte artırıyor
Kalp krizi riskinin tek bir faktöre bağlı olmadığını kaydeden Prof. Dr. Engin Bozkurt, sigara kullanımı, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek LDL kolesterol, aile öyküsü, fazla kilo ve hareketsiz yaşamın bir arada değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
"Kalp krizi riskini artıran faktörler birbirinden bağımsız düşünülmemeli. Sigara kullanımı, diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, fazla kilo, hareketsiz yaşam ve aile öyküsü bir araya geldiğinde toplam risk artıyor. Özellikle tansiyon ve kolesterol yüksekliği uzun süre herhangi bir belirti vermeden damar yapısını etkileyebiliyor. Göz kapakları çevresinde veya diz gibi bölgelerde ortaya çıkan sarımsı yağ birikimlerinin de bazı kişilerde yüksek kolesterolün dışarıdan görülebilen bulguları arasında yer alabilir. Kendimize aynadan bakarken yalnızca kilomuzu değil, ne kadar hareket ettiğimizi de sorgulamalıyız. Her gün tempolu yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi aktiviteleri yaşamımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Bunun yanında daha az ve dengeli beslenmek, özellikle gece geç saatlerde ağır yemeklerden kaçınmak ve paketli gıdaları sınırlamak kalp sağlığı açısından önem taşıyor."
Kalp krizinde en önemli faktör zamandır
Kalp krizinin temel bulgusunun göğüs ağrısı olduğunu belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, ağrının her zaman klasik şekilde ortaya çıkmadığını söyledi. Kalbi besleyen damarlardan birinin tıkanması sonucu kalp kasının yeterli oksijen alamadığını ve hasarın zaman içerisinde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, özellikle göğüs kafesinin ortasında baskı, sıkışma veya yanma hissi ile birlikte nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı veya ağrının kola, sırta, boyna ya da çeneye yayılması halinde kalp krizinden şüphe edilmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
"Kalp krizinde en önemli şey zamandır. Göğsün ortasında baskı veya sıkışma, nefes darlığı, terleme, bulantı gibi belirtiler varsa kişinin kendi aracıyla hastaneye gitmesini beklememek gerekir. 112 aranmalı ve ambulansla sağlık kuruluşuna ulaşılmalıdır. Çünkü damarın açılması ve kalp kasının yeniden kanlanması için geçen her dakika önemlidir. Kalp krizi açısından ‘zaman =kalp kası’ diyebiliriz."
Kapak hastalıklarının tedavisinde kasıktan uygulanan yöntemler öne çıkıyor
Kalp hastalıklarında tedavi seçeneklerinin de son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, uygun hastalarda kasıktan girilerek uygulanan kapak tedavilerinin cerrahiye alternatif olabildiğini söyledi. Aort kapağında ileri derecede darlık bulunan ve uygun kriterleri taşıyan hastalarda TAVI olarak bilinen transkateter aort kapak implantasyonunun uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, "Geçmişte kalp kapağı ameliyatlarında göğüs açılıyor, kalp durdurularak cerrahi yöntemle kapak değiştiriliyordu. Günümüzde uygun hastalarda kasıktan girilerek, anjiyografiye benzer bir yöntemle yeni kapak yerleştirilebiliyor. Benzer şekilde bazı kapak kaçaklarında da uygun hastalarda kasıktan girilerek kapağın yaprakçıklarının birbirine yaklaştırılması mandallama ya da klip işlemi gibi girişimsel yöntemler uygulanabiliyor" değerlendirmesini yaptı.
Kalp sağlığı için bugünden itibaren atılabilecek adımlar belli
Kalp sağlığını korumanın yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi aramaktan ibaret olmadığını kaydeden Prof. Dr. Engin Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kalp sağlığı için yapılabilecekler aslında çok net. Her gün hareket edeceğiz, daha az ve dengeli yiyeceğiz, sigara içmeyeceğiz. Şeker hastalığımız, tansiyonumuz veya kolesterolümüz varsa bunları kontrol altında tutacağız. Aile öykümüzü bileceğiz ve riskimize uygun aralıklarla kardiyoloji kontrollerimizi yaptıracağız. En önemlisi de kalbimizi yalnızca ağrıdığında hatırlamayacağız. Kalp sağlığı için yarından itibaren atacağımız her adım, gelecekteki riskimizi azaltmak açısından değerlidir."
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri’ne göre, ölüm nedenleri arasında dolaşım sistemi hastalıkları yüzde 34,7 ile ilk sırada yer aldı. Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 42,3’ünü ise iskemik kalp hastalıkları oluşturdu. Kalp hastalıklarının önemli bir bölümünde risk faktörlerinin erken dönemde belirlenebildiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt, kalp sağlığı açısından kontrollerin yalnızca çarpıntı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı gibi şikâyetlerin ortaya çıkmasıyla başlamaması gerektiğini vurguladı.
Yaşamının ilk 30 yılı içerisinde en az bir kontrol
Çocukluk ve özellikle yenidoğan döneminden itibaren kalp sağlığının değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Engin Bozkurt, "Doğuştan kalp hastalıkları varsa erken dönemde tespit edilmesi takip ve tedavi açısından hayati önem taşır. Erişkinlik döneminde ise özellikle ailesinde kalp krizi veya kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan kişilerin kardiyolojik değerlendirmelerini ihmal etmemesi gerekir. Birinci derece yakınlarında kalp hastalığı veya erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerin risk değerlendirmesi yaptırması önemli. Bunun yanı sıra aslında herkesin yaşamının ilk 30 yılı içerisinde en az bir kez kardiyoloji muayenesinden geçmesini öneriyoruz. Sonraki takip sıklığını ise kişinin tansiyon düzeyi, yaşı, cinsiyeti, sigara kullanımı, kolesterol değerleri, diyabet durumu ve aile öyküsü gibi risk faktörlerine göre belirliyoruz" dedi.
Kolesterolü kontrol altında tutmak gerekir
Kolesterolün vücut için gerekli bir yapı taşı olduğunu ancak özellikle kandaki LDL kolesterol düzeyinin yükselmesinin damar sertliği ve kalp-damar hastalığı riskini artırabildiğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, kolesterol ilaçlarıyla ilgili toplumdaki yanlış inanışlara da şöyle dikkat çekti:
"Kolesterol vücudumuzun kullandığı temel yapı taşlarından biri. Karaciğer tarafından üretiliyor ve vücudun farklı bölgelerine taşınıyor. Ancak genetik özelliklerimiz, beslenme düzenimiz ve yaşam tarzımız nedeniyle kandaki LDL kolesterol yükseldiğinde damar duvarında birikim başlayabiliyor. Zaman içerisinde plak oluşumu, damar daralması ve ilerleyen aşamalarda damar tıkanıklığı ortaya çıkabiliyor. HDL’yi akılda tutmak için ‘hayırlı kolesterol’ diyebiliriz. HDL’nin yüksek olması genel olarak olumlu bir durumdur. LDL’yi ise ‘lanetli kolesterol’ şeklinde kodlayabiliriz. LDL yükseldikçe damar hastalığı riski de artar. Ancak her hasta için tek bir LDL hedefi yoktur; kişinin toplam kalp-damar riski değerlendirilerek hedef belirlenir. Doktorunuz size kolesterol ilacı verdiyse bunu kendi kararınızla bırakmamalısınız. Kas ağrısı veya başka bir yan etki yaşarsanız ilacı kendiniz kesmek yerine mutlaka sizi takip eden hekime başvurmalısınız. Gerekirse doz veya tedavi yeniden düzenlenebilir."
Sigara, tansiyon, diyabet ve hareketsizlik kalp krizi riskini birlikte artırıyor
Kalp krizi riskinin tek bir faktöre bağlı olmadığını kaydeden Prof. Dr. Engin Bozkurt, sigara kullanımı, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek LDL kolesterol, aile öyküsü, fazla kilo ve hareketsiz yaşamın bir arada değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
"Kalp krizi riskini artıran faktörler birbirinden bağımsız düşünülmemeli. Sigara kullanımı, diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, fazla kilo, hareketsiz yaşam ve aile öyküsü bir araya geldiğinde toplam risk artıyor. Özellikle tansiyon ve kolesterol yüksekliği uzun süre herhangi bir belirti vermeden damar yapısını etkileyebiliyor. Göz kapakları çevresinde veya diz gibi bölgelerde ortaya çıkan sarımsı yağ birikimlerinin de bazı kişilerde yüksek kolesterolün dışarıdan görülebilen bulguları arasında yer alabilir. Kendimize aynadan bakarken yalnızca kilomuzu değil, ne kadar hareket ettiğimizi de sorgulamalıyız. Her gün tempolu yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi aktiviteleri yaşamımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Bunun yanında daha az ve dengeli beslenmek, özellikle gece geç saatlerde ağır yemeklerden kaçınmak ve paketli gıdaları sınırlamak kalp sağlığı açısından önem taşıyor."
Kalp krizinde en önemli faktör zamandır
Kalp krizinin temel bulgusunun göğüs ağrısı olduğunu belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, ağrının her zaman klasik şekilde ortaya çıkmadığını söyledi. Kalbi besleyen damarlardan birinin tıkanması sonucu kalp kasının yeterli oksijen alamadığını ve hasarın zaman içerisinde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, özellikle göğüs kafesinin ortasında baskı, sıkışma veya yanma hissi ile birlikte nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı veya ağrının kola, sırta, boyna ya da çeneye yayılması halinde kalp krizinden şüphe edilmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
"Kalp krizinde en önemli şey zamandır. Göğsün ortasında baskı veya sıkışma, nefes darlığı, terleme, bulantı gibi belirtiler varsa kişinin kendi aracıyla hastaneye gitmesini beklememek gerekir. 112 aranmalı ve ambulansla sağlık kuruluşuna ulaşılmalıdır. Çünkü damarın açılması ve kalp kasının yeniden kanlanması için geçen her dakika önemlidir. Kalp krizi açısından ‘zaman =kalp kası’ diyebiliriz."
Kapak hastalıklarının tedavisinde kasıktan uygulanan yöntemler öne çıkıyor
Kalp hastalıklarında tedavi seçeneklerinin de son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, uygun hastalarda kasıktan girilerek uygulanan kapak tedavilerinin cerrahiye alternatif olabildiğini söyledi. Aort kapağında ileri derecede darlık bulunan ve uygun kriterleri taşıyan hastalarda TAVI olarak bilinen transkateter aort kapak implantasyonunun uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, "Geçmişte kalp kapağı ameliyatlarında göğüs açılıyor, kalp durdurularak cerrahi yöntemle kapak değiştiriliyordu. Günümüzde uygun hastalarda kasıktan girilerek, anjiyografiye benzer bir yöntemle yeni kapak yerleştirilebiliyor. Benzer şekilde bazı kapak kaçaklarında da uygun hastalarda kasıktan girilerek kapağın yaprakçıklarının birbirine yaklaştırılması mandallama ya da klip işlemi gibi girişimsel yöntemler uygulanabiliyor" değerlendirmesini yaptı.
Kalp sağlığı için bugünden itibaren atılabilecek adımlar belli
Kalp sağlığını korumanın yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi aramaktan ibaret olmadığını kaydeden Prof. Dr. Engin Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kalp sağlığı için yapılabilecekler aslında çok net. Her gün hareket edeceğiz, daha az ve dengeli yiyeceğiz, sigara içmeyeceğiz. Şeker hastalığımız, tansiyonumuz veya kolesterolümüz varsa bunları kontrol altında tutacağız. Aile öykümüzü bileceğiz ve riskimize uygun aralıklarla kardiyoloji kontrollerimizi yaptıracağız. En önemlisi de kalbimizi yalnızca ağrıdığında hatırlamayacağız. Kalp sağlığı için yarından itibaren atacağımız her adım, gelecekteki riskimizi azaltmak açısından değerlidir."
Ankara HABERİ
www.ehaber.tv.tr
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

