Son günlerde dünyada ve Türkiye siyasetinde yaşanan öyle gelişmeler oluyor ki; söze hangisinden başlasam bilemedim… Hepsini anlatmaya sayfalar kifayetsiz kalır. Ama ortak bir gerçek var: bütün bu gelişmelerin merkezinde devletin onuru ve milletin iradesi duruyor...
Buna örnek olarak, Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın CHP’den ayrılıp AK Parti’ye katıldı.. Bu yalnızca bir parti değişikliği değil milletin iradesine daha yakın bir çizgiye yönelişin sembolüdür... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rozet takmasıyla taçlanan bu geçişle Sayın Çakır, siyasette devletin yanında durmanın şerefini ortaya koymuştur...
“Bir ülkenin meselelerini başka devletlere taşıyan tutum, milli iradeye karşı işlenmiş açık bir ihanet fiilidir.”
Bugün bazıları ise hâlâ ülkesini dış mihraklara şikâyet etmekten geri durmuyor.. Acaba hiç utanıyorlar mı? Türkiye’nin meselelerini yabancı odaklara taşıyanlar, aslında kendi milletine sırtını dönüyor. Bu tavır, gaflet olamaz..Bir başka devlete kendi ülkesini şikâyet eden, açıkça hainlik yapmaktadır; bu tavır doğrudan ihanetin kendisidir...
Zafer Partisi Genel Başkanının “Türk Ordusu Suriye’den geri çekilmelidir” sözleri ise bunun en açık örneğidir.Türk Ordusu’nun geri çekilmesini savunmak, devletin güvenlik stratejisine karşı çıkmaktır. Bu söylem, doğrudan devletin güvenliğine aykırı ve ihanet niteliği taşımaktadır..Çünkü Türk Ordusu’nun sınır ötesindeki varlığı, terörü kaynağında yok etmek, sınırlarımızı korumak ve milletin güvenliğini sağlamak için vardır. Ordunun geri çekilmesini istemek, teröre davetiye çıkarmak, Türkiye’yi dış güçlerin oyunlarına teslim etmek demektir...
Bu noktada Chp li yazar Yılmaz Özdil’in Yunan gazeteciye verdiği yanıt ise tam tersine milli refleksi ortaya koymuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik yapay zekâ ile hazırlanmış provokatif görsele karşı Özdil, “Erdoğan değil, Erdoğan’ın terliğini kimse alamaz. Biz varız, buradayız. Türkiye’nin herkesi gömecek kadar toprağı var” sözleriyle devletin başına yönelen saldırılara karşı dik duruş sergilemiştir...
Diğer bir gündem ise, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik yaptırımları, baskıları ve itibarsızlaştırma girişimleri dünya kamuoyunun malumudur. Washington yönetimi, Latin Amerika’daki liderleri kendi çıkarlarına göre şekillendirmeye çalışırken, Maduro’yu hedef alarak ülkesinin iç işlerine müdahale etmiştir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan, böyle bir kıyasın konusu olamaz.
Ve unutulmamalıdır;
Erdoğan, milletin iradesinin ta kendisidir.. Asla Maduro ile karşılaştırılamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin lideri, kendi milletinin iradesinden aldığı güçle dünyada söz sahibidir. Onu Latin Amerika’daki bir figürle kıyaslamak, Türkiye’nin tarihini ve devlet geleneğini görmezden gelmektir.
Recep Tayyip Erdoğan'ın varlığı, Türkiye’nin bağımsızlığının ve onurunun teminatıdır.
