Meme kanseri teşhisi için şikayetlerin başlamasını beklemeyin
SAĞLIK
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
04.11.2026 - 12:31, Güncelleme:
04.11.2026 - 12:04
Meme kanseri teşhisi için şikayetlerin başlamasını beklemeyin
Meme kanseri teşhisi için şikayetlerin başlamasını beklemeyin
Acıbadem Hastanesi tarafından meme kanseri teşhisi için şikayetlerin başlamasını beklemeyin uyarısı yapıldı.Acıbadem Hastanesi tarafından meme kanserinin, kadınlarda en sık görülen kanser türü olup çoğunlukla orta ve ileri yaşlı kadınlarda görüldüğü bildirildi. Tanı alma medyan yaşının 54 olduğu açıklandı. Meme kanseri teşhisi konulan kadınların yaklaşık 10’da 1’i 45 yaşından küçük. Genel olarak, bir kadının hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanma riski ortalama yüzde 13 civarında seyrediyor. Bu, her 8 kadından yaklaşık 1’inin meme kanserine yakalanacağı anlamına geliyor. Daha önce meme kanseri geçirmiş olan kadınlarda ikinci bir meme kanseri oluşma riski daha yüksek olduğu belirtiliyor.Son yıllarda meme kanseri görülme oranları yılda yüzde 1 oranında artmıştır. Bu artış, 50 yaşın altındaki kadınlarda biraz daha fazladır (yüzde 1,4). Bunun nedeni muhtemelen genç kadınların aşırı kilo, daha az çocuk sahibi olma veya 30 yaşından sonra ilk çocuk sahibi olma gibi riski artıran bazı faktörlere daha yatkın olmaları olarak bildirildi. Acıbadem Hastanesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:"Meme kanseri, akciğer kanserinden sonra kadınlarda kanserden ölümün ikinci en yaygın nedenidir. Bununla birlikte meme kanserinden ölüm oranları 1989’dan beri istikrarlı bir şekilde azalmakta olup, 2023 yılına kadar toplamda %44’lük bir düşüş kaydedilmiştir. Bu durum büyük olasılıkla, tarama yöntemleri ve artan farkındalık sayesinde meme kanserinin daha erken teşhis edilmesinin yanı sıra daha iyi tedavilerin bir sonucudur. Meme kanseri evreleri incelendiğinde vakaların %45,9’unun lokalize evrede tanı aldığı görülmektedir. Meme kanseri teşhisi konulan kadınların yaklaşık %75’inde aile öyküsü veya bilinen risk faktörü bulunmamaktadır; bu nedenle rutin tarama herkes için hayati önem taşımaktadır. Meme Kanseri Risk Faktörleri, her kadının meme kanseri riski değişir. Meme kanseri risk faktörlerinden bazıları, obesite, beslenme ve fiziksel aktivite gibi değiştirilebilecek şeylerdir. Diğer riskler ise yaş, ırk, etnik köken, hamilelik veya genetik gibi faktörleri içerir. Menopoz öncesinde, bir kadının yumurtalıkları vücuttaki östrojenin büyük kısmını üretir. Menopozdan sonra östrojenin çoğu yağ dokusundan gelir. Menopozdan sonra daha fazla yağ dokusuna sahip olmak östrojen seviyelerini yükseltebilir ve meme kanseri riskini artırabilir. Yine de kilo ile meme kanseri riski arasındaki bağlantı karmaşıktır. Örneğin, Menopozdan sonra kilo alan kadınlarda menopoz sonrası meme kanseri riski daha yüksektir. Menopoz öncesinde fazla kilonuz varsa risk daha düşüktür. Aşırı kilolu kişilerin kan insülin seviyeleri de genellikle daha yüksektir. Yüksek insülin seviyelerinin meme kanseri de dahil olmak üzere bazı kanser türleriyle bağlantısı bulunmaktadır. Fiziksel aktivite düzeyini artırmak meme kanseri riskini azaltabilir. Fiziksel aktivitenin meme kanseri riskini nasıl azalttığı tam olarak belli değildir. Bunun nedeni, fiziksel aktivitenin iltihaplanmayı ve hormon seviyelerini etkilemesi olabilir. Yetişkinlerin haftada 300 dakika veya daha fazla aktivite yapması önerilmektedir. Alkol kullanımı meme kanseri riskini artırır. Ayrıca baş boyun ile sindirim sistemi kanserleri gibi diğer kanser türlerinin riskini de artırır. Ne kadar çok alkol tüketilirse risk de o kadar artar. Örneğin, günde 2 alkollü içecek tüketmek, günde 1 alkollü içecek tüketmeye göre meme kanseri riskini daha fazla artırır. Hiçbir miktarda alkol tamamen güvenli değildir. Alkol tüketmemek en iyisidir. Sigara içmek birçok farklı kanser türünün riskini artırır. Bazı çalışmalar, meme kanseri riskini de artırabileceğini öne sürmektedir."Doğum kontrol haplarıAraştırmalar 10 yıldan uzun süre kullananlarda meme kanseri riskinde biraz artış olduğunu gösteriyor.Hormon replasman tedavisi5-10 yıldan uzun süre kullananlarda meme kanseri riskinin arttığı gözleniyor.Gebelikle ilgili olarak meme kanseri riskini hafifçe artıran 2 durum var. Hiç hamile kalmamak ve 35 yaşında veya daha sonra ilk gebeliği yaşamak.Çok sayıda gebelik geçiren veya genç yaşta ilk kez hamile kalan kadınların meme kanseri riskinin daha düşük olduğu belirtilerek, "Yine de gebeliğin ve doğumun meme kanseri riski üzerindeki etkisi karmaşıktır. Örneğin, meme kanseri riski, çocuk sahibi olduktan sonraki ilk birkaç yıl daha yüksektir. Daha sonra risk zamanla azalır. Bunun nedeninin, gebelik sırasında ve doğumdan sonra meme dokusu üzerindeki hormonal etkilerden kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Çoğu çalışma, özellikle bir yıl veya daha uzun süre devam ederse, emzirmenin meme kanseri riskini biraz azaltabileceğini öne sürüyor. Bu etkinin olası bir açıklaması, emzirmenin gebelik sonrası adet döngüsünün geri dönüşünü geciktirebilmesidir. Ailede meme kanseri öyküsü: Öncelikle anne, kız kardeş ve kızdan oluşan birinci derece akrabalarda meme kanseri öyküsü riski artırmaktadır. Genetik mutasyonlar, Meme kanserlerinin yaklaşık %5-10 kadarı genetik mutasyonla yani kalıtsal geçişle alakalıdır. En çok bilinenler BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonlarıdır. Bu gen mutasyonları olan bir kişinin hayat boyu meme kanserine yakalanma riski %40-80’dir (yaşam boyu meme kanseri riski yaklaşık %20 ila %25 veya daha fazladır). Kanserlerin yaklaşık 10’da 1’i aile içinde aktarılan genetik mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Li-Fraumeni sendromu, Cowden sendromu veya Bannayan-Riley-Ruvalcaba sendromuna sahip olmak veya bu sendromlardan birine sahip birinci derece akrabaların bulunması da riski artırmaktadır. Meme dokusu yoğun olanlarda yağlı meme dokusuna göre artmış risk bildirilmiştir. 40 yaş üzeri kadınlarda meme dokusu yoğun olanlarda yağlı meme dokusuna göre yaklaşık 4 kat rölatif risk bildirilmiştir. Bu grupta genel populasyondan daha erken yaşta taramaya başlanması önerilmektedir" ifadelerine yer verildi.Başlıca gGörüntüleme yöntemleriMeme kanserinin görüntülenmesi ve teşhisindeki başlıca yöntemler ve yapılış biçimleri şöyle aktarıldı:"Düşük Dozlu X-ışını, Mamografi (MG) memenin düşük dozlu röntgenidir. Erken evre, asemptomatik tümörleri tespit etmek ve ölüm oranlarını azaltmak için mamografi altın standart görüntüleme aracı olarak kullanılmaktadır. İnceleme için en uygun zaman adet döngüsünün başlangıcından itibaren 5-12. günler arasıdır. İnceleme öncesi parfüm, deodorant, pudra, roll on ve benzeri şeyler, yanıltıcı görünümlerin oluşmaması için kullanılmamalıdır. Mamografi tanısal veya tarama amaçlı yapılır. Temel tarama aracıdır ve nüfus genelinde meme kanseri ölüm oranlarını azalttığı evrensel olarak kanıtlanmış tek yöntemdir. Düzenli mamografiler, fiziksel belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce kanser olabilecek meme değişikliklerini sıklıkla tespit edebilir. Meme kanserinin mamografi ile taranması ilk olarak 1960 yıllardan itibaren New York‘ta yapılan Health Insurance Plan çalışması ile başladı. On yıllarca süren araştırmaların sonuçları açıkça gösteriyor ki, düzenli mamografi çektiren kadınlarda meme kanseri daha erken teşhis ediliyor, memenin tamamının alınmasını gerektiren ameliyat ve kemoterapi gibi agresif tedavilere ihtiyaç duyma olasılıkları azalıyor. Genel olarak veriler değerlendirildiğinde MG taraması ölümü %25-30 arasında azaltmaktadır. Tarama mamografisi asemptomatik kadınlarda klinik bulgu ortaya çıkmadan meme kanserini saptayarak meme kanserinden ölümlerin azalmasını sağlayabilen tek kanıtlanmış görüntüleme yöntemidir. Tarama mamografisi 40 yaş ve üzeri asemptomatik olgularda yılda bir ya da en geç 2 yılda bir yapılmalıdır. Ancak yüksek risk grubunda ise daha erken yaşta başlanabilir. Erken teşhis, daha az agresif tedavi gerektiren daha küçük tümörlerin bulunmasını sağlar. Düzenli mamografi taramaları, meme kanserinden ölüm riskini genel olarak azaltır. Tarama mamografileri, kendini iyi hisseden ve görünür hiçbir belirti veya semptomu olmayan kadınlarda kanseri kontrol etmek için kullanılır."Değişikliklerin takibiRadyologların meme dokusundaki ince değişiklikleri tespit etmek için yeni mamografi görüntülerini geçmiş görüntülerle karşılaştırdığı aktarıldı.Tarama amacıyla, bir kadının Kişisel meme kanseri öyküsü, Ailede güçlü bir meme kanseri öyküsü. BRCA geni gibi, meme kanseri riskini artırdığı bilinen bir gen değişikliği (mutasyon). 30 yaşından önce boyun, göğüs bölgesine radyoterapi uygulanması öyküsü gibi belirtilerden birine sahipse yüksek risk grubunda kabul edilir. Yüksek riskli grupta mamografiye ilaveten taramada US yapılabilir. Meme kanseri tedavisi alan, özellikle 50 yaş öncesinde tanı alan, dens memeye sahip olgularda yıllık MR yapılması da önerilir.Kadının yaş ve eşlik eden diğer hastalıkların varlığına bağlı olarak beklenen yaşam süresi 5 yıl altında ise taramanın durdurulması öneriliyor.Tanısal mamografinin yapılması, kitle, aksillada lenfadenopati, meme başı akıntısı, cilt değişiklikleri, hassasiyet bulguları, fokal veya diffüz ağrı durumlarında önerilir.Mamografinin riskleri ve sınırlamalarıMamografide tarama sırasında bulunmasaydı hiçbir soruna yol açmayacak bir kanserin teşhis edilme olasılığı düşüktür. Mamografi çektirecek kişilerin ne beklemeleri gerektiğini bilmeleri ve taramanın faydalarını ve sınırlamalarını anlamaları önemlidir. Rahatsızlık, Test sırasında en iyi görüntüleri elde etmek için ağrı veya rahatsızlık hissedilebilir. Teşhisin atlanması, Tüm meme kanserleri tarama mamografilerinde tespit edilemez. Bunlara yanlış negatif testler denir. Yanlış pozitif sonuçlar, Kanser olduğu düşünülen bir bölgenin aslında iyi huylu olması durumunda ortaya çıkar. Bu durum ek testlere, duygusal sıkıntıya ve ek maliyetlere yol açabilir.3D (3 boyutlu) mamografilerSon yıllarda, yaygın olarak 3 boyutlu mamografi olarak bilinen dijital meme tomosentezi adı verilen daha yeni bir mamografi türü yaygın hale geldi. Dijital meme tomosentezi özellikle yoğun dokularda kanser tespitini iyileştirir ve yanlış pozitif geri çağırma oranlarını düşürür.Birçok çalışma, 3 boyutlu mamografinin taramadan sonra takip testleri için tekrar çağrılma olasılığını azalttığını gösterdi. Ayrıca daha fazla meme kanserini tespit ettiği ve bazı çalışmaların yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda faydalı olabileceği ortaya konmuştur. Ancak, 3 boyutlu mamografiler genellikle 2 boyutlu mamografilerden daha pahalıdır. Amerikan Kanser Derneği (ACS) meme kanseri tarama kılavuzları hem 2 boyutlu hem de 3 boyutlu mamografiyi önermekte.
Meme kanseri teşhisi için şikayetlerin başlamasını beklemeyin
Acıbadem Hastanesi tarafından meme kanseri teşhisi için şikayetlerin başlamasını beklemeyin uyarısı yapıldı.
Acıbadem Hastanesi tarafından meme kanserinin, kadınlarda en sık görülen kanser türü olup çoğunlukla orta ve ileri yaşlı kadınlarda görüldüğü bildirildi. Tanı alma medyan yaşının 54 olduğu açıklandı. Meme kanseri teşhisi konulan kadınların yaklaşık 10’da 1’i 45 yaşından küçük. Genel olarak, bir kadının hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanma riski ortalama yüzde 13 civarında seyrediyor. Bu, her 8 kadından yaklaşık 1’inin meme kanserine yakalanacağı anlamına geliyor. Daha önce meme kanseri geçirmiş olan kadınlarda ikinci bir meme kanseri oluşma riski daha yüksek olduğu belirtiliyor.
Son yıllarda meme kanseri görülme oranları yılda yüzde 1 oranında artmıştır. Bu artış, 50 yaşın altındaki kadınlarda biraz daha fazladır (yüzde 1,4). Bunun nedeni muhtemelen genç kadınların aşırı kilo, daha az çocuk sahibi olma veya 30 yaşından sonra ilk çocuk sahibi olma gibi riski artıran bazı faktörlere daha yatkın olmaları olarak bildirildi. Acıbadem Hastanesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Meme kanseri, akciğer kanserinden sonra kadınlarda kanserden ölümün ikinci en yaygın nedenidir. Bununla birlikte meme kanserinden ölüm oranları 1989’dan beri istikrarlı bir şekilde azalmakta olup, 2023 yılına kadar toplamda %44’lük bir düşüş kaydedilmiştir. Bu durum büyük olasılıkla, tarama yöntemleri ve artan farkındalık sayesinde meme kanserinin daha erken teşhis edilmesinin yanı sıra daha iyi tedavilerin bir sonucudur. Meme kanseri evreleri incelendiğinde vakaların %45,9’unun lokalize evrede tanı aldığı görülmektedir. Meme kanseri teşhisi konulan kadınların yaklaşık %75’inde aile öyküsü veya bilinen risk faktörü bulunmamaktadır; bu nedenle rutin tarama herkes için hayati önem taşımaktadır. Meme Kanseri Risk Faktörleri, her kadının meme kanseri riski değişir. Meme kanseri risk faktörlerinden bazıları, obesite, beslenme ve fiziksel aktivite gibi değiştirilebilecek şeylerdir. Diğer riskler ise yaş, ırk, etnik köken, hamilelik veya genetik gibi faktörleri içerir. Menopoz öncesinde, bir kadının yumurtalıkları vücuttaki östrojenin büyük kısmını üretir. Menopozdan sonra östrojenin çoğu yağ dokusundan gelir. Menopozdan sonra daha fazla yağ dokusuna sahip olmak östrojen seviyelerini yükseltebilir ve meme kanseri riskini artırabilir. Yine de kilo ile meme kanseri riski arasındaki bağlantı karmaşıktır. Örneğin, Menopozdan sonra kilo alan kadınlarda menopoz sonrası meme kanseri riski daha yüksektir. Menopoz öncesinde fazla kilonuz varsa risk daha düşüktür. Aşırı kilolu kişilerin kan insülin seviyeleri de genellikle daha yüksektir. Yüksek insülin seviyelerinin meme kanseri de dahil olmak üzere bazı kanser türleriyle bağlantısı bulunmaktadır. Fiziksel aktivite düzeyini artırmak meme kanseri riskini azaltabilir. Fiziksel aktivitenin meme kanseri riskini nasıl azalttığı tam olarak belli değildir. Bunun nedeni, fiziksel aktivitenin iltihaplanmayı ve hormon seviyelerini etkilemesi olabilir. Yetişkinlerin haftada 300 dakika veya daha fazla aktivite yapması önerilmektedir. Alkol kullanımı meme kanseri riskini artırır. Ayrıca baş boyun ile sindirim sistemi kanserleri gibi diğer kanser türlerinin riskini de artırır. Ne kadar çok alkol tüketilirse risk de o kadar artar. Örneğin, günde 2 alkollü içecek tüketmek, günde 1 alkollü içecek tüketmeye göre meme kanseri riskini daha fazla artırır. Hiçbir miktarda alkol tamamen güvenli değildir. Alkol tüketmemek en iyisidir. Sigara içmek birçok farklı kanser türünün riskini artırır. Bazı çalışmalar, meme kanseri riskini de artırabileceğini öne sürmektedir."
Doğum kontrol hapları
Araştırmalar 10 yıldan uzun süre kullananlarda meme kanseri riskinde biraz artış olduğunu gösteriyor.
Hormon replasman tedavisi
5-10 yıldan uzun süre kullananlarda meme kanseri riskinin arttığı gözleniyor.
Gebelikle ilgili olarak meme kanseri riskini hafifçe artıran 2 durum var. Hiç hamile kalmamak ve 35 yaşında veya daha sonra ilk gebeliği yaşamak.
Çok sayıda gebelik geçiren veya genç yaşta ilk kez hamile kalan kadınların meme kanseri riskinin daha düşük olduğu belirtilerek, "Yine de gebeliğin ve doğumun meme kanseri riski üzerindeki etkisi karmaşıktır. Örneğin, meme kanseri riski, çocuk sahibi olduktan sonraki ilk birkaç yıl daha yüksektir. Daha sonra risk zamanla azalır. Bunun nedeninin, gebelik sırasında ve doğumdan sonra meme dokusu üzerindeki hormonal etkilerden kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Çoğu çalışma, özellikle bir yıl veya daha uzun süre devam ederse, emzirmenin meme kanseri riskini biraz azaltabileceğini öne sürüyor. Bu etkinin olası bir açıklaması, emzirmenin gebelik sonrası adet döngüsünün geri dönüşünü geciktirebilmesidir. Ailede meme kanseri öyküsü: Öncelikle anne, kız kardeş ve kızdan oluşan birinci derece akrabalarda meme kanseri öyküsü riski artırmaktadır. Genetik mutasyonlar, Meme kanserlerinin yaklaşık %5-10 kadarı genetik mutasyonla yani kalıtsal geçişle alakalıdır. En çok bilinenler BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonlarıdır. Bu gen mutasyonları olan bir kişinin hayat boyu meme kanserine yakalanma riski %40-80’dir (yaşam boyu meme kanseri riski yaklaşık %20 ila %25 veya daha fazladır). Kanserlerin yaklaşık 10’da 1’i aile içinde aktarılan genetik mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Li-Fraumeni sendromu, Cowden sendromu veya Bannayan-Riley-Ruvalcaba sendromuna sahip olmak veya bu sendromlardan birine sahip birinci derece akrabaların bulunması da riski artırmaktadır. Meme dokusu yoğun olanlarda yağlı meme dokusuna göre artmış risk bildirilmiştir. 40 yaş üzeri kadınlarda meme dokusu yoğun olanlarda yağlı meme dokusuna göre yaklaşık 4 kat rölatif risk bildirilmiştir. Bu grupta genel populasyondan daha erken yaşta taramaya başlanması önerilmektedir" ifadelerine yer verildi.
Başlıca gGörüntüleme yöntemleri
Meme kanserinin görüntülenmesi ve teşhisindeki başlıca yöntemler ve yapılış biçimleri şöyle aktarıldı:
"Düşük Dozlu X-ışını, Mamografi (MG) memenin düşük dozlu röntgenidir. Erken evre, asemptomatik tümörleri tespit etmek ve ölüm oranlarını azaltmak için mamografi altın standart görüntüleme aracı olarak kullanılmaktadır. İnceleme için en uygun zaman adet döngüsünün başlangıcından itibaren 5-12. günler arasıdır. İnceleme öncesi parfüm, deodorant, pudra, roll on ve benzeri şeyler, yanıltıcı görünümlerin oluşmaması için kullanılmamalıdır. Mamografi tanısal veya tarama amaçlı yapılır. Temel tarama aracıdır ve nüfus genelinde meme kanseri ölüm oranlarını azalttığı evrensel olarak kanıtlanmış tek yöntemdir. Düzenli mamografiler, fiziksel belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce kanser olabilecek meme değişikliklerini sıklıkla tespit edebilir. Meme kanserinin mamografi ile taranması ilk olarak 1960 yıllardan itibaren New York‘ta yapılan Health Insurance Plan çalışması ile başladı. On yıllarca süren araştırmaların sonuçları açıkça gösteriyor ki, düzenli mamografi çektiren kadınlarda meme kanseri daha erken teşhis ediliyor, memenin tamamının alınmasını gerektiren ameliyat ve kemoterapi gibi agresif tedavilere ihtiyaç duyma olasılıkları azalıyor. Genel olarak veriler değerlendirildiğinde MG taraması ölümü %25-30 arasında azaltmaktadır. Tarama mamografisi asemptomatik kadınlarda klinik bulgu ortaya çıkmadan meme kanserini saptayarak meme kanserinden ölümlerin azalmasını sağlayabilen tek kanıtlanmış görüntüleme yöntemidir. Tarama mamografisi 40 yaş ve üzeri asemptomatik olgularda yılda bir ya da en geç 2 yılda bir yapılmalıdır. Ancak yüksek risk grubunda ise daha erken yaşta başlanabilir. Erken teşhis, daha az agresif tedavi gerektiren daha küçük tümörlerin bulunmasını sağlar. Düzenli mamografi taramaları, meme kanserinden ölüm riskini genel olarak azaltır. Tarama mamografileri, kendini iyi hisseden ve görünür hiçbir belirti veya semptomu olmayan kadınlarda kanseri kontrol etmek için kullanılır."
Değişikliklerin takibi
Radyologların meme dokusundaki ince değişiklikleri tespit etmek için yeni mamografi görüntülerini geçmiş görüntülerle karşılaştırdığı aktarıldı.
Tarama amacıyla, bir kadının Kişisel meme kanseri öyküsü, Ailede güçlü bir meme kanseri öyküsü. BRCA geni gibi, meme kanseri riskini artırdığı bilinen bir gen değişikliği (mutasyon). 30 yaşından önce boyun, göğüs bölgesine radyoterapi uygulanması öyküsü gibi belirtilerden birine sahipse yüksek risk grubunda kabul edilir. Yüksek riskli grupta mamografiye ilaveten taramada US yapılabilir. Meme kanseri tedavisi alan, özellikle 50 yaş öncesinde tanı alan, dens memeye sahip olgularda yıllık MR yapılması da önerilir.
Kadının yaş ve eşlik eden diğer hastalıkların varlığına bağlı olarak beklenen yaşam süresi 5 yıl altında ise taramanın durdurulması öneriliyor.
Tanısal mamografinin yapılması, kitle, aksillada lenfadenopati, meme başı akıntısı, cilt değişiklikleri, hassasiyet bulguları, fokal veya diffüz ağrı durumlarında önerilir.
Mamografinin riskleri ve sınırlamaları
Mamografide tarama sırasında bulunmasaydı hiçbir soruna yol açmayacak bir kanserin teşhis edilme olasılığı düşüktür. Mamografi çektirecek kişilerin ne beklemeleri gerektiğini bilmeleri ve taramanın faydalarını ve sınırlamalarını anlamaları önemlidir. Rahatsızlık, Test sırasında en iyi görüntüleri elde etmek için ağrı veya rahatsızlık hissedilebilir. Teşhisin atlanması, Tüm meme kanserleri tarama mamografilerinde tespit edilemez. Bunlara yanlış negatif testler denir. Yanlış pozitif sonuçlar, Kanser olduğu düşünülen bir bölgenin aslında iyi huylu olması durumunda ortaya çıkar. Bu durum ek testlere, duygusal sıkıntıya ve ek maliyetlere yol açabilir.
3D (3 boyutlu) mamografiler
Son yıllarda, yaygın olarak 3 boyutlu mamografi olarak bilinen dijital meme tomosentezi adı verilen daha yeni bir mamografi türü yaygın hale geldi. Dijital meme tomosentezi özellikle yoğun dokularda kanser tespitini iyileştirir ve yanlış pozitif geri çağırma oranlarını düşürür.
Birçok çalışma, 3 boyutlu mamografinin taramadan sonra takip testleri için tekrar çağrılma olasılığını azalttığını gösterdi. Ayrıca daha fazla meme kanserini tespit ettiği ve bazı çalışmaların yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda faydalı olabileceği ortaya konmuştur. Ancak, 3 boyutlu mamografiler genellikle 2 boyutlu mamografilerden daha pahalıdır. Amerikan Kanser Derneği (ACS) meme kanseri tarama kılavuzları hem 2 boyutlu hem de 3 boyutlu mamografiyi önermekte.
Acıbadem Hastanesi tarafından meme kanserinin, kadınlarda en sık görülen kanser türü olup çoğunlukla orta ve ileri yaşlı kadınlarda görüldüğü bildirildi. Tanı alma medyan yaşının 54 olduğu açıklandı. Meme kanseri teşhisi konulan kadınların yaklaşık 10’da 1’i 45 yaşından küçük. Genel olarak, bir kadının hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanma riski ortalama yüzde 13 civarında seyrediyor. Bu, her 8 kadından yaklaşık 1’inin meme kanserine yakalanacağı anlamına geliyor. Daha önce meme kanseri geçirmiş olan kadınlarda ikinci bir meme kanseri oluşma riski daha yüksek olduğu belirtiliyor.
Son yıllarda meme kanseri görülme oranları yılda yüzde 1 oranında artmıştır. Bu artış, 50 yaşın altındaki kadınlarda biraz daha fazladır (yüzde 1,4). Bunun nedeni muhtemelen genç kadınların aşırı kilo, daha az çocuk sahibi olma veya 30 yaşından sonra ilk çocuk sahibi olma gibi riski artıran bazı faktörlere daha yatkın olmaları olarak bildirildi. Acıbadem Hastanesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Meme kanseri, akciğer kanserinden sonra kadınlarda kanserden ölümün ikinci en yaygın nedenidir. Bununla birlikte meme kanserinden ölüm oranları 1989’dan beri istikrarlı bir şekilde azalmakta olup, 2023 yılına kadar toplamda %44’lük bir düşüş kaydedilmiştir. Bu durum büyük olasılıkla, tarama yöntemleri ve artan farkındalık sayesinde meme kanserinin daha erken teşhis edilmesinin yanı sıra daha iyi tedavilerin bir sonucudur. Meme kanseri evreleri incelendiğinde vakaların %45,9’unun lokalize evrede tanı aldığı görülmektedir. Meme kanseri teşhisi konulan kadınların yaklaşık %75’inde aile öyküsü veya bilinen risk faktörü bulunmamaktadır; bu nedenle rutin tarama herkes için hayati önem taşımaktadır. Meme Kanseri Risk Faktörleri, her kadının meme kanseri riski değişir. Meme kanseri risk faktörlerinden bazıları, obesite, beslenme ve fiziksel aktivite gibi değiştirilebilecek şeylerdir. Diğer riskler ise yaş, ırk, etnik köken, hamilelik veya genetik gibi faktörleri içerir. Menopoz öncesinde, bir kadının yumurtalıkları vücuttaki östrojenin büyük kısmını üretir. Menopozdan sonra östrojenin çoğu yağ dokusundan gelir. Menopozdan sonra daha fazla yağ dokusuna sahip olmak östrojen seviyelerini yükseltebilir ve meme kanseri riskini artırabilir. Yine de kilo ile meme kanseri riski arasındaki bağlantı karmaşıktır. Örneğin, Menopozdan sonra kilo alan kadınlarda menopoz sonrası meme kanseri riski daha yüksektir. Menopoz öncesinde fazla kilonuz varsa risk daha düşüktür. Aşırı kilolu kişilerin kan insülin seviyeleri de genellikle daha yüksektir. Yüksek insülin seviyelerinin meme kanseri de dahil olmak üzere bazı kanser türleriyle bağlantısı bulunmaktadır. Fiziksel aktivite düzeyini artırmak meme kanseri riskini azaltabilir. Fiziksel aktivitenin meme kanseri riskini nasıl azalttığı tam olarak belli değildir. Bunun nedeni, fiziksel aktivitenin iltihaplanmayı ve hormon seviyelerini etkilemesi olabilir. Yetişkinlerin haftada 300 dakika veya daha fazla aktivite yapması önerilmektedir. Alkol kullanımı meme kanseri riskini artırır. Ayrıca baş boyun ile sindirim sistemi kanserleri gibi diğer kanser türlerinin riskini de artırır. Ne kadar çok alkol tüketilirse risk de o kadar artar. Örneğin, günde 2 alkollü içecek tüketmek, günde 1 alkollü içecek tüketmeye göre meme kanseri riskini daha fazla artırır. Hiçbir miktarda alkol tamamen güvenli değildir. Alkol tüketmemek en iyisidir. Sigara içmek birçok farklı kanser türünün riskini artırır. Bazı çalışmalar, meme kanseri riskini de artırabileceğini öne sürmektedir."
Doğum kontrol hapları
Araştırmalar 10 yıldan uzun süre kullananlarda meme kanseri riskinde biraz artış olduğunu gösteriyor.
Hormon replasman tedavisi
5-10 yıldan uzun süre kullananlarda meme kanseri riskinin arttığı gözleniyor.
Gebelikle ilgili olarak meme kanseri riskini hafifçe artıran 2 durum var. Hiç hamile kalmamak ve 35 yaşında veya daha sonra ilk gebeliği yaşamak.
Çok sayıda gebelik geçiren veya genç yaşta ilk kez hamile kalan kadınların meme kanseri riskinin daha düşük olduğu belirtilerek, "Yine de gebeliğin ve doğumun meme kanseri riski üzerindeki etkisi karmaşıktır. Örneğin, meme kanseri riski, çocuk sahibi olduktan sonraki ilk birkaç yıl daha yüksektir. Daha sonra risk zamanla azalır. Bunun nedeninin, gebelik sırasında ve doğumdan sonra meme dokusu üzerindeki hormonal etkilerden kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Çoğu çalışma, özellikle bir yıl veya daha uzun süre devam ederse, emzirmenin meme kanseri riskini biraz azaltabileceğini öne sürüyor. Bu etkinin olası bir açıklaması, emzirmenin gebelik sonrası adet döngüsünün geri dönüşünü geciktirebilmesidir. Ailede meme kanseri öyküsü: Öncelikle anne, kız kardeş ve kızdan oluşan birinci derece akrabalarda meme kanseri öyküsü riski artırmaktadır. Genetik mutasyonlar, Meme kanserlerinin yaklaşık %5-10 kadarı genetik mutasyonla yani kalıtsal geçişle alakalıdır. En çok bilinenler BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonlarıdır. Bu gen mutasyonları olan bir kişinin hayat boyu meme kanserine yakalanma riski %40-80’dir (yaşam boyu meme kanseri riski yaklaşık %20 ila %25 veya daha fazladır). Kanserlerin yaklaşık 10’da 1’i aile içinde aktarılan genetik mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Li-Fraumeni sendromu, Cowden sendromu veya Bannayan-Riley-Ruvalcaba sendromuna sahip olmak veya bu sendromlardan birine sahip birinci derece akrabaların bulunması da riski artırmaktadır. Meme dokusu yoğun olanlarda yağlı meme dokusuna göre artmış risk bildirilmiştir. 40 yaş üzeri kadınlarda meme dokusu yoğun olanlarda yağlı meme dokusuna göre yaklaşık 4 kat rölatif risk bildirilmiştir. Bu grupta genel populasyondan daha erken yaşta taramaya başlanması önerilmektedir" ifadelerine yer verildi.
Başlıca gGörüntüleme yöntemleri
Meme kanserinin görüntülenmesi ve teşhisindeki başlıca yöntemler ve yapılış biçimleri şöyle aktarıldı:
"Düşük Dozlu X-ışını, Mamografi (MG) memenin düşük dozlu röntgenidir. Erken evre, asemptomatik tümörleri tespit etmek ve ölüm oranlarını azaltmak için mamografi altın standart görüntüleme aracı olarak kullanılmaktadır. İnceleme için en uygun zaman adet döngüsünün başlangıcından itibaren 5-12. günler arasıdır. İnceleme öncesi parfüm, deodorant, pudra, roll on ve benzeri şeyler, yanıltıcı görünümlerin oluşmaması için kullanılmamalıdır. Mamografi tanısal veya tarama amaçlı yapılır. Temel tarama aracıdır ve nüfus genelinde meme kanseri ölüm oranlarını azalttığı evrensel olarak kanıtlanmış tek yöntemdir. Düzenli mamografiler, fiziksel belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce kanser olabilecek meme değişikliklerini sıklıkla tespit edebilir. Meme kanserinin mamografi ile taranması ilk olarak 1960 yıllardan itibaren New York‘ta yapılan Health Insurance Plan çalışması ile başladı. On yıllarca süren araştırmaların sonuçları açıkça gösteriyor ki, düzenli mamografi çektiren kadınlarda meme kanseri daha erken teşhis ediliyor, memenin tamamının alınmasını gerektiren ameliyat ve kemoterapi gibi agresif tedavilere ihtiyaç duyma olasılıkları azalıyor. Genel olarak veriler değerlendirildiğinde MG taraması ölümü %25-30 arasında azaltmaktadır. Tarama mamografisi asemptomatik kadınlarda klinik bulgu ortaya çıkmadan meme kanserini saptayarak meme kanserinden ölümlerin azalmasını sağlayabilen tek kanıtlanmış görüntüleme yöntemidir. Tarama mamografisi 40 yaş ve üzeri asemptomatik olgularda yılda bir ya da en geç 2 yılda bir yapılmalıdır. Ancak yüksek risk grubunda ise daha erken yaşta başlanabilir. Erken teşhis, daha az agresif tedavi gerektiren daha küçük tümörlerin bulunmasını sağlar. Düzenli mamografi taramaları, meme kanserinden ölüm riskini genel olarak azaltır. Tarama mamografileri, kendini iyi hisseden ve görünür hiçbir belirti veya semptomu olmayan kadınlarda kanseri kontrol etmek için kullanılır."
Değişikliklerin takibi
Radyologların meme dokusundaki ince değişiklikleri tespit etmek için yeni mamografi görüntülerini geçmiş görüntülerle karşılaştırdığı aktarıldı.
Tarama amacıyla, bir kadının Kişisel meme kanseri öyküsü, Ailede güçlü bir meme kanseri öyküsü. BRCA geni gibi, meme kanseri riskini artırdığı bilinen bir gen değişikliği (mutasyon). 30 yaşından önce boyun, göğüs bölgesine radyoterapi uygulanması öyküsü gibi belirtilerden birine sahipse yüksek risk grubunda kabul edilir. Yüksek riskli grupta mamografiye ilaveten taramada US yapılabilir. Meme kanseri tedavisi alan, özellikle 50 yaş öncesinde tanı alan, dens memeye sahip olgularda yıllık MR yapılması da önerilir.
Kadının yaş ve eşlik eden diğer hastalıkların varlığına bağlı olarak beklenen yaşam süresi 5 yıl altında ise taramanın durdurulması öneriliyor.
Tanısal mamografinin yapılması, kitle, aksillada lenfadenopati, meme başı akıntısı, cilt değişiklikleri, hassasiyet bulguları, fokal veya diffüz ağrı durumlarında önerilir.
Mamografinin riskleri ve sınırlamaları
Mamografide tarama sırasında bulunmasaydı hiçbir soruna yol açmayacak bir kanserin teşhis edilme olasılığı düşüktür. Mamografi çektirecek kişilerin ne beklemeleri gerektiğini bilmeleri ve taramanın faydalarını ve sınırlamalarını anlamaları önemlidir. Rahatsızlık, Test sırasında en iyi görüntüleri elde etmek için ağrı veya rahatsızlık hissedilebilir. Teşhisin atlanması, Tüm meme kanserleri tarama mamografilerinde tespit edilemez. Bunlara yanlış negatif testler denir. Yanlış pozitif sonuçlar, Kanser olduğu düşünülen bir bölgenin aslında iyi huylu olması durumunda ortaya çıkar. Bu durum ek testlere, duygusal sıkıntıya ve ek maliyetlere yol açabilir.
3D (3 boyutlu) mamografiler
Son yıllarda, yaygın olarak 3 boyutlu mamografi olarak bilinen dijital meme tomosentezi adı verilen daha yeni bir mamografi türü yaygın hale geldi. Dijital meme tomosentezi özellikle yoğun dokularda kanser tespitini iyileştirir ve yanlış pozitif geri çağırma oranlarını düşürür.
Birçok çalışma, 3 boyutlu mamografinin taramadan sonra takip testleri için tekrar çağrılma olasılığını azalttığını gösterdi. Ayrıca daha fazla meme kanserini tespit ettiği ve bazı çalışmaların yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda faydalı olabileceği ortaya konmuştur. Ancak, 3 boyutlu mamografiler genellikle 2 boyutlu mamografilerden daha pahalıdır. Amerikan Kanser Derneği (ACS) meme kanseri tarama kılavuzları hem 2 boyutlu hem de 3 boyutlu mamografiyi önermekte.
Ankara HABERİ
www.ehaber.tv.tr
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

