Turizmin başkenti ağustosta nitelikli tesislerde yüzde 95 doluluğa ulaştı
EKONOMİ
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
18.08.2026 - 13:00, Güncelleme:
18.08.2026 - 12:34
Turizmin başkenti ağustosta nitelikli tesislerde yüzde 95 doluluğa ulaştı
Turizmin başkenti ağustosta nitelikli tesislerde yüzde 95 doluluğa ulaştı
Antalya’da 1 Ağustos’ta 103 bin 200 yabancı ziyaretçiyle 2026 yılının günlük giriş rekoru kırılırken, ağustos ayında özellikle nitelikli tesislerde doluluk oranları yüzde 90-95’in üzerine çıktı. POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu, "Temmuzdan itibaren ciddi bir toparlanma görüyoruz. Önemli olan sadece bu yılı kurtarmak değil, 2027 satışlarına girerken ana pazarlarımızdaki rekabet gücümüzü yeniden güçlendirmektir" dedi.Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan, sahip olduğu konaklama kapasitesi ve sunduğu turizm çeşitliliğiyle öne çıkan Antalya’da yılın en yoğun dönemi yaşanıyor. Kent, ocak-temmuz döneminde 8 milyon 359 bin yabancı ziyaretçiyi ağırlarken, 1 Ağustos’ta 103 bin 200 yabancı ziyaretçiyle 2026 yılının günlük giriş rekoruna ulaştı. Ağustos ayında özellikle nitelikli tesislerde doluluk oranları yüzde 90-95’in üzerine çıktı.Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya’nın ocak-temmuz dönemindeki yabancı ziyaretçi sayısının geçen yılın aynı döneminin yaklaşık yüzde 7 gerisinde kaldığını, temmuz ayından itibaren ise toparlanma yaşandığını söyledi."Yüksek doluluk ilk aylardaki kaybı ortadan kaldırmıyor"Günlük giriş rekoru ve ağustos ayındaki dolulukların turizm sezonundaki hareketliliğin önemli göstergeleri olduğunu belirten Saatçioğlu, "Antalya, ocak-temmuz döneminde 8 milyon 359 bin yabancı ziyaretçiye ulaştı ancak bu rakam geçen yılın yaklaşık yüzde 7 gerisinde. Buna karşılık temmuzdan itibaren ciddi bir toparlanma görüyoruz. 1 Ağustos’ta 103 bin 200 yabancı ziyaretçiyle 2026 yılının günlük giriş rekorunun kırılması da bunun önemli bir göstergesi. Ağustos ayında özellikle nitelikli tesislerde yüzde 90-95’in üzerinde doluluklar görülüyor. Dolayısıyla bugün Antalya’da ‘turist gelmiyor’ demek doğru değil. Ancak rekor bir gün veya yüksek ağustos doluluğu, sezonun ilk aylarında yaşanan kaybı da ortadan kaldırmıyor. Bizim açımızdan asıl mesele artık sadece otelin dolması değil, hangi fiyatla dolduğu ve sezon sonunda ne kadar kârlılık oluşturabildiğidir" dedi.İngiltere pazarında yüzde 12 gerilemeAntalya’nın ana turizm pazarlarındaki gerilemeye değinen Saatçioğlu, yılın ilk 7 ayında Rusya pazarının yaklaşık yüzde 2,4, Almanya’nın yüzde 6, İngiltere’nin ise yüzde 12 geçen yılın gerisinde kaldığını bildirdi. Temmuz ayında Rusya pazarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artış yaşandığını aktaran Saatçioğlu, bu verinin toparlanmanın başladığını gösterdiğini ifade etti.Talepteki gerilemenin birden fazla nedeni bulunduğunu söyleyen Saatçioğlu, "Jeopolitik gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesi, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, kaynak pazarlardaki ekonomik belirsizlik ve tatil bütçelerindeki hassasiyet talebi etkiliyor. Döviz kurlarının hala olması gereken seviyede bulunmaması, fiyat politikamızda elimizi kolumuzu bağlıyor. Giderlerimizin Türk lirası olması, enflasyona maruz kalmaya devam etmesi ve döviz kurlarıyla paralel gitmemesi bizim için en büyük sorun" ifadelerini kullandı."İlk aylardaki kaybın tamamen kapanacağını söylemek için erken"Ağustos ayının güçlü geçtiğini ve eylül ayına ilişkin rezervasyonların olumlu göründüğünü belirten Saatçioğlu, yıl sonuna doğru geçen yılla aradaki farkın daralmasını beklediklerini kaydetti. Saatçioğlu, "Ancak ilk aylardaki kaybın tamamen kapanacağını bugünden söylemek için erken. Önemli olan sadece bu yılı kurtarmak değil, 2027 satışlarına girerken ana pazarlarımızdaki rekabet gücümüzü yeniden güçlendirmektir" dedi."Sektörün asıl problemi maliyet-kur-gelir dengesi"Turist sayısından daha önemli problemin maliyet-kur-gelir dengesi olduğunu vurgulayan Saatçioğlu, personel, gıda, enerji, lojman, servis ve diğer işletme giderlerinin hızla arttığını söyledi. Döviz gelirlerindeki artışın maliyetlerdeki yükselişi aynı oranda karşılamadığını aktaran Saatçioğlu, bu durumun sektörde en fazla konuşulan konular arasında bulunduğunu belirtti. Rezervasyonların son dakikaya kalmasının otellerin gelir yönetimini de zorlaştırdığına dikkati çeken Saatçioğlu, "Otelci önünü daha kısa süre görebiliyor, boş kalan kapasiteyi doldurabilmek için dönemsel kampanya ve indirim baskısıyla karşılaşabiliyor. Bu da doluluğu yükseltirken ortalama oda fiyatını ve kârlılığı aşağı çekebiliyor" diye konuştu."Hedefimiz ucuz olmak değil"Antalya’nın fiyat-performans avantajının hâlâ güçlü olduğunu ancak her pazarda "en ucuz destinasyon" olmadığını kabul etmek gerektiğini ifade eden Saatçioğlu, güncel Alman satış verilerinde Antalya’nın bazı Yunan adaları ve Mallorca’dan daha rekabetçi göründüğünü, Mısır’ın ise daha düşük fiyat sunabildiğini söyledi. Türkiye’nin yeniden "ucuz destinasyon" olmaya çalışmasını doğru bulmadığını dile getiren Saatçioğlu, "Hedefimiz ucuz olmak değil, ödediği paranın karşılığında misafire rakiplerimizden daha fazla değer sunmak olmalı" ifadelerini kullandı."Mikroplastik destinasyonun geleceğiyle ilgili bir turizm meselesi"Antalya kıyılarında gündeme gelen mikroplastik ve deniz kirliliğiyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Saatçioğlu, konunun şu aşamada kent genelindeki rezervasyon davranışlarını etkileyen yaygın bir turist endişesine dönüştüğüne ilişkin veri bulunmadığını söyledi. Rusya Tur Operatörleri Birliğinin aktardığı bilgilere göre Alanya bölgesinde Rus turistlerden denizin veya otel plajlarının temizliği konusunda tur operatörlerine ulaşan yaygın bir şikâyetin bulunmadığını belirten Saatçioğlu, şöyle konuştu: "Ancak bu, konuyu küçümsememiz gerektiği anlamına kesinlikle gelmiyor. Deniz, Antalya turizminin en önemli sermayelerinden biridir. Dolayısıyla mikroplastik ve deniz kirliliğini yalnızca çevre sorunu değil, doğrudan destinasyonun geleceğiyle ilgili bir turizm meselesi olarak görmeliyiz."
Turizmin başkenti ağustosta nitelikli tesislerde yüzde 95 doluluğa ulaştı
Antalya’da 1 Ağustos’ta 103 bin 200 yabancı ziyaretçiyle 2026 yılının günlük giriş rekoru kırılırken, ağustos ayında özellikle nitelikli tesislerde doluluk oranları yüzde 90-95’in üzerine çıktı. POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu, "Temmuzdan itibaren ciddi bir toparlanma görüyoruz. Önemli olan sadece bu yılı kurtarmak değil, 2027 satışlarına girerken ana pazarlarımızdaki rekabet gücümüzü yeniden güçlendirmektir" dedi.
Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan, sahip olduğu konaklama kapasitesi ve sunduğu turizm çeşitliliğiyle öne çıkan Antalya’da yılın en yoğun dönemi yaşanıyor. Kent, ocak-temmuz döneminde 8 milyon 359 bin yabancı ziyaretçiyi ağırlarken, 1 Ağustos’ta 103 bin 200 yabancı ziyaretçiyle 2026 yılının günlük giriş rekoruna ulaştı. Ağustos ayında özellikle nitelikli tesislerde doluluk oranları yüzde 90-95’in üzerine çıktı.
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya’nın ocak-temmuz dönemindeki yabancı ziyaretçi sayısının geçen yılın aynı döneminin yaklaşık yüzde 7 gerisinde kaldığını, temmuz ayından itibaren ise toparlanma yaşandığını söyledi.
"Yüksek doluluk ilk aylardaki kaybı ortadan kaldırmıyor"
Günlük giriş rekoru ve ağustos ayındaki dolulukların turizm sezonundaki hareketliliğin önemli göstergeleri olduğunu belirten Saatçioğlu, "Antalya, ocak-temmuz döneminde 8 milyon 359 bin yabancı ziyaretçiye ulaştı ancak bu rakam geçen yılın yaklaşık yüzde 7 gerisinde. Buna karşılık temmuzdan itibaren ciddi bir toparlanma görüyoruz. 1 Ağustos’ta 103 bin 200 yabancı ziyaretçiyle 2026 yılının günlük giriş rekorunun kırılması da bunun önemli bir göstergesi. Ağustos ayında özellikle nitelikli tesislerde yüzde 90-95’in üzerinde doluluklar görülüyor. Dolayısıyla bugün Antalya’da ‘turist gelmiyor’ demek doğru değil. Ancak rekor bir gün veya yüksek ağustos doluluğu, sezonun ilk aylarında yaşanan kaybı da ortadan kaldırmıyor. Bizim açımızdan asıl mesele artık sadece otelin dolması değil, hangi fiyatla dolduğu ve sezon sonunda ne kadar kârlılık oluşturabildiğidir" dedi.
İngiltere pazarında yüzde 12 gerileme
Antalya’nın ana turizm pazarlarındaki gerilemeye değinen Saatçioğlu, yılın ilk 7 ayında Rusya pazarının yaklaşık yüzde 2,4, Almanya’nın yüzde 6, İngiltere’nin ise yüzde 12 geçen yılın gerisinde kaldığını bildirdi. Temmuz ayında Rusya pazarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artış yaşandığını aktaran Saatçioğlu, bu verinin toparlanmanın başladığını gösterdiğini ifade etti.
Talepteki gerilemenin birden fazla nedeni bulunduğunu söyleyen Saatçioğlu, "Jeopolitik gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesi, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, kaynak pazarlardaki ekonomik belirsizlik ve tatil bütçelerindeki hassasiyet talebi etkiliyor. Döviz kurlarının hala olması gereken seviyede bulunmaması, fiyat politikamızda elimizi kolumuzu bağlıyor. Giderlerimizin Türk lirası olması, enflasyona maruz kalmaya devam etmesi ve döviz kurlarıyla paralel gitmemesi bizim için en büyük sorun" ifadelerini kullandı.
"İlk aylardaki kaybın tamamen kapanacağını söylemek için erken"
Ağustos ayının güçlü geçtiğini ve eylül ayına ilişkin rezervasyonların olumlu göründüğünü belirten Saatçioğlu, yıl sonuna doğru geçen yılla aradaki farkın daralmasını beklediklerini kaydetti. Saatçioğlu, "Ancak ilk aylardaki kaybın tamamen kapanacağını bugünden söylemek için erken. Önemli olan sadece bu yılı kurtarmak değil, 2027 satışlarına girerken ana pazarlarımızdaki rekabet gücümüzü yeniden güçlendirmektir" dedi.
"Sektörün asıl problemi maliyet-kur-gelir dengesi"
Turist sayısından daha önemli problemin maliyet-kur-gelir dengesi olduğunu vurgulayan Saatçioğlu, personel, gıda, enerji, lojman, servis ve diğer işletme giderlerinin hızla arttığını söyledi. Döviz gelirlerindeki artışın maliyetlerdeki yükselişi aynı oranda karşılamadığını aktaran Saatçioğlu, bu durumun sektörde en fazla konuşulan konular arasında bulunduğunu belirtti. Rezervasyonların son dakikaya kalmasının otellerin gelir yönetimini de zorlaştırdığına dikkati çeken Saatçioğlu, "Otelci önünü daha kısa süre görebiliyor, boş kalan kapasiteyi doldurabilmek için dönemsel kampanya ve indirim baskısıyla karşılaşabiliyor. Bu da doluluğu yükseltirken ortalama oda fiyatını ve kârlılığı aşağı çekebiliyor" diye konuştu.
"Hedefimiz ucuz olmak değil"
Antalya’nın fiyat-performans avantajının hâlâ güçlü olduğunu ancak her pazarda "en ucuz destinasyon" olmadığını kabul etmek gerektiğini ifade eden Saatçioğlu, güncel Alman satış verilerinde Antalya’nın bazı Yunan adaları ve Mallorca’dan daha rekabetçi göründüğünü, Mısır’ın ise daha düşük fiyat sunabildiğini söyledi. Türkiye’nin yeniden "ucuz destinasyon" olmaya çalışmasını doğru bulmadığını dile getiren Saatçioğlu, "Hedefimiz ucuz olmak değil, ödediği paranın karşılığında misafire rakiplerimizden daha fazla değer sunmak olmalı" ifadelerini kullandı.
"Mikroplastik destinasyonun geleceğiyle ilgili bir turizm meselesi"
Antalya kıyılarında gündeme gelen mikroplastik ve deniz kirliliğiyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Saatçioğlu, konunun şu aşamada kent genelindeki rezervasyon davranışlarını etkileyen yaygın bir turist endişesine dönüştüğüne ilişkin veri bulunmadığını söyledi. Rusya Tur Operatörleri Birliğinin aktardığı bilgilere göre Alanya bölgesinde Rus turistlerden denizin veya otel plajlarının temizliği konusunda tur operatörlerine ulaşan yaygın bir şikâyetin bulunmadığını belirten Saatçioğlu, şöyle konuştu: "Ancak bu, konuyu küçümsememiz gerektiği anlamına kesinlikle gelmiyor. Deniz, Antalya turizminin en önemli sermayelerinden biridir. Dolayısıyla mikroplastik ve deniz kirliliğini yalnızca çevre sorunu değil, doğrudan destinasyonun geleceğiyle ilgili bir turizm meselesi olarak görmeliyiz."
Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan, sahip olduğu konaklama kapasitesi ve sunduğu turizm çeşitliliğiyle öne çıkan Antalya’da yılın en yoğun dönemi yaşanıyor. Kent, ocak-temmuz döneminde 8 milyon 359 bin yabancı ziyaretçiyi ağırlarken, 1 Ağustos’ta 103 bin 200 yabancı ziyaretçiyle 2026 yılının günlük giriş rekoruna ulaştı. Ağustos ayında özellikle nitelikli tesislerde doluluk oranları yüzde 90-95’in üzerine çıktı.
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya’nın ocak-temmuz dönemindeki yabancı ziyaretçi sayısının geçen yılın aynı döneminin yaklaşık yüzde 7 gerisinde kaldığını, temmuz ayından itibaren ise toparlanma yaşandığını söyledi.
"Yüksek doluluk ilk aylardaki kaybı ortadan kaldırmıyor"
Günlük giriş rekoru ve ağustos ayındaki dolulukların turizm sezonundaki hareketliliğin önemli göstergeleri olduğunu belirten Saatçioğlu, "Antalya, ocak-temmuz döneminde 8 milyon 359 bin yabancı ziyaretçiye ulaştı ancak bu rakam geçen yılın yaklaşık yüzde 7 gerisinde. Buna karşılık temmuzdan itibaren ciddi bir toparlanma görüyoruz. 1 Ağustos’ta 103 bin 200 yabancı ziyaretçiyle 2026 yılının günlük giriş rekorunun kırılması da bunun önemli bir göstergesi. Ağustos ayında özellikle nitelikli tesislerde yüzde 90-95’in üzerinde doluluklar görülüyor. Dolayısıyla bugün Antalya’da ‘turist gelmiyor’ demek doğru değil. Ancak rekor bir gün veya yüksek ağustos doluluğu, sezonun ilk aylarında yaşanan kaybı da ortadan kaldırmıyor. Bizim açımızdan asıl mesele artık sadece otelin dolması değil, hangi fiyatla dolduğu ve sezon sonunda ne kadar kârlılık oluşturabildiğidir" dedi.
İngiltere pazarında yüzde 12 gerileme
Antalya’nın ana turizm pazarlarındaki gerilemeye değinen Saatçioğlu, yılın ilk 7 ayında Rusya pazarının yaklaşık yüzde 2,4, Almanya’nın yüzde 6, İngiltere’nin ise yüzde 12 geçen yılın gerisinde kaldığını bildirdi. Temmuz ayında Rusya pazarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artış yaşandığını aktaran Saatçioğlu, bu verinin toparlanmanın başladığını gösterdiğini ifade etti.
Talepteki gerilemenin birden fazla nedeni bulunduğunu söyleyen Saatçioğlu, "Jeopolitik gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesi, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, kaynak pazarlardaki ekonomik belirsizlik ve tatil bütçelerindeki hassasiyet talebi etkiliyor. Döviz kurlarının hala olması gereken seviyede bulunmaması, fiyat politikamızda elimizi kolumuzu bağlıyor. Giderlerimizin Türk lirası olması, enflasyona maruz kalmaya devam etmesi ve döviz kurlarıyla paralel gitmemesi bizim için en büyük sorun" ifadelerini kullandı.
"İlk aylardaki kaybın tamamen kapanacağını söylemek için erken"
Ağustos ayının güçlü geçtiğini ve eylül ayına ilişkin rezervasyonların olumlu göründüğünü belirten Saatçioğlu, yıl sonuna doğru geçen yılla aradaki farkın daralmasını beklediklerini kaydetti. Saatçioğlu, "Ancak ilk aylardaki kaybın tamamen kapanacağını bugünden söylemek için erken. Önemli olan sadece bu yılı kurtarmak değil, 2027 satışlarına girerken ana pazarlarımızdaki rekabet gücümüzü yeniden güçlendirmektir" dedi.
"Sektörün asıl problemi maliyet-kur-gelir dengesi"
Turist sayısından daha önemli problemin maliyet-kur-gelir dengesi olduğunu vurgulayan Saatçioğlu, personel, gıda, enerji, lojman, servis ve diğer işletme giderlerinin hızla arttığını söyledi. Döviz gelirlerindeki artışın maliyetlerdeki yükselişi aynı oranda karşılamadığını aktaran Saatçioğlu, bu durumun sektörde en fazla konuşulan konular arasında bulunduğunu belirtti. Rezervasyonların son dakikaya kalmasının otellerin gelir yönetimini de zorlaştırdığına dikkati çeken Saatçioğlu, "Otelci önünü daha kısa süre görebiliyor, boş kalan kapasiteyi doldurabilmek için dönemsel kampanya ve indirim baskısıyla karşılaşabiliyor. Bu da doluluğu yükseltirken ortalama oda fiyatını ve kârlılığı aşağı çekebiliyor" diye konuştu.
"Hedefimiz ucuz olmak değil"
Antalya’nın fiyat-performans avantajının hâlâ güçlü olduğunu ancak her pazarda "en ucuz destinasyon" olmadığını kabul etmek gerektiğini ifade eden Saatçioğlu, güncel Alman satış verilerinde Antalya’nın bazı Yunan adaları ve Mallorca’dan daha rekabetçi göründüğünü, Mısır’ın ise daha düşük fiyat sunabildiğini söyledi. Türkiye’nin yeniden "ucuz destinasyon" olmaya çalışmasını doğru bulmadığını dile getiren Saatçioğlu, "Hedefimiz ucuz olmak değil, ödediği paranın karşılığında misafire rakiplerimizden daha fazla değer sunmak olmalı" ifadelerini kullandı.
"Mikroplastik destinasyonun geleceğiyle ilgili bir turizm meselesi"
Antalya kıyılarında gündeme gelen mikroplastik ve deniz kirliliğiyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Saatçioğlu, konunun şu aşamada kent genelindeki rezervasyon davranışlarını etkileyen yaygın bir turist endişesine dönüştüğüne ilişkin veri bulunmadığını söyledi. Rusya Tur Operatörleri Birliğinin aktardığı bilgilere göre Alanya bölgesinde Rus turistlerden denizin veya otel plajlarının temizliği konusunda tur operatörlerine ulaşan yaygın bir şikâyetin bulunmadığını belirten Saatçioğlu, şöyle konuştu: "Ancak bu, konuyu küçümsememiz gerektiği anlamına kesinlikle gelmiyor. Deniz, Antalya turizminin en önemli sermayelerinden biridir. Dolayısıyla mikroplastik ve deniz kirliliğini yalnızca çevre sorunu değil, doğrudan destinasyonun geleceğiyle ilgili bir turizm meselesi olarak görmeliyiz."
Antalya HABERİ
www.ehaber.tv.tr
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

