Uzun süreli yalnızlık beyni sürekli tehdit algısında tutuyor
SAĞLIK
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
30.09.2026 - 10:01, Güncelleme:
30.09.2026 - 09:39
Uzun süreli yalnızlık beyni sürekli tehdit algısında tutuyor
Uzun süreli yalnızlık beyni sürekli tehdit algısında tutuyor
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Beste Çokavgil, uzun süreli yalnızlığın beynin sosyal çevreyi tehditkar algılamasına ve sinir sisteminin sürekli tetikte kalmasına yol açtığını belirterek, bu durumun uyku, dikkat ve tahammül problemlerini beraberinde getirdiğini söyledi.Modern yaşamda giderek yaygınaşan sosyal izolasyon ve uzun süreli yalnızlık, bireylerin yalnızca psikolojisini değil, bilmekle alakalı ve nörolojik süreçlerini de doğrudan etkiliyor. Yalnız kalan bireylerin çevreden gelen sinyalleri farklı yorumladığına dikkat çeken Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Beste Çokavgil, beynin mjtemel tehditlere odaklanmasının zihinsel yorgunluk ve öğrenme güçlükleri oluşturduğunu ifade etti. Çokavgil, doğru adımlar ve gerektiğinde psikolojik destekle beynin yeniden sağlıklı sosyal bağlar kurabileceğini vurguladı."Belirsiz durumlar dışlanma ya da reddedilme olarak yorumlanabiliyor"Uzun süreli yalnızlığın bireyin algı dünyasında oluşturduğu değişimleri aktaran Uzman Klinik Psikolog Beste Çokavgil, "Uzun süreli yalnızlık, beynimizin sosyal çevreyi daha tehditkar algılamasına sebep olabiliyor. Bu noktada kişi, diğer insanların sözlerini ya da davranışlarını aşırı analiz etme eğiliminde olabiliyor. Bununla beraber belirsiz olan bir olayı ya da durumu maalesef dışlanma veya reddedilme olarak yorumlayabiliyoruz. Özellikle sürekli tetikte olunduğu için sinir sistemimiz daha aktif çalışıyor; bu da uyku problemleri, tahammülsüzlük ya da zihinsel yorgunluk olarak ortaya çıkabiliyor" dedi."Hafıza ve dikkat problemleri kalıcı değil"Beynin kaynaklarını tehdit algısına harcamasının bilmekle alakalı fonksiyonları zayıflattığını ancak bu durumun geri döndürülebilir olduğunu belirten Çokavgil, "Beynimizin önemli bir kısmı muhtemel sosyal tehditlere odaklandığı için hafıza, öğrenme ve dikkat problemleri de yaşanabiliyor. Tabii ki bunlar kalıcı durumlar değil. Düzenli bir sosyal çevre, sağlıklı sosyal bağlar ve gerektiğinde psikolojik destek aldığımız zaman beynimiz yeniden bağ kurmayı öğrenebilir. İnsan sosyal bir varlık ve sosyalleşmek bizim için hayati bir önem taşıyor. Uzun süre sosyalleşememek psikolojik olarak çok büyük olumsuzluklara yol açabiliyor" ifadelerini kullandı.
Uzun süreli yalnızlık beyni sürekli tehdit algısında tutuyor
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Beste Çokavgil, uzun süreli yalnızlığın beynin sosyal çevreyi tehditkar algılamasına ve sinir sisteminin sürekli tetikte kalmasına yol açtığını belirterek, bu durumun uyku, dikkat ve tahammül problemlerini beraberinde getirdiğini söyledi.
Modern yaşamda giderek yaygınaşan sosyal izolasyon ve uzun süreli yalnızlık, bireylerin yalnızca psikolojisini değil, bilmekle alakalı ve nörolojik süreçlerini de doğrudan etkiliyor. Yalnız kalan bireylerin çevreden gelen sinyalleri farklı yorumladığına dikkat çeken Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Beste Çokavgil, beynin mjtemel tehditlere odaklanmasının zihinsel yorgunluk ve öğrenme güçlükleri oluşturduğunu ifade etti. Çokavgil, doğru adımlar ve gerektiğinde psikolojik destekle beynin yeniden sağlıklı sosyal bağlar kurabileceğini vurguladı.
"Belirsiz durumlar dışlanma ya da reddedilme olarak yorumlanabiliyor"
Uzun süreli yalnızlığın bireyin algı dünyasında oluşturduğu değişimleri aktaran Uzman Klinik Psikolog Beste Çokavgil, "Uzun süreli yalnızlık, beynimizin sosyal çevreyi daha tehditkar algılamasına sebep olabiliyor. Bu noktada kişi, diğer insanların sözlerini ya da davranışlarını aşırı analiz etme eğiliminde olabiliyor. Bununla beraber belirsiz olan bir olayı ya da durumu maalesef dışlanma veya reddedilme olarak yorumlayabiliyoruz. Özellikle sürekli tetikte olunduğu için sinir sistemimiz daha aktif çalışıyor; bu da uyku problemleri, tahammülsüzlük ya da zihinsel yorgunluk olarak ortaya çıkabiliyor" dedi.
"Hafıza ve dikkat problemleri kalıcı değil"
Beynin kaynaklarını tehdit algısına harcamasının bilmekle alakalı fonksiyonları zayıflattığını ancak bu durumun geri döndürülebilir olduğunu belirten Çokavgil, "Beynimizin önemli bir kısmı muhtemel sosyal tehditlere odaklandığı için hafıza, öğrenme ve dikkat problemleri de yaşanabiliyor. Tabii ki bunlar kalıcı durumlar değil. Düzenli bir sosyal çevre, sağlıklı sosyal bağlar ve gerektiğinde psikolojik destek aldığımız zaman beynimiz yeniden bağ kurmayı öğrenebilir. İnsan sosyal bir varlık ve sosyalleşmek bizim için hayati bir önem taşıyor. Uzun süre sosyalleşememek psikolojik olarak çok büyük olumsuzluklara yol açabiliyor" ifadelerini kullandı.
Modern yaşamda giderek yaygınaşan sosyal izolasyon ve uzun süreli yalnızlık, bireylerin yalnızca psikolojisini değil, bilmekle alakalı ve nörolojik süreçlerini de doğrudan etkiliyor. Yalnız kalan bireylerin çevreden gelen sinyalleri farklı yorumladığına dikkat çeken Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Beste Çokavgil, beynin mjtemel tehditlere odaklanmasının zihinsel yorgunluk ve öğrenme güçlükleri oluşturduğunu ifade etti. Çokavgil, doğru adımlar ve gerektiğinde psikolojik destekle beynin yeniden sağlıklı sosyal bağlar kurabileceğini vurguladı.
"Belirsiz durumlar dışlanma ya da reddedilme olarak yorumlanabiliyor"
Uzun süreli yalnızlığın bireyin algı dünyasında oluşturduğu değişimleri aktaran Uzman Klinik Psikolog Beste Çokavgil, "Uzun süreli yalnızlık, beynimizin sosyal çevreyi daha tehditkar algılamasına sebep olabiliyor. Bu noktada kişi, diğer insanların sözlerini ya da davranışlarını aşırı analiz etme eğiliminde olabiliyor. Bununla beraber belirsiz olan bir olayı ya da durumu maalesef dışlanma veya reddedilme olarak yorumlayabiliyoruz. Özellikle sürekli tetikte olunduğu için sinir sistemimiz daha aktif çalışıyor; bu da uyku problemleri, tahammülsüzlük ya da zihinsel yorgunluk olarak ortaya çıkabiliyor" dedi.
"Hafıza ve dikkat problemleri kalıcı değil"
Beynin kaynaklarını tehdit algısına harcamasının bilmekle alakalı fonksiyonları zayıflattığını ancak bu durumun geri döndürülebilir olduğunu belirten Çokavgil, "Beynimizin önemli bir kısmı muhtemel sosyal tehditlere odaklandığı için hafıza, öğrenme ve dikkat problemleri de yaşanabiliyor. Tabii ki bunlar kalıcı durumlar değil. Düzenli bir sosyal çevre, sağlıklı sosyal bağlar ve gerektiğinde psikolojik destek aldığımız zaman beynimiz yeniden bağ kurmayı öğrenebilir. İnsan sosyal bir varlık ve sosyalleşmek bizim için hayati bir önem taşıyor. Uzun süre sosyalleşememek psikolojik olarak çok büyük olumsuzluklara yol açabiliyor" ifadelerini kullandı.
Eskişehir HABERİ
www.ehaber.tv.tr
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

